Anasayfa Karar Bülteni AYM | Serkan Zirek | BN. 2023/29612

Karar Bülteni

AYM Serkan Zirek BN. 2023/29612

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/29612
Karar Tarihi 23.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedeli enflasyon karşısında değer yitirmemelidir.
  • Aşırı değer kaybı doğrudan mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Makul süre şikayetleri Tazminat Komisyonuna yöneltilmelidir.
  • Gecikmeler bireye şahsi ve olağan dışı külfet yükler.
  • İhlalin bütünüyle giderilmesi için yeniden yargılama esastır.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu güncel karar, mülkiyet hakkının enflasyonist ekonomik koşullar altında nasıl korunması gerektiği hususunda son derece kritik hukuki güvenceler barındırmaktadır. Karar hukuken, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma süreçlerinde vatandaşlara ödenmesi gereken tazminatların uzun süren yargılamalar neticesinde reel değerini yitirmesinin, anayasal bir ihlal olduğuna işaret etmektedir. Yüksek Mahkeme, enflasyon oranları ile paranın alım gücündeki düşüşün, mülkiyet hakkı sahibine ödenen bedelin gerçek karşılığını yansıtmasını engellediğini ve bu durumun kamu yararı ile birey yararı arasındaki adil dengeyi bozduğunu açıkça vurgulamaktadır. İdarenin geç ödemelerinden doğan zararların salt kanuni yasal faizlerle karşılanamayacağı içtihat bazında bir kez daha kesin biçimde ortaya konulmuştur.

Bunun yanı sıra karar, benzer mahiyetteki güncel uyuşmazlıklarda ciddi bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerde yeni yasal düzenlemelerin ne şekilde uygulanacağını netleştirmesi bakımından uygulayıcılara yol göstermektedir. Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma ihlallerine dair iddiaların bireysel başvurudan önce kurulan özel Tazminat Komisyonuna götürülmesi gerektiğini kesin bir usul kuralı olarak uygulamaya geçirmiştir. Bu yaklaşım, yüksek mahkemenin iş yükünün azaltılmasının yanı sıra, mülkiyet hakkının enflasyonist erimeye karşı korunmasında idare ve derece mahkemelerine somut bir mesaj vermesi dolayısıyla içtihat bütünlüğünü güçlendirmektedir. Alt mahkemelerin bu prensipler doğrultusunda enflasyon farklarını mutlaka gözeterek adil karar tesis etmesi zorunluluğu doğmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Serkan Zirek, kendisine ait taşınmazın idare tarafından el atılması ve devamında açılan bedel tespiti davaları sürecinde büyük mağduriyetler yaşadığını belirterek yargı yoluna başvurmuştur. Başvurucu, Hakkari Asliye Hukuk Mahkemesinde yıllarca süren davanın karara bağlanması aşamasında, idarece ödenmesine hükmedilen tazminatın ülkedeki yüksek enflasyon oranları sebebiyle gerçek değerini tamamen yitirdiğini iddia etmiştir. Dava sürecinin oldukça uzun sürmesi neticesinde kamulaştırma bedelinin alım gücünün düştüğünü savunan başvurucu, mülkiyet hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, yaşadığı ağır hak kaybının ve yargılamanın haksız yere sürüncemede bırakılmasının yarattığı mağduriyetin tam manasıyla giderilmesi maksadıyla ihlalin tespit edilmesini, dosyanın yeniden yargılama için yerel mahkemeye gönderilmesini, ayrıca uğradığı maddi zararlara karşılık 1.500.000 TL maddi ve 1.500.000 TL manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu başvuru kapsamında uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın mülkiyet hakkını güvence altına alan hükümlerine ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasını düzenleyen evrensel hukuk kurallarına dayanmıştır. Öncelikli olarak, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında bedelin ödenmesinin gecikmesi durumunda uygulanacak kurallar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarıyla somutlaşmıştır. Bu bağlamda, kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi ve ülkedeki güncel enflasyon karşısında değer kaybetmesi, vatandaşa şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklemekte olup, bu durum doğrudan mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir. İdarenin borcunu öderken uyguladığı faiz oranlarının enflasyonun altında kalması, malikin ekonomik olarak çökmesine ve mülkiyet güvencesinin zedelenmesine yol açmaktadır.

Bunun yanında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerin incelenebilirliği açısından usul kuralları yakın zamanda yeniden şekillenmiştir. Anayasa Mahkemesi, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve bu kanuna eklenen geçici düzenlemeler ışığında hareket etmiştir. Özellikle 7445 sayılı Kanun ile getirilen ve adalet sistemine entegre edilen değişikliklere göre, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları, artık doğrudan bireysel başvuruya konu edilemez. Bu tür iddialar için öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tazminat Komisyonuna başvurulması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun hükümleri gereğince, olağan ve olağanüstü başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvuruları bireysel başvurunun ikincillik ilkesi çerçevesinde reddetmektedir. Mülkiyet hakkının iadesine ilişkin olarak da aynı mevzuat çerçevesinde, tespit edilen ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için yeniden yargılama mekanizması temel çözüm yolu olarak kanunlarda yerini almıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucu Serkan Zirek'in iddialarını inceleyerek mülkiyet hakkı ve makul sürede yargılanma hakkı yönünden iki ayrı boyutta derinlemesine bir değerlendirme yapmıştır. İlk olarak, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında erimesi neticesinde mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası ele alınmıştır. Yüksek Mahkeme, önceki emsal kararlarında benimsediği istikrarlı yaklaşımı somut olaya uygulayarak, uzun süren yargılamalar sonucunda hükmedilen kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılmasının, birey üzerinde şahsi ve olağan dışı bir yük oluşturduğunu saptamıştır. Ülkemizin içinde bulunduğu zorlu ekonomik koşullar ve yüksek enflasyon oranları dikkate alındığında, geç ödenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini yansıtmaktan uzak kalması, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkına ölçüsüz ve haksız bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Mahkeme, idarenin kendi işleyişinden kaynaklanan usuli gecikmelerin faturasının vatandaşa kesilemeyeceğini belirterek mülkiyet hakkının açıkça ihlal edildiği kanaatine varmıştır.

İkinci olarak, davanın gereğinden fazla uzadığı ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddia usul hukuku yönünden mercek altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucu tarafından yeni ihdas edilen hukuki başvuru yollarını hatırlatarak, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklanan makul süre şikayetleri için öncelikle Adalet Bakanlığı nezdindeki Tazminat Komisyonuna gidilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu vurgulamıştır. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince, söz konusu idari komisyona başvuru yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gelinmesi hukuken mümkün görülmemiştir. Bu sebeple, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddia başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle usulden reddedilerek kabul edilemez bulunmuştur.

İhlalin olumsuz sonuçlarının giderilmesi hususunda ise Yüksek Mahkeme, yalnızca maddi bir tazminat ödenmesinin yeterli olmayacağını, yapısal sorunun temelden çözülmesi amacıyla yerel mahkemece yeniden yargılama yapılmasının zaruri olduğunu tespit etmiştir. İhlalin doğrudan bedelin enflasyon karşısında erimesinden kaynaklandığı dikkate alınarak, dosyanın eksikliklerin giderilmesi ve hak ihlalinin sonuçlarının telafi edilmesi amacıyla Hakkari Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Yeniden yargılama kararının hukuka aykırılığı giderecek nitelikte yeterli bir çözüm sunduğu anlaşıldığından, başvurucunun ayrıca talep ettiği yüksek miktardaki maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına hükmederek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: