Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4767 E. 2024/12615 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4767 E. 2024/12615 K.

Bu karar, kamu kurumlarında görev yapan yöneticilerin (özellikle rektör, bölüm başkanı gibi amirlerin) makamlarını kullanarak astlarına yönelik gerçekleştirdikleri iddia edilen psikolojik taciz (mobbing), iftira ve kötü muamele eylemlerinin doğrudan "kişisel kusur" olarak nitelendirilebileceğini hukuken netleştirmektedir. Anayasa ve ilgili kanunların kamu görevlilerine sağladığı güvence ve zararın idareye rücu edilmesi kuralı, kasten ve şahsi husumetle işlenen haksız fiilleri kapsamamaktadır. Davacının doğrudan haksız fiili gerçekleştiren kamu görevlisi aleyhine açtığı tazminat davasında, salt görevli olmaları sebebiyle davanın idareye yöneltilmesi gerektiği şeklindeki usuli ret kararları Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No 2022/4767
Karar No 2024/12615
Karar Tarihi 10.12.2024
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kamu görevlisine karşı haksız fiil davası açılabilir.
  • gavel Kişisel kusur iddiaları esastan incelenmek zorundadır.
  • gavel Hizmet kusuru dışındaki eylemlerde husumet idareye yöneltilemez.
  • gavel Mobbing eylemleri kişisel kusur kapsamında değerlendirilmelidir.

Bu karar, kamu kurumlarında görev yapan yöneticilerin (özellikle rektör, bölüm başkanı gibi amirlerin) makamlarını kullanarak astlarına yönelik gerçekleştirdikleri iddia edilen psikolojik taciz (mobbing), iftira ve kötü muamele eylemlerinin doğrudan "kişisel kusur" olarak nitelendirilebileceğini hukuken netleştirmektedir. Anayasa ve ilgili kanunların kamu görevlilerine sağladığı güvence ve zararın idareye rücu edilmesi kuralı, kasten ve şahsi husumetle işlenen haksız fiilleri kapsamamaktadır. Davacının doğrudan haksız fiili gerçekleştiren kamu görevlisi aleyhine açtığı tazminat davasında, salt görevli olmaları sebebiyle davanın idareye yöneltilmesi gerektiği şeklindeki usuli ret kararları Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur.

Söz konusu içtihat, kamu kurumlarında çalışan memur ve akademisyenlerin, amirleri tarafından uygulanan kasıtlı yıldırma ve itibar zedeleyici eylemlere karşı doğrudan amirlerine yönelik tazminat davası açabilmelerinin önünü açan son derece önemli bir emsaldir. Yöneticilerin, yetkilerini kötüye kullanarak çalışanların eşlerini işten çıkarttırmak, odalarına tehditkâr yazılar asmak gibi kamu hizmeti ile hiçbir bağı bulunmayan kişisel eylemlerini "hizmet kusuru" kalkanı arkasına saklanarak savuşturmalarını engellemektedir. Uygulamada mahkemelerin, kişisel husumete dayalı haksız fiil iddialarında husumet itirazlarını reddederek esasa girmeleri ve iddialara yönelik tüm delilleri toplamaları gerektiği bu karar ile kesin bir biçimde ortaya konulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Karabük Üniversitesinde görevli doçent unvanlı bir akademisyen, çalıştığı üniversitenin rektörüne ve bölüm başkanına karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Davacı akademisyen, üniversitede gerçekleştirilen rektörlük seçimlerinde başka bir adayı desteklediği için kendisine yönelik psikolojik baskı ve yıldırma (mobbing) politikası uygulandığını, haksız yere adının FETÖ-PYD soruşturmalarına dâhil edilerek iftiraya uğradığını belirtmiştir. Ayrıca, görevden ayrılması için odasının kapısının kilitlendiğini, kapıya tehdit içerikli yazılar asıldığını, öğrencilerin önünde küçük düşürüldüğünü ve hatta eşinin sözlü bir talimatla işinden atılmasına neden olunduğunu iddia etmiştir. Davacı taraf, yaşanan bu ağır psikolojik baskı ve haksız fiiller nedeniyle davalıların kişisel kusurları bulunduğunu belirterek, yaşadığı elem ve ıstırabın telafisi amacıyla 80.000 TL manevi ve şimdilik 1.000 TL maddi tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken verdikleri zararlardan kimin sorumlu olacağına ilişkin anayasal ve yasal kuralların doğru yorumlanmasına dayanmaktadır. Hukukumuzda kamu görevlilerinin sorumluluğu özel düzenlemelere tabi tutulmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.129/5 hükmüne göre; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir.

Buna paralel olarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.13/1 düzenlemesinde de kamu görevlilerinin kamu hukukuna tabi görevlerini ifa ederken kişilere verdikleri zararlardan ötürü doğrudan memur aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açılması gerektiği belirtilmiştir. Bu kural, kamu görevlilerinin görevlerini yaparken baskı altında kalmalarını önlemek amacıyla getirilmiş anayasal bir güvencedir.

Ancak yerleşik Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca, bu güvence mutlak değildir. İdare aleyhine dava açılabilmesi için zararın idari işlem niteliğini yitirmemiş eylemlerden, yani "hizmet kusurundan" kaynaklanması gerekir. Eğer bir kamu görevlisi, görev ve yetki sınırlarını açıkça ve kasten aşarak, kişisel kin ve husumet saikiyle hareket ederse, bu eylem hizmet kusuru olmaktan çıkar ve "kişisel kusur" hâlini alır. Haksız fiil niteliğindeki bu tür eylemlerde (örneğin hakaret, iftira, mobbing, fiziksel veya psikolojik şiddet), Anayasa ve ilgili kanunlarda yer alan koruma kalkanı işlemez. Bu durumlarda, zarar gören kişi, haksız eylemi gerçekleştiren kamu görevlisine karşı doğrudan adli yargıda maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kamu görevlisinin kişisel kusuru ile hizmet kusuru ayrımı ekseninde titizlikle incelemiştir. İlk Derece Mahkemesi, davalıların mobbing eylemlerini sabit bularak manevi tazminata hükmetmişken, Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) eylemlerin hizmet kusuru olduğunu belirterek husumetin idareye (üniversiteye) yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davayı pasif husumet yokluğundan usulden reddetmiştir.

Yüksek Mahkeme, davacının iddialarının sıradan bir idari işlemin tesisi veya idari görevin ifasından kaynaklanan basit bir hata olmadığını tespit etmiştir. Davacının dosya kapsamındaki iddiaları arasında; odasının kapısının kilitlenmesi, kapıya yetki aşımı yapılarak "Bu odanın kapısı açılması yasaktır. Açanlar hakkında savcılık tarafından işlem yapılacaktır" şeklinde kişisel hakları zedeleyici yazılar asılması, okulun en kıdemli hocası olmasına rağmen öğrencilerin ve diğer personelin önünde kasıtlı olarak küçük düşürülmesi ve eşinin kanuna aykırı sözlü bir talimatla işinden kovulmasının sağlanması gibi son derece şahsi eylemler yer almaktadır.

Yargıtay, bu vahim iddiaların ve maddi olguların doğrudan davalı rektör ve bölüm başkanının "kişisel kusuruna" dayandığını vurgulamıştır. Kamu görevlilerinin, mevzuatta açıkça belirlenmiş görev ve yetki sınırlarını aşarak, idari işlem kisvesi altında kişisel husumetle haksız fiil işlemeleri hâlinde, Anayasanın ve yasaların sağladığı idareye karşı dava açılma zorunluluğundan yararlanamayacakları kesin bir dille ifade edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin, bu iddiaların özünü oluşturan haksız fiil boyutunu göz ardı ederek, salt eylemi gerçekleştirenlerin kamu görevlisi olmasından yola çıkıp husumet yokluğu kararı vermesi hukuka aykırı bulunmuştur. İddia edilen eylemlerin şahsi kusur kapsamında değerlendirilerek, tarafların sunduğu tüm yazılı delillerin ve tanık beyanlarının esastan incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davalıların kişisel kusurlarına dayalı haksız fiil iddialarının esastan incelenerek sonuca varılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.

Amirimin bana yaptığı psikolojik baskı için doğrudan ona dava açabilir miyim? expand_more
Evet, amirinizin size yönelik kasıtlı, kişisel husumete dayalı psikolojik taciz (mobbing) ve yıldırma eylemleri için doğrudan kendisine karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilirsiniz. Yargıtay kararlarına göre, bu tür eylemler amirin "kişisel kusuru" niteliğindedir. Bu nedenle anayasal koruma kalkanından yararlanamazlar ve doğrudan haksız fiili gerçekleştiren kişi olarak şahsen sorumlu tutulurlar.
Müdürüm bana iftira atarsa kuruma mı yoksa müdüre mi dava açmalıyım? expand_more
Müdürünüzün yetki sınırlarını kasten aşarak size iftira atması, hakaret etmesi veya şahsi kin güderek zarar vermesi idari bir işlem veya "hizmet kusuru" olarak değerlendirilmez. Bu eylemler doğrudan haksız fiil teşkil ettiğinden, zararın idareye (çalıştığınız kuruma) değil, bizzat eylemi gerçekleştiren yöneticiye karşı adli yargıda açılacak bir dava ile ileri sürülmesi gerekmektedir.
Yöneticinin bana kafayı takıp odamı kilitlemesi hizmet kusuru sayılır mı? expand_more
Hayır, Yargıtay içtihatlarına göre bir yöneticinin makamını kullanarak odanızı kilitlemesi, kapınıza tehditkâr yazılar asması veya astlarını işinden çıkarttırmak gibi yetki aşımları "hizmet kusuru" kalkanı arkasına saklanamaz. Bu tür durumlar, kamu görevlisinin kasten ve kişisel husumetle işlediği şahsi kusur kapsamındaki eylemler olarak kabul edilir. Mahkemelerin bu iddialarda esasa girerek tüm delilleri toplaması zorunludur.
Mahkeme, davalı memur olduğu için kuruma dava aç diyerek davamı reddedebilir mi? expand_more
Uğradığınız zarar sıradan bir idari görev hatasından değil, yöneticinizin mobbing veya iftira niteliğindeki kasıtlı haksız fiillerinden kaynaklanıyorsa, mahkemenin bu yöndeki husumet yokluğu kararı hukuka aykırıdır. Yargıtay, yöneticilerin kişisel kusur teşkil eden eylemlerinde, salt memur olmalarından yola çıkıp husumetin idareye yöneltilmesi gerektiği şeklindeki usuli ret kararlarını bozmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir