Karar Bülteni
AYM Atiye Eşkiza ve Diğ. BN. 2024/64511
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2024/64511 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Ölümden sonra yapılan başvuru hakkın kötüye kullanımıdır.
- Ölen kişi adına bireysel başvuru yapılamaz.
- Başvurucu ölürse mirasçıların davayı takip iradesi aranır.
- Enflasyon karşısında eriyen tazminat mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Makul süre şikâyetlerinde tazminat komisyonuna başvurulmalıdır.
Bu karar, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı ve bireysel başvuru usul kuralları açısından oldukça kritik hukuki sonuçlar barındırmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının, kişilere orantısız ve aşırı bir külfet yüklediğini bir kez daha teyit etmiştir. Öte yandan, yargılama sürecinde vefat eden kişilerin hukuki statüsü netleştirilmiştir. Başvuru yapılmadan önce vefat eden kişi adına vekil tarafından başvuru yapılması ve bu durumun mahkemeden gizlenmesi, bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiş ve ilgili avukata disiplin para cezası kesilmiştir.
Kararın emsal etkisi, özellikle usul hukukuna riayet etmeyen vekiller açısından ciddi bir uyarı niteliğindedir. Ölüm olayının gizlenerek başvuru yapılması sadece davanın reddine değil, aynı zamanda vekilin kişisel olarak cezalandırılmasına yol açmaktadır. Ayrıca, başvuru yapıldıktan sonra gerçekleşen ölümlerde mirasçıların sürece katılım iradesinin zorunlu olduğu vurgulanarak, idari usuldeki işlemden kaldırma kurumunun sınırları net olarak çizilmiştir. Mülkiyet hakkı boyutunda ise idarelerin tazminat ödemelerini geciktirerek enflasyonist ortamda vatandaşı mağdur etmesinin önüne geçilmiş, benzer tazminat davalarında idare mahkemelerine doğrudan rehberlik edecek güçlü bir içtihat ortaya konulmuştur. Makul süre şikâyetleri için ise olağan başvuru adresinin artık Tazminat Komisyonu olduğu hususu pekiştirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, başvuruculara ait taşınmazlara idare tarafından herhangi bir hukuki kamulaştırma kararı olmaksızın fiilen el atılmasından ve bu el atma karşılığında ödenmesine hükmedilen paranın değerini kaybetmesinden kaynaklanmaktadır. Başvurucular, taşınmazlarına idarece el atılması üzerine açtıkları davalar sonucunda tazminat almaya hak kazanmışlardır. Ancak bu tazminatların tespit ve ödenmesi sürecinde geçen uzun zaman dilimi ile yüksek enflasyon nedeniyle, ellerine geçen paranın gerçek değerini önemli ölçüde kaybettiğini iddia etmişlerdir. Ayrıca, söz konusu yargılama sürecinin gereğinden fazla uzun sürdüğünden şikâyetçi olmuşlardır. Anayasa Mahkemesi önündeki temel talep, enflasyon karşısında eriyen tazminatların mülkiyet hakkını, davanın uzun sürmesinin ise adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinin tespit edilmesi ve uğranılan zararların giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasıdır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı usul yönünden değerlendirirken öncelikle 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 51 ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m. 83 hükümlerine dayanmıştır. Bu kurallara göre, bireysel başvuru hakkının istismar edici veya yanıltıcı davranışlarla kötüye kullanılması durumunda başvuru reddedilmekte ve sorumlu kişiler hakkında doğrudan disiplin para cezası uygulanmaktadır. Ölen kişi adına başvuru yapılamayacağı kuralı bu kapsamda titizlikle işletilmiştir.
Öte yandan, geçerli bir bireysel başvurudan sonra vefat eden kişiler yönünden, 6216 sayılı Kanun m. 49 ve İçtüzük m. 84 hükümleri uyarınca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 26 kıyasen uygulanmaktadır. Bu bağlamda, vefat eden başvurucunun mirasçılarının davayı takip iradelerini makul bir süre içinde mahkemeye bildirmeleri gerekmektedir; aksi takdirde dosya işlemden kaldırılmaktadır.
Esas uyuşmazlık olan mülkiyet hakkı ihlali ise Anayasa m. 35 kapsamında değerlendirilmiştir. Yerleşik içtihatlara göre, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında ödenen kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, malike aşırı ve olağandışı bir külfet yüklemekte olup mülkiyet hakkının ölçüsüzce sınırlandırılması anlamına gelmektedir.
Makul sürede yargılanma hakkı bağlamında ise, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri devreye girmektedir. Yapılan yeni düzenlemelerle, uzun süren yargılamalara ilişkin ihlal iddialarının Anayasa Mahkemesinden önce söz konusu Komisyona taşınması zorunlu bir hukuki çare olarak getirilmiştir. Bu komisyona başvuru yolları tüketilmeden doğrudan yüksek mahkemeye gelinmesi, bireysel başvuru sisteminin ikincillik ilkesi ile örtüşmemektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda Anayasa Mahkemesi, esasa girmeden önce usule ilişkin son derece önemli ve emsal teşkil edecek tespitlerde bulunmuştur. UYAP üzerinden yapılan nüfus kayıt incelemelerinde, başvuruculardan Şahizar Sezen'in, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmadan yaklaşık üç buçuk yıl önce vefat ettiği saptanmıştır. İlgili avukatın, vekâlet ilişkisi müvekkilinin ölümüyle yasal olarak sona ermesine rağmen bu durumu mahkemeden gizleyerek ölü kişi adına başvuru yapması çok ciddi bir usul ihlali olarak görülmüştür. Mahkemeyi yanıltıcı nitelikteki bu eylem, başvuru hakkının açıkça kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiş ve ilgili avukat aleyhine 2.000 TL disiplin para cezası uygulanmasına hükmedilmiştir. Başka bir başvurucu Yüksel Turunçoğlu'nun ise bireysel başvuru yapıldıktan sonra vefat ettiği anlaşılmıştır. Vefat eden bu kişinin mirasçıları tarafından yargılamaya devam etme yönünde makul sürede bir irade ortaya konulmadığı için, bu başvurucu yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Usul engeli bulunmayan ve esasa girilen diğer başvurucular yönünden yapılan incelemede, idarece gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma işlemi nedeniyle hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğratıldığı somut delillerle ortaya konulmuştur. Gecikme faizlerinin veya ödenen tutarların ekonomik gerçeklikler karşısında yetersiz kalması, mülk sahiplerine orantısız ve olağandışı bir külfet yüklemiş, mülkiyet hakkının özünü zedelemiştir.
Başvurucuların yargılamanın makul süreyi aştığına yönelik adil yargılanma hakkı şikâyetleri ise, kanunla kurulan yeni idari başvuru yolu olan Tazminat Komisyonuna müracaat edilmemiş olması sebebiyle başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle usulden reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma tazminatının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.