Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2021/3314 E. 2021/2382 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2021/3314 |
| Karar No | 2021/2382 |
| Karar Tarihi | 30.06.2021 |
| Dava Türü | İptal (Yargılamanın Yenilenmesi) |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Disiplin soruşturmasındaki eksiklik hile sayılamaz.
- Ceza beraati doğrudan yenileme sebebi değildir.
- Lehe ve aleyhe deliller bütünüyle değerlendirilmelidir.
Bu karar, kesinleşmiş bir disiplin cezasının iptali davasında yargılamanın yenilenmesi talebinin sınırlarını oldukça net bir biçimde çizmektedir. Davacı polis memuru, meskun mahalde silah atmak fiili nedeniyle aldığı meslekten çıkarma cezasının iptali davası aleyhine sonuçlanıp kesinleştikten sonra, ceza yargılamasından beraat etmesini ve soruşturmadaki bazı tanıkların dinlenmemesini idare tarafından yapılmış bir hile nedeni olarak göstererek yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir. Ancak mahkeme, idari soruşturmada hem lehe hem de aleyhe olan tüm delillerin yeterince incelendiğini belirterek bu durumu karara etkisi olan bir hile kapsamında değerlendirmemiştir. Ceza davasındaki beraat sonucunun her zaman disiplin cezalarını doğrudan hükümsüz kılmayacağı vurgulanmıştır.
Uygulamada, ceza yargılamasında verilen beraat kararlarının tek başına disiplin cezalarının kaldırılması için doğrudan yeterli bir yargılamanın yenilenmesi sebebi oluşturmadığı bu kararla bir kez daha güçlü şekilde vurgulanmaktadır. Aynı zamanda, disiplin soruşturması sürecinde tanık dinlenmemesi veya eksik inceleme yapıldığı yönündeki iddiaların, idari yargılama usulünde yargılamanın yenilenmesi için aranan hile unsurunu karşılamadığı netleştirilmiştir. Bu emsal karar, meslekten çıkarma gibi ağır disiplin cezalarına karşı idari yargıda tüketilen kanun yollarından sonra başvurulabilen olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi kurumunun çok sıkı şartlara tabi olduğunu ve iddiaların geniş yorumlanamayacağını hukuk dünyasına açıkça ortaya koymaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Polis memuru olarak görev yapan davacı, görevli olduğu dönemde "hiçbir neden yokken silah atmak" suçlamasıyla meslekten çıkarma cezası almıştır. Bu cezanın iptal edilmesi için idareye karşı dava açmış, ancak davası mahkeme tarafından reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Daha sonra davacı, aynı olay nedeniyle açılan ceza davasında mahkemece beraat ettirildiğini, idari disiplin soruşturmasının ise eksik, yanlı ve hileli yapıldığını iddia etmiştir. Davacı, lehine olan tanıkların kasten dinlenmediğini ve banka güvenlik kamerası görüntülerinin gizlendiğini öne sürerek bu yeni iddiaları ve ceza mahkemesinden aldığı beraat kararını gerekçe göstermiştir. Bu nedenlerle, aleyhine kesinleşen yargı kararının ortadan kaldırılması ve cezasının iptal edilmesi amacıyla "yargılamanın yenilenmesi" talebiyle tekrar mahkemeye başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Danıştay, uyuşmazlığı karara bağlarken temel olarak idari yargılama usulündeki olağanüstü kanun yollarını ve disiplin hukuku prensiplerini incelemiştir. Mahkemenin dayandığı en temel kural, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 53 hükmünde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi şartlarıdır. Yargılamanın yenilenmesi, olağan kanun yolları tüketilerek kesinleşmiş mahkeme kararlarının ancak kanunda sınırlı olarak sayılan hallerin varlığı durumunda tekrar incelenmesini sağlayan istisnai bir yoldur.
Somut olayda, davacı taraf 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 53/1-e bendinde yer alan "Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması" hükmüne dayanmıştır. İdare hukukunda hile, davanın sonucunu etkileyecek şekilde mahkemenin kasten yanıltılması, gerçeklerin gizlenmesi veya sahte delil sunulması anlamına gelmektedir. Eksik soruşturma yapıldığı veya bazı tanıkların dinlenmediği iddiası, kendi başına bir hile nedeni olarak kabul edilmemektedir.
Ayrıca, olayda uygulanan disiplin cezasının dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün "meskun yerlerde hiçbir neden yokken silah atmak" fiiline ilişkin maddeleri de yargılamaya konu edilmiştir. Davacı, ceza mahkemesinde beraat kararı aldığını belirterek bu durumun "yeni delil" niteliğinde olduğunu öne sürmüş, ancak mahkeme, disiplin hukukunun kendine özgü kuralları ve idari soruşturmanın bütünselliği gereği bu iddiaları yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak yeterli görmemiştir. Son olarak, temyiz incelemesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 49 kapsamında yapılarak, yerel mahkeme kararında bir hukuka aykırılık olup olmadığı denetlenmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
İlk derece mahkemesi ve Danıştay tarafından yapılan incelemede, davacının "yargılamanın yenilenmesi" talebine dayanak gösterdiği iddialar tek tek hukuki süzgeçten geçirilerek değerlendirilmiştir. Davacı, olay yerindeki bankanın güvenlik kamerası görüntülerinin dosyaya bilerek eklenmediğini, bazı tanıkların ifadelerinin kasten alınmadığını ve bu yolla kendisi aleyhinde haksızlık yapıldığını ileri sürmüştür. Ancak mahkeme, idari makamlarca hazırlanan disiplin soruşturması dosyasını derinlemesine incelediğinde, hem davacının aleyhine olan ifadelere yer verildiğini hem de davacının lehine olan hususların soruşturma kapsamında titizlikle araştırıldığını tespit etmiştir. Davacının bizzat eksik olduğunu iddia ettiği ve dosyaya mutlaka eklenmesini talep ettiği tanık beyanlarının da idarece dikkate alınarak değerlendirildiği açıkça görülmüştür.
Somut olayda, davacı hakkında yürütülen idari disiplin soruşturmasının yüzeysel veya hileli yapılmadığı, olayın tüm şahitlerinin beyanlarının tutanaklara dürüst bir şekilde geçirildiği anlaşılmıştır. Davacının ceza mahkemesinde beraat etmiş olması, bağımsız yürütülen disiplin soruşturmasının eksik yapıldığı veya idarenin hileye başvurduğu anlamına kesinlikle gelmemektedir. Zira disiplin soruşturması kendi kuralları çerçevesinde şeffaf yürütülmüş, tarafların beyanları ve mevcut güvenlik kamerası incelemeleri tarafsız bir şekilde rapora bağlanmıştır.
Bu bağlamda mahkeme, idarenin dosyaya eksik belge sunduğu veya yargıyı yanıltmak için hileli yönlendirmeler yaptığı iddiasının tamamen dayanaksız olduğunu belirlemiştir. Dosyadaki somut delillerin toplanış biçimi ve idarece yürütülen soruşturmanın aşamaları göz önünde bulundurulduğunda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında öngörülen hile şartının somut olayda gerçekleşmediği ortaya konulmuştur. Davacının temyiz dilekçesinde belirttiği hususların, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar veren İdare Mahkemesi hükmünü bozacak nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Danıştay 2. Daire, davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin yerel mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde karar vererek kararı onamıştır.