Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ayşe Mavış ve Diğerleri | BN. 2021/18715

Karar Bülteni

AYM Ayşe Mavış ve Diğerleri BN. 2021/18715

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/18715
Karar Tarihi 09.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamu alacaklarında enflasyon farkı ödenmelidir.
  • Değer kaybı mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Bireylere olağan dışı külfet yüklenemez.
  • Enflasyon zararları mutlaka giderilmelidir.

Bu karar, kamu makamlarının vatandaşlara veya özel hukuk tüzel kişilerine olan borçlarını ifa ederken ekonomik gerçeklikleri, özellikle de enflasyon oranlarını dikkate almak zorunda olduğunu hukuken kesin ve net bir biçimde ortaya koymaktadır. Bireylerin devletten olan alacaklarının geç ödenmesi veya uzun süren yargılamalar sonucunda elde edilmesi durumunda yaşanan değer kayıpları, Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet hakkına yapılmış ağır bir müdahale olarak nitelendirilmektedir. Mahkeme, devletin geç ödeme yaparak veya alacağın değerini enflasyon karşısında korumayarak kendi borcunu reel olarak azaltırken, vatandaşa aşırı bir mali külfet yüklemesinin kabul edilemez olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.

Bu kararın benzer davalardaki emsal etkisi son derece güçlü ve belirleyicidir. Karar metninde de atıf yapılan geçmiş emsal içtihatlarla birlikte değerlendirildiğinde, işçi alacaklarından ihale bedellerine, vergi iadelerinden kamulaştırma bedellerine kadar devletin borçlu olduğu tüm uyuşmazlık türlerinde enflasyonist değer kayıplarının telafi edilmesi gerektiği genel bir anayasal zorunluluk hâline gelmiştir. Uygulamadaki önemi ise derece mahkemelerinin kamu alacaklarına ilişkin hüküm kurarken veya tazminat hesaplarken sadece yasal faiz oranlarıyla yetinmemesi, gerektiğinde alım gücündeki reel kaybı da tespit ederek mülkiyet hakkının içinin boşaltılmasına engel olması gerekliliğini ortaya koymasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, kamu kurumlarından olan alacaklarının ödenmesi sürecinde yaşanan gecikmeler nedeniyle ciddi bir mağduriyet yaşadıklarını belirterek yargı yoluna başvurmuşlardır. Olayın temelinde, devletten tahsil edilmesi gereken bir işçilik veya sözleşme alacağının tam zamanında ödenmemesi ve aradan geçen uzun süre zarfında enflasyon oranlarının yükselmesi yatmaktadır. Başvurucular, ilgili kamu kurumundan yasal alacaklarını şeklen tahsil etmiş olsalar da, kendilerine ödenen paranın o günkü alım gücünün, alacağın fiilen doğduğu tarihteki gerçek ekonomik değerinin çok altında kaldığını iddia etmişlerdir. Bu durumun kendilerini ekonomik olarak ağır bir zarara uğrattığını ileri süren başvurucular, alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması sebebiyle mülkiyet haklarının haksız yere zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular, yaşanan bu hak kaybının tespiti ile uğradıkları maddi ve manevi zararların tazminini, bunun yanı sıra mağduriyetin tam olarak giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasını talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmünde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ilkelerine dayanmaktadır. Mülkiyet hakkı, kişilere mal varlığı değerleri üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisi verirken, kamu makamlarının da bu hakka haksız müdahalelerden kaçınmasını gerektirir. Yüksek Mahkeme, bu tür uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkının korunmasına yönelik yerleşik içtihat prensiplerini kararlılıkla uygulamaktadır.

Mahkemenin daha önceki yıllarda vermiş olduğu Ferda Yeşiltepe, ANO İnşaat ve Akel Gıda gibi emsal nitelikteki kararlarında açıkça vurgulandığı üzere, kamu kurumlarından olan çeşitli para alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireylere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Devletin, kamu borçlarını ifa ederken paranın zaman içindeki ekonomik değer kaybını dikkate almaması, alacaklının mülkünden beklediği meşru faydayı tamamen ortadan kaldırmakta ve mülkiyet hakkının özüne çok ağır bir zarar vermektedir.

Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış içtihatlarına göre, kamu makamlarının gecikmesinden veya yargı sürecinin uzamasından kaynaklanan enflasyon zararlarının giderilmemesi, genel kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması zorunlu olan adil dengeyi kişi aleyhine bozmaktadır. Bu bağlamda, enflasyonist ortamlarda alacağın reel değerinin ve satın alma gücünün korunması, mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunmasının vazgeçilmez ve zorunlu bir unsurudur. Doktrinde de yaygın olarak kabul edildiği üzere, enflasyon farkının ödenmesi haksız bir zenginleşme aracı değildir; bu uygulama sadece alacağın enflasyon karşısındaki satın alma gücünün telafi edilerek mülkiyetin gerçek değerinin muhafaza edilmesini sağlayan temel bir hukuki araçtır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların taraf oldukları sözleşme uyarınca kamu kurumlarından olan alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığına ilişkin iddialarını ayrıntılı bir biçimde incelemiştir. Somut olayda, Diyarbakır 3. İş Mahkemesi nezdinde görülen ve akabinde Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşen yargılama sürecinde, başvurucuların alacaklarına hukuken kavuştukları ancak bu uzun süreçte enflasyon nedeniyle paranın alım gücünde çok ciddi bir düşüş yaşandığı tespit edilmiştir. Mahkeme, daha önce sosyal güvenlik ödemeleri, ihale alacakları, vergi iadesi alacakları, deprem nedeniyle doğan tazminatlar ve açığa alınan memurun maaş farklarının iadesi gibi çok çeşitli hukuki konularda belirlediği anayasal ilkeleri bu somut başvuruya da aynen uygulamıştır.

Yüksek Mahkeme, kamu makamlarından olan her türlü alacağın enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesinin, hukuk devletinin pozitif yükümlülükleri ile bağdaşmadığını net bir şekilde değerlendirmiştir. Başvurucuların, kamu kurumunun taraf olduğu sözleşme veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan alacaklarını alırken, aradan geçen zaman ve paranın değer kaybetmesi nedeniyle uğradıkları ekonomik zararın telafi edilmemesi, onlara şahsi olarak aşırı, orantısız ve olağan dışı bir külfet yüklemiştir. Anayasa Mahkemesi, somut başvurunun incelenmesinde önceki emsal kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren herhangi bir istisnai durum bulunmadığını açıkça vurgulamıştır.

Paranın reel değerindeki bu aşınmanın telafi edilmemesi, başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin açıkça ölçüsüz olmasına yol açmıştır. Mülkiyet hakkının bu şekilde ihlali nedeniyle, Anayasa Mahkemesi ihlalin ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması için ilgili dosyada yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu kanaatine kesin olarak varmıştır. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından, başvurucuların maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrıca incelenmesine gerek görülmemiş ve bu taleplerin reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamu kurumlarından olan alacağın değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: