Karar Bülteni
DANIŞTAY İdari Dava Daireleri Kurulu 2023/456 E. 2024/630 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu |
| Esas No | 2023/456 |
| Karar No | 2024/630 |
| Karar Tarihi | 20.03.2024 |
| Dava Türü | İptal Davası |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Kamu güvenliği için alınan önlemler idari tedbirdir.
- Kötüye kullanım ihtimali düzenlemeyi hukuka aykırı kılmaz.
- Çalışana ait brövenin mülkiyeti işletmeci kuruluşa ait olabilir.
- Bireysel ihlaller kuralın iptalini değil tazminatı gerektirir.
Bu önemli karar, idare hukukunda kamu güvenliği ve idari tedbir kavramlarının sınırlarını çizerken, çalışma hayatındaki düzenlemelere yönelik iddiaları da netleştirmesi bakımından hukuken büyük bir anlam ifade etmektedir. Kararda altı çizilen en kritik husus, demiryolu taşımacılığı gibi doğrudan can ve mal güvenliğini ilgilendiren alanlarda, idarenin riskleri minimize etmek adına aldığı sert önlemlerin cezai bir yaptırım değil, koruyucu bir "idari tedbir" olarak nitelendirilmesidir. Bir tren makinistinin yenileme eğitimini alamaması veya sağlık durumundan şüphe edilmesi hallerinde ehliyetinin geçici olarak askıya alınması kuralının, bireysel çalışma hakkının ihlali sayılamayacağı; zira burada üstün olanın toplumun yaşam hakkı ve güvenliği olduğu açıkça ortaya konmuştur.
Kararın emsal etkisi, özellikle sendikaların veya çalışanların, bir kuralın "kötüye kullanılarak mobbing aracı yapılabileceği" yönündeki soyut iddialarına karşı yargının geliştirdiği savunmada yatmaktadır. Yüksek Mahkeme, kuralın doğası gereği kamu yararı taşıması halinde, bu kuralın bazı amirler veya işletmeciler tarafından suiistimal edilme "ihtimalini" o kuralı iptal etmek için yeterli bir hukuki gerekçe olarak görmemiştir. Uygulamada bu karar; ulaşım, sağlık, enerji gibi güvenlik hassasiyeti yüksek sektörlerdeki denetim ve tedbir kurallarının iptal edilmesini zorlaştıracaktır. Yargı, kuralı iptal etmek yerine, hakkı kötüye kullanılarak mobbinge veya haksızlığa maruz kalan çalışanlara bireysel bazda tazminat davası açma yolunu işaret ederek hukuki dengeyi sağlamıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, bir kamu görevlileri sendikasının, Ulaştırma Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan "Tren Makinist Yönetmeliği"nin çeşitli maddelerinin iptali istemiyle açtığı davadan kaynaklanmaktadır. Davacı sendika, yönetmelikte yer alan; tren makinist ehliyetinin eğitim eksikliği nedeniyle süresiz askıya alınması, sağlık durumundan şüphe duyulması halinde makinistin görevden el çektirilmesi ve makinist brövesinin (yeterlilik belgesi) mülkiyetinin işletmecide kalması gibi kuralların hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Sendika ayrıca, eğitim yenileme yükümlülüğünün işletmelere ait olmasına rağmen ehliyetin askıya alınmasıyla makinistin cezalandırıldığını, "şüpheli" durumu gibi soyut ifadelerin işletmeciler tarafından makinistler üzerinde baskı kurma ve mobbing aracı olarak kullanılabileceğini iddia etmiştir. Davalı Bakanlık ise bu kuralların tamamen demiryolu güvenliğini ve kamu yararını sağlamak amacıyla getirildiğini savunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü, idarenin düzenleme yetkisinin kapsamı ve idari yaptırım ile idari tedbir kavramları arasındaki temel ayrıma dayanmaktadır. İdareler, 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri çerçevesinde, demiryolu altyapı ve tren işletmecileri ile burada görev alacak personelin mesleki yeterliliklerini belirleme, denetleme ve yaptırım uygulama yetkisine sahiptir.
İdare hukukunda "idari tedbir", kamu düzenini korumak, olası tehlikeleri önlemek veya mevcut bir zararın büyümesini engellemek amacıyla idare tarafından geçici olarak alınan önlemlerdir. Tren makinistliği gibi doğrudan insan hayatına ve mal güvenliğine temas eden bir meslekte, makinistin bedensel, ruhsal yeterliliği veya mesleki eğitiminin eksikliği durumunda görevinin askıya alınması, cezai bir yaptırım değil; koruyucu ve önleyici bir idari tedbirdir.
Bir diğer temel kural ise, norm denetiminde (idari düzenlemelerin iptali davalarında) kullanılan hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin uygulanışıdır. Objektif olarak üstün kamu yararını amaçlayan bir hukuk kuralı, uygulayıcıların bunu kötüye kullanabileceği veya kişilere psikolojik taciz (mobbing) uygulamak için kullanabileceği gibi "ihtimal ve varsayımlara" dayanılarak iptal edilemez. İdare hukuku ilkelerine göre, kuralın genel ve soyut niteliği korunurken, kuralı kötüye kullanarak mağduriyet yaratan işletmecilere karşı idari denetim yollarının işletilmesi ve mağdurun genel adli yollarla veya tam yargı davalarıyla hakkını araması esastır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından verilen davanın reddi kararını incelemiş ve somut olaya dair oldukça önemli tespitler yapmıştır. Öncelikle, makinistlerin yenileme eğitimlerinin işletmeci tarafından zamanında yaptırılmaması halinde makinist ehliyetinin askıya alınmasının, makinistin kusuru olmamasına rağmen neden gerekli olduğu tartışılmıştır. Kurul, bu düzenlemenin makinistleri cezalandırmak için değil, eğitimsiz bir personelin demiryolu ağında yaratacağı güvenlik zafiyetini önlemek için getirilen bir idari tedbir olduğunu tespit etmiştir. Üstelik yönetmeliğe sonradan eklenen kural ile bu süreçte makinistin yaşayacağı maddi kayıpların işletmeci tarafından karşılanacağının güvence altına alındığı ve mağduriyetin önlendiği belirtilmiştir.
Makinist brövelerinin mülkiyetinin işletmeciye ait olması ve işten ayrılan makiniste aslı yerine "onaylı bir suretinin" verilmesine ilişkin itirazlar incelendiğinde; brövenin sadece makinistin kişisel yeterliliğini değil, işletmeye özgü güzergah ve araç bilgilerini de içerdiği saptanmıştır. Bu belgenin işletme ile doğrudan bağlantılı olması sebebiyle aslının işletmede kalması kamu hizmetinin doğasına uygun bulunmuştur.
Sendikanın, sağlık açısından "şüpheli" bir durum olması halinde makinistin görevden çekilmesi kuralının muğlak olduğu ve mobbing amacıyla kullanılabileceği itirazı ise kararın en dikkat çekici kısımlarından biridir. Kurul, can ve mal emniyeti söz konusu olduğunda "şüphe"nin sınırlarının kanunda tek tek sayılmasının fiilen imkansız olduğunu, bu nedenle düzenlemenin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olmadığını vurgulamıştır. Düzenlemenin suiistimal edilmesi veya makinistler üzerinde haksız bir yıldırma politikasına dönüştürülmesi halinde, kuralın iptalinin değil; hakkı ihlal edilen kişinin mobbing veya bezdirme nedeniyle manevi tazminat davası açarak yargı korumasından faydalanmasının gerektiği somut olay bazında hükme bağlanmıştır.
Sonuç olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idarenin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda tesis ettiği düzenlemelerin hukuka uygun olduğu yönünde karar vererek davacı sendikanın temyiz isteminin reddi ile davanın reddine yönelik daire kararının onanması yönünde karar vermiştir.