Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2021/18986 E. 2022/501 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2021/18986 |
| Karar No | 2022/501 |
| Karar Tarihi | 16.02.2022 |
| Dava Türü | Tam Yargı |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- İdari işlemlerden kaynaklanan zararlar için idareye başvurulmaz.
- İşlem kaynaklı mobbing iddialarında doğrudan dava açılabilir.
- İşlemlere dayalı tam yargı davalarında ön karar gerekmez.
- Hukuka aykırı idari işlemler bezdiri oluşturabilir.
Bu karar, kamu personeli ve idare hukuku pratiği açısından oldukça kritik bir usul kuralına açıklık getirmektedir. Karar, idareye karşı açılan mobbing (bezdiri) kaynaklı manevi tazminat davalarında, idari yargılamanın en temel şartlarından biri olan "idareye ön başvuru" zorunluluğunun hangi durumlarda aranmayacağını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Mobbing iddiaları şayet salt idari eylemlerden değil de idari işlemler silsilesinden (örneğin atama, görevlendirme, disiplin cezası gibi yazılı kararlardan) kaynaklanıyorsa, zarar gören kişilerin öncelikle kuruma başvurup bir ret cevabı beklemesine gerek kalmaksızın doğrudan idari yargıda tam yargı davası açabilecekleri içtihat altına alınmıştır.
Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi değerlendirildiğinde, bu karar özellikle avukatlar ve vatandaşlar için hayati bir yol göstericidir. Zira mahkemelerin uyuşmazlığı yanlış nitelendirerek "idari eylem" varsayımıyla davaları usulden reddetmesi veya dilekçeleri kurumlara tevdi etmesi, hak arama hürriyetini ve yargılama sürecini ciddi şekilde geciktirebilmektedir. Danıştay'ın bu yaklaşımı, haksız görevlendirmeler ve keyfi disiplin cezaları ile sistematik olarak baskı gören çalışanların, bürokratik engellere takılmadan doğrudan adalete erişimini kolaylaştırmakta ve usuli zaman kayıplarının önüne geçerek uyuşmazlıkların esastan incelenmesinin önünü açmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Çanakkale ili, Kepez Belediye Başkanlığında işçi olarak görev yapan davacı, görev esnasında kendisine uygulandığını iddia ettiği mobbing (bezdiri) nedeniyle psikolojik durumunun bozulduğu gerekçesiyle kuruma karşı dava açmıştır.
Davacı taraf; kendisine eğitimine uygun olmayan ve çok sık aralıklarla gerçekleştirilen hukuka aykırı görevlendirmeler yapıldığını, kurum içerisinde kötü muameleye maruz bırakıldığını, çeşitli hakaret ve tehditlere muhatap olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, Kepez Belediye Başkanlığı Disiplin Kurulu tarafından hukuka aykırı bir şekilde işten çıkarma cezası ile cezalandırıldığını ve tüm bu sistematik eylem ile işlemlerin kendisinde ağır manevi tahribat yarattığını ifade etmiştir. Bu iddialar doğrultusunda, uğradığı psikolojik ve manevi zararların telafisi amacıyla 150.000 TL manevi tazminatın tarafına ödenmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, doğrudan dava açılamayacağını belirterek dosyayı idareye göndermiş, istinaf mahkemesi de bu kararı yerinde bulmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın idari yargı usul hukuku çerçevesinde çözümlenebilmesi için, idari işlem ve idari eylem ayrımının doğru yapılması ile bu iki idari faaliyete karşı açılacak davaların usul kurallarının belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Mahkemenin kararında dayandığı en temel kurallar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.12 ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 hükümleridir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.12, "İptal ve Tam Yargı Davaları" başlığı altında idari işlemlerden doğan zararların karşılanması usulünü düzenler. Bu kanun maddesine göre ilgililer, haklarını ihlal eden veya kendilerine zarar veren bir idari işlem dolayısıyla doğrudan doğruya tam yargı davası açabilirler. Dilerlerse işlemi iptal ettirmek ve zararı tazmin ettirmek için her iki davayı birlikte açabilecekleri gibi, önce iptal davası açıp bu dava sonuçlandıktan sonra da tazminat talebiyle tam yargı davası açma hakkına sahiptirler. Bu kuralın en kritik yanı, idari işlemden kaynaklanan zararların tazmininde idareye ön başvuru (ön karar) zorunluluğunun bulunmamasıdır.
Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 ise idari eylemlerden doğan zararların tazmini için getirilen usul kuralıdır. Bu kurala göre, bir idari eylemden zarar gören vatandaşın mahkemeye başvurmadan önce zararın doğduğu tarihten ve eylemi öğrendiği tarihten itibaren yasal süreler içerisinde mutlaka ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini, yani zararının ödenmesini talep etmesi gerekir. Ancak bu talebin zımnen veya açıkça reddedilmesi durumunda mahkemede dava açılabilmektedir.
Danıştay içtihatlarına göre, mobbing (bezdiri) iddialarında eğer idare zarara yol açan baskıyı doğrudan doğruya idari işlemler aracılığıyla (görev yeri değiştirme, disiplin cezası vb.) gerçekleştirmişse, burada idari eylemden değil, idari işlemden doğan bir zarardan söz edilir ve uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.12 kapsamında çözümlenmesi hukuki bir zorunluluktur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 2. Dairesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı ve iddiaları usul hukuku prensipleri ile dosya kapsamındaki kanıtlar çerçevesinde detaylı bir biçimde inceleyerek somut olaya ilişkin nihai tespitlerini ortaya koymuştur.
İlk derece mahkemesi olan idare mahkemesi, davacının iddialarını bir "idari eylem" olarak nitelendirmiş ve bu nedenle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 gereğince davacının dava açmadan önce kuruma başvurması gerektiğine karar vermiştir. Bu gerekçeyle de dava dilekçesinin reddine ve doğrudan idari merci olan Kepez Belediye Başkanlığına tevdiine hükmetmiş, bu karar Bölge İdare Mahkemesi tarafından da hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
Ancak Danıştay incelemesinde, davacının dava dilekçesinde dayandığı hususlar dikkatle tahlil edilmiştir. Davacı, sadece soyut davranışlardan değil, somut, yazılı ve resmi nitelik taşıyan kararlardan şikayetçi olmuştur. Mobbingin temel unsurları olarak; sık sık yapılan ve eğitim durumuyla bağdaşmayan görevlendirme işlemlerini ve doğrudan disiplin kurulu kararıyla verilen işten çıkarma cezası işlemlerini göstermiştir. Bu noktada Yüksek Mahkeme, davacının yaşadığını iddia ettiği mağduriyetin kaynağının "idari eylem" değil, idarenin hukuki sonuç doğuran tek taraflı irade beyanları olan "idari işlemler" olduğunu net bir şekilde saptamıştır.
Bu tespitin usul hukukundaki karşılığı oldukça açıktır: Mobbing iddialarının kaynağını idari işlemler oluşturduğunda, davacının zararlarının tazmini için kuruma önceden başvurma ve ön karar alma gibi bir hukuki zorunluluğu bulunmamaktadır. Kişi, doğrudan doğruya idare mahkemesinde tam yargı davası açma hakkına sahiptir. Bu gerçek göz ardı edilerek davanın usulden reddedilmesi ve dilekçenin idareye gönderilmesi hukuka ve kanuna açıkça aykırıdır.
Sonuç olarak Danıştay 2. Daire, mobbingin idari işlemlerden kaynaklandığı durumlarda dava açmadan önce idareye başvuru zorunluluğu bulunmadığı yönünde karar vererek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.