Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 3. CD | 2022/481 E. | 2023/1366 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 3. CD 2022/481 E. 2023/1366 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 3. Ceza Dairesi
Esas No 2022/481
Karar No 2023/1366
Karar Tarihi 15.03.2023
Dava Türü Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Örgüt üyeliği her türlü şüpheden uzak kanıtlanmalıdır.
  • Tanık beyanlarında geçen şahıslar dinlenmelidir.
  • Eksik araştırmayla verilen beraat kararı hukuka aykırıdır.
  • Husumete dayalı tanık beyanları titizlikle incelenmelidir.

Bu karar, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yürütülen ceza yargılamalarında, maddi gerçeğin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatılması gerekliliğini hukuken vurgulamaktadır. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin beraat kararı verirken salt mevcut tanık beyanlarındaki husumet ve mobbing iddialarına dayanmasını, duyuma dayalı ifadelerdeki kilit isimleri dinlememesini eksik inceleme olarak değerlendirmiştir. Karar, tanıkların ifadelerinde geçen ve suça ilişkin görgüsü olabilecek diğer kişilerin kimliklerinin tespit edilerek dinlenilmesinin, yargılamanın sıhhati açısından zorunlu bir hukuki adım olduğunu ortaya koymaktadır.

Uygulamadaki önemi bakımından bu Yargıtay ilamı, mahkemelerin sadece taraflarca sunulan kısıtlı delillerle yetinmeyip, UYAP örgütlü suçlar bilgi havuzu gibi resmî veri tabanlarında geniş çaplı ve detaylı araştırma yapma yükümlülüğünü pekiştirmektedir. Emsal etkisi, özellikle tanık ifadelerinde adı geçen kod isimli şahısların veya olaya doğrudan şahit olduğu iddia edilen üçüncü kişilerin mahkeme huzurunda dinlenmeden eksik araştırmayla beraat veya mahkumiyet kararı verilemeyeceği yönündedir. Mahkemelerin, işyerindeki mobbing ve husumet iddialarını dikkate alırken dahi, iddia edilen örgütsel eylemlerin doğruluğunu teyit etmek adına adil yargılanma hakkı sınırları içerisinde tüm delilleri eksiksiz toplaması gerektiği bu içtihatla kesinleşmiş durumdadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Tokat Adliyesi'nde yazı işleri müdürü olarak görev yaparken ihraç edilen davalı sanık hakkında, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla açılan kamu davasına ilişkindir. Olayın temelinde, sanığın Bank Asya'ya talimatla para yatırdığı, örgütsel sohbetlere katıldığı ve evindeki dijital cihazlarında gizli haberleşme programlarının bulunduğu iddiaları yer almaktadır. İlk derece mahkemesi, tanıkların beyanlarının doğrudan görgüye değil duyuma dayandığını, üstelik sanık ile aralarında işyerinde yaşanan mobbing ve anlaşmazlıklardan kaynaklı ciddi bir husumet bulunduğunu tespit etmiştir. Banka hesap hareketlerinin rutin işlemlerden ibaret olduğunu ve evde bulunan dijital materyallerin sanığın kardeşine ait olduğunu belirterek sanığın beraatine karar vermiştir. Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun da reddedilmesi üzerine karar Yargıtay'a taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuki dayanaklar, ceza yargılamasında maddi gerçeğin araştırılması ve delillerin eksiksiz toplanması prensipleridir. Bu doğrultuda uyuşmazlık, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223/2-e kapsamında, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması durumunda verilecek beraat kararı ile yakından ilgilidir.

Yargıtay içtihatlarında ve yerleşik uygulamalarda silahlı terör örgütüne üye olma suçu değerlendirilirken, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dâhil olup olmadığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Ceza yargılamasında en temel amaç, maddi gerçeğin şüpheden uzak bir biçimde, tüm yönleriyle aydınlatılmasıdır. Bu nedenle, mahkemelerin yalnızca taraflarca dosyaya sunulan veya ilk aşamada toplanan delillerle yetinmemesi, resen araştırma ilkesi gereği iddiaları derinlemesine incelemesi şarttır. Özellikle tanık beyanlarında adı geçen, suça ve örgütsel eylemlere tanıklık etmiş olabilecek kişileri bizzat tespit ederek mahkeme huzurunda dinlemesi gerekmektedir.

Ayrıca, yargı ağının ortak sistemi olan UYAP bünyesinde oluşturulan veri havuzlarında, yargılanan şahıslar hakkında herhangi bir itirafçı veya başka bir dava dosyasından gelen tanık beyanı olup olmadığının taranması, Yargıtayın terör örgütü üyeliği yargılamalarında aradığı standart araştırma usullerinin başında gelmektedir. Tanık ifadelerinin doğrudan görgüye mi yoksa sadece tahmine ve duyuma mı dayandığı hususu son derece kritik olup, işyerinde daha önceden yaşanmış mobbing (psikolojik taciz) ve anlaşmazlık gibi husumet doğurucu olayların ışığında titizlikle tartılmalıdır. Tüm bu temel ilkeler çerçevesinde, eksik soruşturma, eksik şahit dinlenmesi ve yetersiz hukuki gerekçe ile verilen kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu usul kuralları uyarınca hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, somut olayı incelerken ilk derece mahkemesinin beraat kararında ve bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan ret kararında çok ciddi eksik araştırmalar yapıldığını tespit etmiştir. Mahkemece, sanığın anılan terör örgütünün hiyerarşik yapısına organik bir bağla katılıp katılmadığı konusundaki maddi gerçeğin, tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı açıkça vurgulanmıştır.

Yargıtay incelemesinde üç temel hukuki eksiklik saptanmıştır. Öncelikle, mahkemede tanık sıfatıyla dinlenen Z. Y.'nin ifadesinde, sanığın örgütsel amaçlı toplantılara katıldığını "Ayşe" kod adlı bir şahıstan duyduğunu belirtmesine rağmen, bu şahsın açık kimlik bilgilerinin tespit edilip tanık olarak dinlenmemesi büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Aynı şahıs hakkında benzer suçlardan bir ceza soruşturması veya kovuşturması olup olmadığının dahi araştırılmadığı saptanmıştır. İkinci olarak, bir diğer tanık D.K.'nın soruşturma aşamasındaki ifadesinde, sanığın mahkeme kalemindeyken yanlarında M.T. Ve Ö. Ö. Adlı kişiler varken "Ben paralelciyim, bir şey yapabilecek varsa gelsin yapsın" şeklinde cüretkâr söylemlerde bulunduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. Yargıtay, bu beyanda açıkça adı geçen ve olaya şahit olduğu anlaşılan kişilerin kimlik ve adres bilgilerinin saptanıp usulüne uygun şekilde tanık olarak dinlenilmemesini bozma nedeni yapmıştır.

Son olarak, sanık hakkında UYAP veri havuzu üzerinden detaylı bir araştırma yapılarak herhangi bir tanık veya itirafçı beyanı bulunup bulunmadığının saptanmadığı, şayet var ise bu belgelerin onaylı örneklerinin mahkeme dosyasına kazandırılmadığı belirlenmiştir. Mahkemenin, işyerinde yaşanan ağır mobbing ve idari anlaşmazlıklar nedeniyle tanıkların sanığa karşı husumet beslediği ihtimalini gözetmesi yerinde bulunmakla birlikte, sadece duyuma dayalı delilleri aydınlatmadan ve kilit isimleri çağırmadan eksik araştırmayla beraat kararı vermesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararını Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları doğrultusunda bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: