Anasayfa Karar Bülteni AYM | Asiye Arslan ve Diğerleri | BN. 2025/36442

Karar Bülteni

AYM Asiye Arslan ve Diğerleri BN. 2025/36442

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2025/36442
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

-Kamulaştırmasız el atmada tazminat değer kaybı ihlaldir. -Enflasyon farkı ödenmemesi olağan dışı külfet yükler. -İhlal öğrenildiğinde bireysel başvuru süresi derhal işlemeye başlar.

Bu karar, idare tarafından kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar için maliklere ödenmesine hükmedilen tazminatların uzun yargılama ve ödeme süreçleri sonucunda enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini hukuken kesin bir biçimde ortaya koymaktadır. Karar, tazminat alacaklarının ekonomik değerini yitirmesi durumunda, vatandaşların uğradığı reel kaybın telafi edilmesi gerektiğini anayasal bir güvenceye kavuşturmaktadır. Mahkeme, hak sahiplerine şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklenemeyeceğini vurgulayarak, mülkiyet hakkının özünün enflasyonist ortamlarda da korunması ve gerçek bedelin ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Benzer davalar için çok güçlü bir emsal teşkil eden bu karar, kamulaştırmasız el atma tazminatı davalarında idarelerin ve mahkemelerin enflasyon farklarını dikkate almak zorunda olduğunu açıkça göstermektedir. Uygulamadaki önemi, tazminat miktarlarının hesaplanması ve ödenmesi aşamasında paranın satın alma gücündeki düşüşün mutlak surette giderilmesini zorunlu kılmasıdır. Öte yandan karar, kamulaştırmasız el atma şikayetlerinde bireysel başvuru süresinin, el atma olgusunun ilk davalarda kesinleşmesi ve öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlayacağını hatırlatarak, sadece bedel artırımı için sonradan açılan ek davalar üzerinden yapılan başvuruların bizzat "el atma" şikayeti yönünden süre aşımına uğrayacağı konusunda avukatlar ve vatandaşlar için kritik bir usul kuralını da netleştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, kendilerine ait olan taşınmazlara ilgili idare tarafından herhangi bir yasal kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine hukuki yollara başvurmuşlardır. İlk olarak açtıkları kamulaştırmasız el atma davalarında, taleple bağlılık ilkesi nedeniyle mahkemelerce düşük tutarlarda tazminat kararları verilmiştir. Bunun üzerine başvurucular, yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda belirlenen gerçek ve daha yüksek tutarların tahsil edilebilmesi amacıyla ek tazminat davaları açmışlardır. Ancak aradan geçen uzun zaman zarfında ve devam eden yargılama süreçlerinde, hükmedilen tazminat bedelleri enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğramıştır. Başvurucular, hem idarenin taşınmazlarına haksız yere el atmasından hem de nihayetinde hükmedilen tazminatların enflasyonist ortamda eriyerek değerini yitirmesinden dolayı mağdur olduklarını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle mülkiyet hakkının anayasal güvencelerine ve temel kanuni düzenlemelere dayanmaktadır. Anayasa'nın 35. maddesi herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğunu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceğini öngörmektedir. İdarelerin, kişilerin mülkiyetindeki taşınmazlara 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında öngörülen resmi usullere uymadan fiilen el atması, mülkiyet hakkına yönelik açık ve kanunsuz bir müdahale olarak kabul edilmektedir.

Bunun yanı sıra, mülkiyet hakkı kapsamında ödenmesi gereken kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında değerini yitirmemesi, yerleşik içtihat prensiplerinin temelini oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında da istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, maliklere şahsi, olağan dışı ve ağır bir külfet yüklemektedir. Bu durum, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi hak sahibi aleyhine açıkça bozmaktadır.

Ayrıca usul hukuku yönünden 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 47 uyarınca bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketildiği veya ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekliliği temel bir anayasal yargı kuralıdır. Kamulaştırmasız el atma olgusunun ilk açılan dava sonucunda öğrenilmiş sayılması ve bu eyleme yönelik hak ihlali iddialarının o tarihten itibaren süresi içinde yapılması gerektiği, usul hukukunun öngörülebilirliği açısından yargılamanın temel şartlarından biri olarak uygulanmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların iddialarını iki ana eksende değerlendirmiştir. İlk olarak, taşınmazlara kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığına ilişkin ihlal iddiası usul yönünden incelenmiştir. Mahkeme, başvurucuların taşınmazlarına fiilen el atıldığı olgusunu, açtıkları ilk kamulaştırmasız el atma davaları neticesinde öğrendiklerini tespit etmiştir. Bu ilk davaların kesinleşmesi üzerine, en geç otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunulması gerekirken, başvurucuların bu süreler geçtikten çok sonra açtıkları ek davaları takiben Anayasa Mahkemesine başvurdukları görülmüştür. Bu nedenle, el atma olgusunun bizzat kendisine yönelik mülkiyet hakkı ihlali iddiası, süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

İkinci olarak, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması iddiası esastan incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, daha önceki yerleşik içtihatlarına atıf yaparak, uzun süren yargılamalar ve ödeme süreçleri nedeniyle hükmedilen tazminat bedellerinin enflasyon karşısında erimesinin, mülkiyet hakkının sağladığı güvenceleri ciddi şekilde zedelediğini vurgulamıştır. İdarenin hukuka aykırı eylemi sonucunda takdir edilen tazminatın, paranın alım gücündeki düşüş dikkate alınmadan ödenmesi, başvurucular üzerinde şahsi ve olağandışı bir külfet oluşturmuştur. Bu durum, idare ile vatandaş arasında bulunması gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine bozmaktadır. Mahkeme, tazminatın gerçek karşılığını yansıtacak şekilde güncellenmemesini mülkiyet hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirmiş ve bu hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu ifade etmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: