Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ayhan Arif Şahin vd. | BN. 2021/35031

Karar Bülteni

AYM Ayhan Arif Şahin vd. BN. 2021/35031

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/35031
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İhtiyati tedbirin uzun sürmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Mülkiyet kısıtlamaları kapsam ve süre yönünden orantılı olmalıdır.
  • Makul süreyi aşan tedbirler malike orantısız külfet yükler.
  • Makul süre şikayetlerinde Tazminat Komisyonu yolu tüketilmelidir.

Bu karar, yargılama süreçlerinde sıklıkla başvurulan geçici hukuki koruma önlemlerinden olan ihtiyati tedbirin, makul süreyi aşacak biçimde devam etmesinin mülkiyet hakkı üzerindeki ağır olumsuz etkilerini hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, uzun süren tedbir kararlarının malikin mülkü üzerindeki tasarruf yetkisini belirsiz bir süreyle ötelediğini ve bu durumun malike katlanılması zor, orantısız bir külfet yüklediğini tespit etmiştir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin sadece kapsam olarak değil, süre bakımından da ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği Anayasa hukuku bağlamında bir kez daha tescil edilmiştir. Öte yandan, makul sürede yargılanma şikayetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiği usul hukuku açısından kesinleştirilmiştir.

Benzer davalarda bu nitelikteki kararlar, ihtiyati tedbirlerin geçici ve istisnai karakterinin altını çizmekte, yerel mahkemelerin bu tür kısıtlayıcı tedbirleri sürdürürken çok daha özenli ve ivedi hareket etmeleri gerektiği konusunda güçlü bir emsal oluşturmaktadır. Uygulamadaki önemi ise, tedbirin devamını zorunlu kılan nedenlerin zayıfladığı veya yargılamanın makul süreyi aşarak olağandışı uzadığı durumlarda, tedbirin kaldırılmasına yönelik taleplerin hâkimler tarafından mülkiyet hakkı ekseninde daha titiz değerlendirilmesini zorunlu kılmasıdır. Aksi hâlde, geçici bir önlem olan ihtiyati tedbirin, mülkiyet hakkının özüne dokunan kalıcı bir mahrumiyete dönüşmesi kaçınılmazdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, taraf oldukları yargılama süreci kapsamında mülkleri üzerine konulan ihtiyati tedbir kararının uzun yıllar boyunca devam etmesi ve yargılamanın bir türlü sonuçlanmaması nedeniyle mağdur olduklarını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uyuşmazlığın temelini, geçici bir hukuki koruma önlemi olan ihtiyati tedbirin makul süreyi aşarak mülkiyet hakkının özünü zedeleyecek kadar uzun bir zaman dilimine yayılması oluşturmaktadır. Başvurucular, uygulanan bu uzun süreli kısıtlamanın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, yıllarca bitmeyen dava sürecinin ise adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkını zedelediğini iddia etmişlerdir. Bu kapsamda, uzun süren tedbir ve yargılama süreçleri nedeniyle oluşan manevi zararlarının giderilmesi ve temel anayasal ihlallerin tespiti talep edilmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik geçici kısıtlamaları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında değerlendirmektedir. Temel hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü müdahalenin ölçülülük ilkesine uygun olması anayasal bir zorunluluktur. İhtiyati tedbir kurumu, doğası gereği geçici bir hukuki koruma sağlamak amacıyla öngörülmüş olup, asıl hakkın kullanımını nihai bir karar verilene kadar dondurmayı hedefler. Ancak bu kısıtlamanın uygulanmasının ölçülü kabul edilebilmesi için yalnızca kapsamı itibarıyla değil, aynı zamanda süresi itibarıyla da orantılı olması gerekmektedir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, bir ihtiyati tedbirin makul olmayan bir süre boyunca devam etmesi, malikin mülkiyet hakkının tanıdığı tasarruf yetkilerini kullanmasını belirsiz olacak şekilde öteler. Bu durum, mülk sahibine orantısız ve aşırı bir külfet yükleyerek ölçülülük ilkesini ihlal eder ve mülkiyet hakkının zedelenmesi sonucunu doğurur. Mahkemelerin, tedbir kararlarının devamı sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiği ivediliği ve özeni gösterme sorumluluğu bulunmaktadır.

Diğer taraftan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması iddiaları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında adil yargılanma hakkı ile ilgilidir. İlgili yasal mevzuat olan 6384 sayılı Kanun ve bu kanunda 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler gereğince, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarda öncelikli olarak Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurulması zorunludur. Bu hukuki yol tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği usulden reddedilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi önüne gelen somut olayda, öncelikli olarak başvurucuların mülkiyet hakkına ve makul sürede yargılanma hakkına yönelik şikayetleri ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir. Mahkemenin dosya üzerinden yaptığı incelemede, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik iddia bakımından; yürürlükteki yasal mevzuat uyarınca öncelikle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun kullanılması gerektiği saptanmıştır. Bu olağan başvuru yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine gelindiği için, başvurunun bu kısmı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Mülkiyet hakkının ihlali iddiasına yönelik incelemede ise, başvurucuların taraf olduğu yargılamada verilen ihtiyati tedbir kararının çok uzun yıllardır devam ettiği tespit edilmiştir. Mahkeme, geçici bir koruma önlemi olması gereken ihtiyati tedbir kararının bu denli uzun bir süre boyunca yürürlükte kalmasının, hakkın özüne dokunan bir boyuta ulaştığını belirlemiştir. Süresi itibarıyla orantılılığını yitiren bu kısıtlamanın, mülk sahibinin mülkiyete dair yetkilerini belirsiz bir tarihe erteleyerek kişiye aşırı ve katlanılamaz bir külfet yüklediği vurgulanmıştır. Yargı makamlarının, kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanması aşamasında mülkiyet hakkının gerektirdiği hassasiyeti, ivediliği ve özeni göstermedikleri kanaatine varılmıştır. İhlalin doğrudan ihtiyati tedbirin aşırı uzun sürmesinden kaynaklanması sebebiyle, zararın giderilmesi adına yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar görülmemiş ve ihlalin sonuçlarının manevi tazminat yoluyla bütünüyle ortadan kaldırılabileceği değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ihtiyati tedbirin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: