| Alan | Detay |
|---|---|
| Mahkeme | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2023/9686 |
| Karar No | 2023/15843 |
| Karar Tarihi | 25.10.2023 |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
Öne Çıkan Hükümler
- gavel Fazla çalışma iddiasını işçi ispatla yükümlüdür.
- gavel İmzalı bordro aksi kanıtlanana kadar kesin delildir.
- gavel Mobbing ispatlanamasa da ödenmeyen mesai feshi haklı kılar.
- gavel Islah işlemi tahkikat aşaması bitene kadar yapılabilir.
Bu karar, iş hukukunda işçinin haklı nedenle fesih hakkının sınırları ile medeni usul hukukundaki ıslah kurumunun uygulanmasına yönelik önemli bir emsal teşkil etmektedir. Yargıtay, işçinin iş sözleşmesini birden fazla sebebe (mobbing ve ödenmeyen fazla mesai gibi) dayandırarak feshetmesi hâlinde, bu sebeplerden yalnızca birinin ispatlanmasının dahi kıdem tazminatına hak kazanmak için yeterli olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Psikolojik taciz olgusu kanıtlanamasa bile, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi başlı başına haklı bir fesih nedenidir. Ayrıca usul hukuku bağlamında, tahkikat aşaması sona ermeden yapılan ıslah işleminin, hakimin verdiği bir haftalık kesin süreye riayet edilmediği gerekçesiyle geçersiz sayılamayacağı vurgulanmıştır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan çoklu fesih sebeplerine dayalı davalar için bu karar büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Zira işçiler, ispatı oldukça güç olan mobbing iddialarını kanıtlayamasalar dahi, işyeri giriş-çıkış kayıtları gibi somut delillerle fazla çalışmalarını ortaya koyduklarında hak kaybına uğramayacaklardır. Mahkemelerin elektronik kayıtları yüzeysel değil, hafta hafta detaylı şekilde incelemesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Aynı zamanda, yerel mahkemelerin ıslah kurumu üzerindeki süre sınırlandırması pratiğine çekilen bu set, hak arama hürriyetinin usuli engellerle kısıtlanmasının önüne geçmekte ve adil yargılanma hakkını güçlendirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir şirkette endüstriyel satın alma sorumlusu olarak görev yapan bir işçi, işyerinde kendisine ağır psikolojik taciz uygulandığı ve fazla mesai yapmasına rağmen bu çalışmaların karşılığının ödenmediği gerekçesiyle işten ayrılmıştır. İşçi, bu haklı nedenlere dayanarak eski işverenine karşı kıdem tazminatı ile ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin tahsili amacıyla dava açmıştır. İşveren ise işçinin hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin istifa ettiğini, işyerinde herhangi bir şekilde psikolojik baskı uygulanmadığını, fazla çalışma yapılmadığını ve tüm ücretlerin banka kanalıyla eksiksiz olarak yatırıldığını savunmuştur. Uyuşmazlık, işçinin işi bırakmakta haklı olup olmadığı, talep edilen ödemelere hak kazanıp kazanmadığı, işyerindeki elektronik kart okutma kayıtlarına ne derece itibar edilebileceği ve yargılama sırasında mahkemeye sunulan ıslah dilekçesinin süresinde sayılıp sayılmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan kuralların başında 4857 sayılı İş Kanunu m.24 gelmektedir. Bu kanun maddesine göre işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi iş sözleşmesini bildirim süresini beklemeksizin haklı nedenle feshedebilir. İşçinin feshi haklı bir nedene dayanıyorsa, şartları oluştuğunda kıdem tazminatına da hak kazanır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda 4857 sayılı İş Kanunu m.41 ve yerleşik Yargıtay içtihatları devreye girmektedir. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan ücret bordrosu, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, işyerine giriş çıkışı gösteren elektronik kart okutma sistemleri ve belgeler birinci derece delil niteliğindedir. Bu tür yazılı belgelerin bulunmadığı veya yetersiz olduğu durumlarda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi hukuken mümkündür.
Usul hukuku açısından ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.176 ve 6100 sayılı Kanun m.177 uygulanmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir ve ıslah, tahkikat aşaması sona ermesine kadar her zaman yapılabilir. 6100 sayılı Kanun m.181 uyarınca kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Ancak taraf henüz ıslah işlemi yapmamış ve sadece ıslah yapmak için süre istemişse, tahkikat sona ermeden önce bu hak kullanılabileceğinden hakimin kesin süre vererek ıslah hakkını kısıtlaması usul hukukuna aykırıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin davanın reddine dair kararını çeşitli yönlerden hukuka aykırı bularak bozmuştur. Öncelikle, işyerindeki kart okuma sistemine dair giriş-çıkış kayıtlarının mahkeme ve bilirkişi tarafından hafta hafta incelenmeksizin yüzeysel bir şekilde değerlendirildiği saptanmıştır. Yüksek Mahkeme'nin dosya üzerinden yaptığı incelemede, belirli haftalarda davacının ulusal bayram ve hafta tatili günlerinde çalışmasının bulunduğu, günlük ve haftalık çalışma saatlerinin yasal sınırları aştığı açıkça görülmüştür. İmzasız kayıtlar ve bordroların durumu değerlendirilirken, çalışıldığı hâlde kayıtlarda görünmeyen günlerin tanık beyanlarıyla, kayıtların düzenli olduğu haftaların ise belgelere itibar edilerek tek tek hesaplanması gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay, davacının iş sözleşmesini hem mobbing hem de ödenmeyen fazla mesai ile izin alacakları gibi çoklu sebeplere dayanarak feshettiğine dikkat çekmiştir. Somut olayda mobbing olgusu kesin olarak ispat edilemese dahi, fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ödenmediğinin kanıtlanması hâlinde feshin haklı nedene dayanacağı ve davacının kıdem tazminatına hak kazanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, yerel mahkemenin yalnızca mobbingin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı tümden reddetmesi hatalı bulunmuştur.
Usul hukuku boyutunda ise önemli bir saptama yapılmıştır. Yerel mahkemenin davacı vekiline taleplerini ıslah etmesi için bir haftalık kesin süre verdiği, bu süre geçtikten sonra sunulan ıslah dilekçesinin geçersiz sayıldığı görülmüştür. Yargıtay, ıslahın tahkikat sona erene kadar yapılabileceği kuralını hatırlatarak, taraf henüz ıslah işlemi yapmadan mahkemenin süre verip bu hakkı sınırlandıramayacağını belirtmiş, tahkikat bitmeden sunulan ıslah dilekçesinin geçerli kabul edilerek hüküm kurulması gerektiğine işaret etmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme, delillerin hatalı değerlendirilmesi ve ıslah hakkının kanuna aykırı şekilde kısıtlanması nedenleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.
Mobbingi ispatlayamadım ama mesailerim ödenmedi, tazminat alabilir miyim? expand_more
Fazla mesai yaptığımı işyerindeki kart basma sistemiyle ispatlayabilir miyim? expand_more
Davada talebimi artırmak (ıslah) için hakimin verdiği süreyi kaçırdım, hakkım biter mi? expand_more
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Bizi Değerlendirin
Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.
Google'da Değerlendir