Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2024/10309 E. | 2024/15000 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2024/10309 E. 2024/15000 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2024/10309
Karar No 2024/15000
Karar Tarihi 21.11.2024
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İşçi, fazla çalışma iddiasını belgelerle ispatlayabilir.
  • İşverenin elindeki kayıtları mahkemeye sunması yasal zorunluluktur.
  • Log kayıtları tek başına fiziksel çalışmayı göstermez.
  • Fazla çalışmaya zorlamak psikolojik taciz aracı olabilir.
  • Mobbing iddiası ve fazla çalışma birlikte değerlendirilmelidir.

Bu karar, çalışma hayatında giderek daha fazla karşılaşılan dijital izlerin (log kayıtları) fiziksel mesai sürelerinin ispatındaki yeri ve sınırları açısından kritik bir öneme sahiptir. İş uyuşmazlıklarında ispat yükü ve delillerin toplanması aşamasında, işverenin elinde bulundurduğu işyeri giriş-çıkış kayıtlarını mahkemeye sunmaktan kaçınması veya ilgisiz kayıtlar sunarak süreci yanıltmaya çalışması durumunda mahkemelerin nasıl bir yol izlemesi gerektiği net bir şekilde ortaya konulmuştur. Karar, bilgisayar sistemleri üzerinden alınan log kayıtlarının, çalışanın sadece sistemde aktif olduğu süreyi gösterdiğini, toplantı, arşivleme veya manuel yapılan diğer işleri kapsamadığını vurgulayarak teknolojik delillerin değerlendirilmesinde önemli bir içtihat yaratmaktadır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, mobbing (psikolojik taciz) iddialarının dar ve tekil olaylar üzerinden değil, işçiye yüklenen haksız iş yükü ve ödenmeyen fazla mesailerle birlikte bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bir yöneticinin, çalışanı istifaya zorlamak amacıyla kapasitesinin çok üzerinde iş vermesi ve sürekli fazla çalışmaya mecbur bırakması, başlı başına bir psikolojik taciz unsuru olarak kabul edilmektedir. Uygulamada, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği durumlarda, mahkemelerin sadece tanık beyanlarıyla yetinmemesi, işverenden ısrarla resmi kayıtları talep etmesi ve usul kurallarını (özellikle belge sunma zorunluluğunu) eksiksiz işletmesi gerektiği bu kararla bir kez daha güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir bankada uzman yardımcısı/mühendis olarak çalışırken Antalya'daki başka bir birime atanan kadın personelin, yeni yöneticisi tarafından sistematik bir şekilde psikolojik baskıya (mobbing) maruz kaldığı ve fazla çalıştırıldığı iddialarına dayanmaktadır. İşçi, yöneticisinin "kadınlarla çalışmak istemediğini" açıkça söylediğini, kendisine eğitim verilmeden ağır bir portföy yüklendiğini, sürekli fazla mesaiye zorlandığını, diğer çalışanların önünde küçük düşürüldüğünü ve hatta yöneticinin şahsi işleri için (cenaze örtüsü aldırmak gibi) koşturulduğunu iddia etmiştir. Bu ağır baskılar sonucunda anksiyete atağı geçirip psikiyatrik tedavi görmek zorunda kalan işçi, sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı ve ödenmeyen fazla mesai ücretlerini talep etmiştir.

Buna karşılık davalı banka, işçinin iddialarının asılsız olduğunu, mobbing uygulanmadığını ve işçinin hiçbir haklı sebep olmaksızın istifa ederek işten ayrıldığını savunmuştur. Dahası, banka karşı bir dava (birleşen dava) açarak, işçinin bildirim sürelerine uymadan işi aniden bırakması nedeniyle kendilerinden ihbar tazminatı talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel usul ve esas kurallarının başında delillerin ibrazı ve ispat yükümlülüğü gelmektedir. Bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.219 uyarınca taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. İşveren konumundaki taraf, işçinin mesai saatlerini gösteren turnike kayıtları, kamera kayıtları veya puantaj belgelerini kendi bünyesinde tuttuğundan, bu belgeleri mahkemeye sunmaktan kaçınamaz.

Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.220 uyarınca mahkeme, elinde belge bulunduğunu ikrar eden veya belgenin var olduğu resmi bir kayıtla anlaşılan tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, geçerli bir mazeret göstermeden belgeyi sunmazsa, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.

İş hukukunun temel dayanaklarından olan 4857 sayılı İş Kanunu m.41 kapsamında fazla çalışma yapan işçiye, bu çalışmalarının karşılığının zamlı olarak ödenmesi zorunludur. İşverenlerin, fazla çalışmayı ispat külfeti altındaki işçinin dayanabileceği yegane resmi kayıtlar olan işyeri giriş-çıkış belgelerini sunmaması, adil yargılanma ve ispat hakkını doğrudan engeller. Ayrıca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 gereğince işveren, işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve özellikle işçilerin psikolojik tacize uğramamaları için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. Fazla çalışmaya zorlamak ve bu çalışmaların karşılığını kasıtlı olarak ödememek, işverenin işçiyi gözetme borcuna ve mobbing yasağına açıkça aykırılık teşkil eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin fazla çalışma yaptığını ve mobbinge uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle işçinin açtığı davanın reddine, bankanın açtığı ihbar tazminatı davasının ise kabulüne karar vermiştir. Karara gerekçe olarak ise dosyaya sunulan sistem LOG kayıtları ve davacının imzasını taşımayan bazı bordrolar gösterilmiştir.

Ancak Yargıtay incelemesinde çok ciddi usul ve esas eksiklikleri tespit edilmiştir. Davacı işçinin Antalya'daki işyerindeki mesai saatlerini ispatlamak için dayandığı turnike geçiş kayıtları mahkemece bankadan istenmiş, ancak banka davacının Antalya'da çalıştığı uyuşmazlık dönemine ait kayıtları değil, kasten veya sehven işçinin geçmişte İstanbul'da çalıştığı döneme ait turnike kayıtlarını dosyaya sunmuştur. Ayrıca banka, fiziksel mesaiyi gösteren turnike kayıtları yerine bilgisayar sistemine giriş-çıkışı gösteren LOG kayıtlarını ibraz etmiştir. Uzman bilirkişi görüşleriyle de sabit olduğu üzere, bilgisayar sistemi LOG kayıtları sadece personelin dijital sistemde işlem yaptığı süreyi belgelemekte olup; toplantılar, arşiv çalışmaları, dosya incelemeleri veya manuel yapılan hiçbir fiziksel çalışmayı gösterme kabiliyetine sahip değildir. Bu nedenle sadece LOG kayıtlarına bakılarak fazla mesai yapılmadığı sonucuna varılamaz.

Yargıtay, mahkemenin 6100 sayılı Kanun m.220 gereğince bankayı uyuşmazlık konusu döneme ait gerçek turnike ve imza föyü kayıtlarını sunmaya zorlaması, eksik kayıtlar geldiğinde bunun hukuki yaptırımlarını uygulaması gerektiğini vurgulamıştır. Gerçek giriş-çıkış kayıtları celbedilip işçinin iddia ettiği gibi ağır ve ücretsiz fazla çalışmalara maruz kalıp kalmadığı tespit edilmeden karar verilmesi hatalıdır. Ayrıca davacının, yöneticisinin haksız baskıları ve ağır iş yükü nedeniyle psikolojik tacize (mobbing) uğradığı iddiası, salt bu fazla çalışma gerçeğiyle entegre bir biçimde değerlendirilmelidir. Eksik inceleme yapılarak, işçinin açıkça hastanelik olmasına neden olan olaylar silsilesi aydınlatılmadan feshin haksız olduğuna hükmedilmesi kanuna aykırıdır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ile karar verilmesi ve işyeri kayıtlarının usulünce celbedilmemesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: