Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 12. Daire | 2023/1116 E. | 2023/878 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2023/1116 E. 2023/878 K.

Danıştay 12. Daire | 2023/1116 E. | 2023/878 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Daire Başkanlığı
Esas No 2023/1116
Karar No 2023/878
Karar Tarihi 07.03.2023
Dava Türü Tam Yargı
Karar Sonucu Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • İstinaf mahkemesinin kesin kararları temyiz edilemez.
  • Kanunda sayılmayan uyuşmazlıklarda temyiz yolu kapalıdır.
  • Yanlış kanun yolu bildirimi hakkı genişletemez.
  • Kesin kararlara yapılan başvurular esastan incelenemez.

Bu karar, idari yargılama usulü hukukunda kanun yollarına başvuru şartları ve temyiz edilebilirlik sınırları açısından oldukça net bir çerçeve çizmektedir. Yüksek Mahkeme, kanunda tahdidi (sınırlı) olarak sayılan uyuşmazlıklar dışında kalan kararların temyiz edilemeyeceğini kesin bir dille vurgulamaktadır. İstinaf aşamasında, Bölge İdare Mahkemesi tarafından kararın sonuna sehven veya hatalı bir biçimde "temyiz yolu açık olmak üzere" ibaresi yazılmış olsa dahi, kanunun emredici hükümleri karşısında bu ibarenin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı ve aslında kesin nitelikteki bir kararı temyize tabi hale getirmeyeceği ortaya konulmuştur.

Benzer davalarda bu karar, kanun yollarına başvuru hakkının yalnızca kanunla verilebileceği ilkesini pekiştiren güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle uygulamada zaman zaman karşılaşılan, alt derece mahkemelerinin kanun yolu bildirimlerinde yaptıkları maddi hataların, üst mahkemeler nezdinde taraflar lehine bir kazanılmış hak doğurmayacağı bir kez daha teyit edilmiştir. Avukatlar ve vatandaşlar açısından bu durum, kanun yollarına başvurmadan önce mahkemenin karardaki bildirimine körü körüne güvenmek yerine, uyuşmazlığın türünün ve miktarının kanundaki temyiz şartlarını gerçekten taşıyıp taşımadığını titizlikle incelemeleri gerektiğini göstermektedir. Bu bağlamda, usul kurallarının katı doğası idari yargı pratiğinde bir kez daha kendisini açıkça hissettirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlıkta davacı sıfatını taşıyan bir kamu görevlisi, daha önce görev yaptığı Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına karşı bir manevi tazminat davası açmıştır. Davacı, kurumda görev yaptığı dönemde hakkında yürütülen bir disiplin soruşturması neticesinde devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Ancak davacının bu davadaki asıl şikayeti doğrudan çıkarma işlemi değil, söz konusu disiplin soruşturması süreci boyunca kurum yetkilileri tarafından kendisine ağır psikolojik taciz (mobbing) uygulandığı ve çeşitli haksız eylemlere maruz bırakıldığı iddiasıdır. Yaşadığı bu zorlu süreç yüzünden derin bir üzüntü ve manevi yıpranma yaşadığını belirten eski kamu görevlisi, çektiği sıkıntıların bir nebze olsun telafi edilebilmesi talebiyle idareden 250.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. İdarenin bu talebi olumlu karşılamaması üzerine konu idari yargıya taşınmış ve alt derece mahkemelerinden geçerek en nihayetinde temyiz incelemesi talebiyle Danıştay’ın önüne kadar gelmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın hukuki çözümü, temel olarak idari yargılamada kanun yolları sistemini düzenleyen usul kurallarına ve mahkemelerin yetki sınırlarına dayanmaktadır. Özellikle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 45 ve devamı maddeleri bu sürecin ana omurgasını ve temel prensiplerini oluşturur.

Kanunun "İstinaf" başlıklı maddesinde yer alan açık hükme göre, bölge idare mahkemelerinin temyize açık olmayan kararları kesin nitelik taşır. Bu kural, idari yargıda uyuşmazlıkların makul sürede sonuçlanmasını sağlamak ve hukuki belirlilik ilkesini koruyarak her davanın Danıştay önüne gelerek yığılma yaratmasını engellemek amacıyla özel olarak getirilmiştir.

Hangi kararların Danıştay nezdinde temyiz incelemesine tabi tutulabileceği ise, aynı Kanunun "Temyiz" başlıklı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 46 hükmünde tahdidi (sınırlı) olarak, on dört bendi halinde teker teker sayılmıştır. Bu maddede yer almayan hiçbir uyuşmazlık türü için temyiz yoluna başvurulması hukuken mümkün değildir. Bir davanın temyiz incelemesine konu edilebilmesi için, mutlaka bu maddede belirtilen spesifik dava türlerinden biri kapsamına girmesi zorunludur. Kanun koyucu bu düzenleme ile istisnai durumlar dışında istinaf mahkemelerini nihai karar mercii haline getirmiştir.

Bunların yanı sıra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 48 hükümleri uyarınca, temyiz isteminin kesin bir karar hakkında olması durumunda kararı veren merciin bu istemi bizzat reddetmesi öngörülmüş; dosyanın bir şekilde üst mahkemeye gönderilmesi halinde ise dosyanın intikal ettiği Danıştay dairesinin temyiz istemini bizzat inceleyerek esasa girmeden kesin olarak reddedeceği kurala bağlanmıştır. Bu kurallar, yargısal işleyişin disiplinini titizlikle sağlamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 12. Dairesi, önüne gelen bu tazminat dosyasında uyuşmazlığın esasına, yani mobbing iddiasının gerçekliğine ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığına girmeden önce, idari yargılama usul hukuku kuralları çerçevesinde titiz bir ön inceleme gerçekleştirmiştir. Yargılama safahatına bakıldığında; ilk derece mahkemesi olan İdare Mahkemesi davanın reddine karar vermiş, davacının bu karara karşı usulüne uygun olarak yaptığı istinaf başvurusu ise Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi tarafından yine reddedilmiştir.

Dosyadaki en çok dikkat çeken usulü nokta, Bölge İdare Mahkemesi'nin istinaf ret kararının sonuna "Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere" şeklinde hukuken hatalı bir ibare eklemiş olmasıdır. Davacı taraf da mahkemenin kurduğu bu hüküm cümlesindeki kanun yolu bildirimine güvenerek kararı temyiz etmiş ve Danıştay'dan bu kararın bozulmasını talep etmiştir.

Ancak Danıştay 12. Dairesi yaptığı ön incelemede, söz konusu manevi tazminat davasının niteliği gereği, yasanın temyiz edilebilecek kararları düzenleyen fıkrasında sayılan ve temyizi kabil olan on dört uyuşmazlık türünden hiçbirine girmediğini tespit etmiştir. Yüksek Mahkeme, bir kararın kanunen temyiz edilemez nitelikte (kesin) olması durumunda, alt derece mahkemesinin karara "temyiz yolu açıktır" yazmasının o karara hukuken temyiz edilebilirlik vasfı kazandırmayacağının altını çizmiştir. Mahkemelerin yürürlükteki yasal düzenlemelerde öngörülmeyen bir kanun yolunu taraflara sunma veya usul kurallarını esnetme yetkisi bulunmamaktadır.

Bu bağlamda Yüksek Mahkeme, istinaf incelemesinden geçerek kanun gereği çoktan kesinleşmiş olan bir kararın esastan temyiz incelemesine tabi tutulmasının yasal olarak imkansız olduğunu açıkça vurgulamıştır. Dosyadaki mevzuat hükümleri son derece açık olup, kesin hüküm halini almış bir uyuşmazlıkta ileri sürülen iddiaların esastan değerlendirilme şansı tamamen ortadan kalkmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, kanun gereği kesin olan karar hakkında esastan inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle temyiz isteminin reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: