Anasayfa Karar Bülteni AYM | Cengaver Aykul | BN. 2019/16688

Karar Bülteni

AYM Cengaver Aykul BN. 2019/16688

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2019/16688
Karar Tarihi 21.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İnfaz edilen disiplin cezası ihlali tamamen gidermez.
  • Hukuka aykırı cezanın iptali sonrası tazminat ödenmelidir.
  • Mahpusların ifade özgürlüğü anayasal koruma altındadır.
  • İhlalin giderilmesi için eski hâle getirme şarttır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında barındırılan mahpuslara verilen disiplin cezalarının daha sonradan yargı mercilerince iptal edilmesi durumunda, hak ihlalinin tam anlamıyla giderilmiş sayılması için izlenmesi gereken hukuki yöntemi ortaya koyması bakımından uygulamada büyük bir önem taşımaktadır. İnfaz hâkimliği tarafından disiplin cezasının kanun yararına bozma kararı neticesinde iptal edilmesi, kural olarak hukuka aykırılığı ve dolayısıyla anayasal ihlali tespit edip ortadan kaldıran bir yargısal işlemdir. Ancak, verilen hücre cezasının iptal kararından çok daha önce hâlihazırda infaz edilmiş olması durumunda, salt iptal kararı verilmesi kişinin uğradığı mağduriyeti gidermekte yetersiz kalmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, bu tür davalarda ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için eski hâle getirme kuralının mutlak surette işletilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İnfaz edilmiş bir hücre hapsi cezasının fiilen geri alınması hukuken ve fiilen mümkün olmadığından, başvurucunun haksız yere hürriyetinden yoksun bırakılması ve kısıtlanması sebebiyle uğradığı manevi zararın tazminat yoluyla giderilmesi anayasal bir zorunluluk olarak kabul edilmektedir. Benzer davalarda emsal teşkil edecek olan bu nitelikli karar, cezaevi idarelerinin disiplin cezası uygularken daha titiz ve hukuka uygun davranmalarını, aksi takdirde devletin tazminat yükümlülüğü ile karşı karşıya kalacağını gösteren güçlü bir hukuki standart oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, odasında yapılan genel arama sırasında bulunan bir sözlük niteliğindeki doküman nedeniyle disiplin cezası almasından kaynaklanmaktadır. Cezaevi idaresi, ele geçirilen bu eşyayı yasaklı doküman olarak kabul ederek başvurucuya suç örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla öncelikle on bir gün hücre cezası vermiş, yapılan hukuki itirazlar sonucunda bu ceza ağır ceza mahkemesi tarafından eylemin yasak eşya bulundurmak olduğu gerekçesiyle bir gün hücre cezası olarak değiştirilmiştir. Başvurucu, bahsi geçen sözlüğün daha önce iki farklı cezaevinden idari onay anlamına gelen "görüldü" damgası aldığını ve içindeki ifadelerin bağlamından koparılarak cımbızlanması suretiyle suç unsuru sayılmasının açık bir haksızlık olduğunu belirterek idareye karşı dava açmış, ifade özgürlüğünün haksız yere kısıtlandığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinden ihlal tespiti ve tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mahpusların ifade özgürlüğüne yönelik idari müdahaleleri incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.26 kapsamında güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ilkelerini temel almaktadır. Ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin odalarında bulundurdukları kitap, sözlük ve benzeri dokümanlar nedeniyle idare tarafından cezalandırılmaları, doğrudan mahpusların ifade özgürlüğü çerçevesinde ele alınmakta ve sıkı bir anayasal denetime tabi tutulmaktadır.

Uyuşmazlığın temelinde yer alan disiplin cezası uygulamaları, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.44 düzenlemelerine dayanmaktadır. İlgili kanunun 5275 sayılı Kanun m.44/3-l bendi suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmayı ağır bir eylem olarak düzenlerken, 5275 sayılı Kanun m.44/2-g bendi ise kuruma sokulması veya bulundurulması yasak eşyayı bulundurmayı disiplin suçu olarak tanımlamakta ve her iki durum için de hücreye koyma cezası öngörmektedir.

Yerleşik anayasa yargısı içtihatlarına göre, bir temel hak ve hürriyetin kamu gücü tarafından ihlalinin bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılabilmesi için uygulanması gereken temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki hukuki ve fiilî duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Eğer ihlale konu olan işlem mahpusa verilen bir disiplin cezası ise ve bu ceza idarece infaz edilmişse, sadece kararın iptal edilmesi ihlali ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. İnfaz hâkimliklerinin kanun yararına bozma kararları sonrasında disiplin cezalarını iptal etmeleri, mahpusun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğinin zımnen kabulü anlamına gelmektedir. Ancak infaz edilen hücre cezasının yarattığı maddi ve manevi zararların, genel hukuk prensipleri ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.50 uyarınca adil bir manevi tazminat yoluyla telafi edilmesi zorunludur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda başvurucu, cezaevi odasında yapılan genel aramada ele geçirilen bir doküman nedeniyle ceza infaz kurumu disiplin kurulu tarafından suç örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla on bir gün hücre cezasına çarptırılmıştır. Yapılan silsileli itirazlar neticesinde ağır ceza mahkemesi eylemi propaganda değil, yasak eşya bulundurmak olarak hukuken yeniden nitelendirmiş ve verilen cezayı bir gün hücre hapsi olarak değiştirmiştir. Kesinleşen bu bir günlük hücre cezası başvurucu hakkında fiilen ve eksiksiz olarak infaz edilmiştir.

Ancak bireysel başvuru süreci devam ederken, Yargıtay ilgili mahkemenin verdiği kararı kanun yararına bozmuş ve infaz hâkimliği ek bir kararla başvurucu hakkındaki şikâyeti haklı bularak verilen disiplin cezasını tamamen iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi, infaz hâkimliğinin vermiş olduğu bu kesinleşmiş iptal kararını, başvurucunun ifade hürriyetinin idare ve derece mahkemelerince haksız yere kısıtlandığının zımnen kabul edilmesi olarak değerlendirmiştir. Başka bir deyişle, ortada hukuka aykırılığı yetkili yargı mercilerince tespit edilmiş ve iptal edilerek hukuk aleminden silinmiş bir disiplin cezası bulunmaktadır.

Bununla birlikte, başvurucuya verilen bir günlük hücre cezası, ilgili iptal kararından çok daha önce fiilen infaz edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, temel hak ihlalinin tespit edilip idari cezanın iptal edilmesinin tek başına başvurucunun yaşadığı mağduriyeti gidermeye yetmeyeceğine özellikle dikkat çekmiştir. Eski hâle getirme kuralı uyarınca, infaz edilen ve bedensel bir kısıtlama içeren hücre cezasının geriye dönük olarak alınması fiilen imkansız olduğundan, başvurucunun bu hukuka aykırı süreçte yaşadığı elem, kısıtlanma ve manevi mağduriyetin yalnızca kuru bir ihlal tespitiyle onarılamayacağı vurgulanmıştır. Bu haksızlığın telafi edilebilmesi için mutlaka adil bir manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç itibarıyla, infaz kurumunda bulundurulan doküman sebebiyle uygulanan cezanın başvurucunun anayasal ifade özgürlüğünü ihlal ettiği ve bu açık ihlalin sonuçlarının tazminatla giderilmesinin zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve tazminat ödenmesi suretiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: