Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2014/14154 E. | 2015/16777 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2014/14154 E. 2015/16777 K.

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2014/14154
Karar No 2015/16777
Tarih 07.05.2015
Karar Linki Karar Linki

Kısa ve gerekçeli karar birbiriyle çelişemez. Çelişki bulunması mutlak bozma nedenidir.

Bu karar, işçinin işyerinde karşılaştığı baskı ve yıldırma eylemlerine dayalı manevi tazminat talepli davasında, yerel mahkemece verilen hükmün usul hukuku prensipleri çerçevesinde incelenmesini içermektedir. Yargıtay, uyuşmazlığın esasına girmeden önce mahkemenin taraflara tefhim ettiği kısa karar ile sonradan yazılan gerekçeli karar arasında meydana gelen çelişkiyi yargılamanın aleniyeti ilkesine aykırı bularak hükmü bozmuştur.

Karar, usul hukukunun en temel kurallarından biri olan "asıl olanın tefhim edilen kısa karar olduğu" kuralını vurgulamakta ve mahkemelerin hüküm kurarken, birden fazla davalının bulunduğu durumlarda infazda tereddüt yaratmayacak açıklıkta karar vermelerinin zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, işverenin kendisine hakaret edip aşağıladığını, işyerindeki baskı ve yıldırma çabalarının sonlandırılması isteğinin kabul edilmemesi üzerine mobbing nedeniyle iş sözleşmesini haklı olarak feshetmek zorunda kaldığını ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar ise iddiaların yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemenin davayı kısmen kabul etmesi üzerine davalılar kararı temyiz etmiştir. Yargıtay incelemesindeki temel uyuşmazlık, birden fazla davalıya karşı açılan davada kurulan hükümdeki tahsil muhataplığına ilişkin belirsizlik ve bu durumun usul kurallarına aykırılığı noktasında toplanmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2 maddesi gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen kısa karara uygun olması ve aykırılık teşkil etmemesi zorunludur. Yargılamada asıl olan, tarafların huzurunda tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa kararla uyumsuz olması veya çelişki yaratması, yargılamanın aleniyeti ilkesini zedelediği gibi mahkeme kararlarına duyulan güveni de derinden sarsar.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı uyarınca, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunması tek başına bir bozma nedenidir ve bu nitelikteki bir gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu kabul edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme tarafından yürütülen yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, ancak iki ayrı davalı bulunmasına rağmen tefhim edilen kısa kararda alacağın hangi davalıdan tahsil edileceği belirtilmeksizin yalnızca "davalıdan tahsili" şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkeme, sonradan kaleme aldığı gerekçeli kararın son paragrafında ise bu durumu düzeltmeye çalışmış; davalılardan biri aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, kısa kararda yer alan "davalıdan tahsili" ibaresinin sehven yazıldığını belirterek belirsizliği gidermek istemiştir.

Yargıtay incelemesinde, gerekçede bir davalı hakkındaki davanın reddedildiği açıklanmasına rağmen, tefhim edilen kısa kararda hüküm altına alınan alacakların hangi davalıya yönelik olduğu belirtilmeden eksik ve çelişkili hüküm tesis edilmesinin açık bir hüküm ve gerekçe çelişkisi oluşturduğu tespit edilmiştir. Mahkemenin kısa karara aykırı olarak gerekçeli kararda hükmü değiştirmesi usul kurallarına aykırı bulunduğundan, davanın esasına ve mobbing iddialarına yönelik diğer temyiz itirazları incelenmeksizin karar salt bu usuli nedenlerle bozulmuştur.

Yayınlanma: Güncelleme: