Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 12. Daire | 2022/4140 E. | 2022/5665 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2022/4140 E. 2022/5665 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Daire
Esas No 2022/4140
Karar No 2022/5665
Karar Tarihi 21.11.2022
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Düzelterek Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Resen emeklilik istisnai bir uygulamadır.
  • Emekliye sevk kararı somut belgelere dayanmalıdır.
  • İdarenin takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir.
  • Tazminatlarda yasal faiz dava tarihinden başlar.

Bu karar, idarenin kamu personeli üzerindeki resen emekliye sevk yetkisinin sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. İdarenin, ilgili kanun hükümlerinde yer alan yaş ve hizmet yılı şartlarını sağlamış personeli, somut ve objektif gerekçeler göstermeksizin, salt tasarruf tedbirleri veya pandemi gibi genel geçer nedenlerle kendi isteği dışında emekliye ayıramayacağı güçlü bir biçimde vurgulanmıştır. Hukuk devletinde memur güvencesi ilkesinin doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olarak, emeklilik uygulamasının temel olarak kişinin kendi özgür iradesine bağlı olduğu kabul edilmektedir. İdarenin takdir yetkisini kullanarak personeli zorunlu olarak emekli edebilmesi için personelin görevini ağır şekilde aksattığına veya mesleki anlamda yetersiz olduğuna dair idari denetimlerden geçmiş kesin delillerin bulunması gerektiği hukuki bir zorunluluk olarak ortaya konulmuştur.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar kamu kurumlarının personel istihdam politikalarında ve zorunlu emeklilik işlemlerinde idareye ciddi bir ispat yükü getirmesi açısından son derece kritik bir nitelik taşımaktadır. Olası keyfi uygulamaların önüne geçecek bu güçlü içtihat, idarelerin bütçe kısıtlaması gibi mazeretlerin arkasına sığınmasını engellemektedir. Ayrıca, hukuka aykırı bulunan işlemler nedeniyle memurun yoksun kaldığı parasal hakların iadesinde yasal faizin başlangıç tarihinin hak ediş tarihi değil, yerleşik içtihatlara bütünüyle uygun biçimde idareye başvuru veya dava tarihi olarak uygulanması gerektiği yönündeki usuli düzeltme, idari yargı pratiğinde yasal faiz hesaplamaları konusunda mahkemelere doğrudan yol göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir büyükşehir belediyesinde zabıta memuru olarak görev yapan ve yetkili sendika tarafından temsil edilen davacı, otuz yıllık fiili hizmet süresini ve altmış bir yaşını doldurduğu gerekçesiyle idare tarafından kendi isteği dışında, zorunlu olarak emekliye sevk edilmiştir.

Davalı belediye yönetimi, bu kararı alırken pandemi şartlarını, bütçe olanaklarını ve tasarruf tedbirlerini gerekçe göstererek davacının hizmetine artık ihtiyaç duyulmadığını ve atıl personel oluşmasını engellemek istediklerini savunmuştur.

Davacı taraf ise memurun zorla emekli edilemeyeceğini, bütçe olanaklarının resen emekliliğe yasal bir gerekçe oluşturamayacağını ve söz konusu işlemin çalışma hakkını ihlal ederek haksızlığa yol açtığını ileri sürmüştür. Bu doğrultuda, zorunlu emeklilik işleminin iptal edilmesi ve bu süreçte haksız yere ödenmeyen maaş gibi tüm parasal haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine geri verilmesi talebiyle dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken başvurduğu temel hukuki düzenlemelerin başında 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu gelmektedir. İlgili mevzuat hükümlerinde, iştirakçilerin görevden ilişiklerinin kesilmesini gerektiren yaş sınırı ve hizmet yılı şartları ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Yasal mevzuat, idarelere otuz hizmet yılını tamamen doldurmuş olan kamu personeli ile altmış bir yaşını bitirenleri kendi iradeleri dışında resen emekliye sevk etme hususunda belli bir takdir yetkisi tanımıştır.

Ancak idare hukukunun en temel ve yerleşik içtihat prensiplerinden biri olan takdir yetkisinin sınırları doktrini gereğince, yasa ile idareye tanınan bu özel yetki hiçbir zaman mutlak, keyfi ve sınırsız bir hak olarak kullanılamaz. Türk idare hukukunda titizlikle kabul edilen memur güvencesi sisteminin doğal bir sonucu olarak, emeklilik hakkının kullanılmasının kural olarak personelin kendi isteğine bağlı olduğu peşinen kabul edilmektedir. Bir idarenin personeli resen emekliye sevk edebilmesi idari teamüllerde son derece istisnai bir durum olup mutlaka kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda tesis edilmeli, geçerli somut bilgi ve belgelere sıkı sıkıya dayandırılmak zorundadır.

Bunun yanı sıra uyuşmazlığın mali sonuçlarının ve parasal hakların tazmini boyutunda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri ve yerleşik Danıştay içtihat prensipleri devreye girmektedir. İdari bir işlem veya eylem nedeniyle haksız yere uğranılan maddi zararların tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarında, idarece ödenecek tutarlara uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi büyük önem taşır. Danıştay'ın istikrar kazanmış ve emsal teşkil eden içtihatlarına göre, yasal faizin başlangıç tarihi olarak, idareye yasal bir başvuru yapılmışsa başvuru tarihi; başvuru yoksa doğrudan davanın mahkemede açıldığı tarih esas alınmak zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 12. Dairesi tarafından yapılan detaylı hukuki incelemede, davalı büyükşehir belediyesinin tecrübeli zabıta memurunu resen emekliye sevk etme işlemi esastan değerlendirilmiş ve Bölge İdare Mahkemesinin konu hakkındaki kararı titizlikle incelenmiştir. Somut olayda, idarenin resen emekliye sevk kararı alırken memurun şahsi performansından ziyade yalnızca genel salgın hastalık tedbirleri ve bütçeden kaynaklı maaş giderlerinin azaltılarak tasarruf yapılması gibi genel geçer ekonomik gerekçelere dayandığı net bir şekilde tespit edilmiştir.

Yüksek Mahkeme heyeti, resen emekliye sevk edilen davacının uzun hizmet yılları boyunca görevini aksattığına, kurumsal düzeyde verimsiz veya etkisiz çalıştığına ya da görevini yapamayacak derecede bedenen ve fikren yetersiz duruma düştüğüne dair idare tarafından ortaya konulmuş hiçbir somut veri bulunmadığını açıkça vurgulamıştır. Bir personelin salt yaş haddine yaklaşmış olması veya idarenin kendi bütçe kısıtlamaları, anayasal memur güvencesine sahip bir çalışanın kendi isteği ve rızası dışında işinden uzaklaştırılarak emekli edilmesi için haklı, yeterli ve hukuka uygun sebepler olarak asla kabul edilmemiştir.

Diğer taraftan, mahkeme kararının mali sonuçları ve tazminat boyutları incelendiğinde Danıştay, usuli anlamda önemli bir hatayı tespit etmiştir. Bölge İdare Mahkemesi, iptal edilen haksız işlem nedeniyle personele ödenmeyen parasal hakların hak ediş tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmetmiştir. Ancak Danıştay, tazminat davalarındaki yerleşik içtihatlar doğrultusunda faiz başlangıcının mutlaka idareye başvuru veya davanın açıldığı tarih olması gerektiğini belirterek kararın bu kısmını kanuna aykırı bulmuştur. Bu hukuki eksikliğin mahkemece yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyecek nitelikte düzeltilebilir bir usul hatası olması göz önüne alınarak, faiz başlangıcı doğrudan dava tarihi olarak yeniden düzenlenmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline yönelik esasa ilişkin kısmını hukuka uygun bularak onamış, ancak yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin hüküm fıkrasını düzelterek onamıştır.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: