Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 2. Dairesi 2021/6033 E. 2023/4917 K.

Danıştay Danıştay 2. Dairesi 2021/6033 E. 2023/4917 K.

Bu karar, emniyet teşkilatında görevli personelin hizmet dışında veya içinde yürüttüğü faaliyetler sırasında sergilediği tutumların disiplin hukuku açısından nasıl değerlendirileceğine dair son derece önemli bir çerçeve sunmaktadır. Özellikle amirlerine karşı asılsız iddialarda bulunmak ve yalan beyanla resmi evrak temin etmeye çalışmak gibi eylemlerin, memurun resmi sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu temelden sarstığı hukuken teyit edilmiştir. Mahkemenin adli yardım talebi yönünden yaptığı usulü değerlendirme de ayrıca dikkat çekicidir.
search

Danıştay
Danıştay 2. Dairesi 2021/6033 E. 2023/4917 K.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 2. Dairesi
Esas No 2021/6033
Karar No 2023/4917
Karar Tarihi 24.10.2023
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
Öne Çıkan Hükümler
Yalan beyanla belge temini disiplin suçudur.
Amirlere asılsız iddialarda bulunmak saygınlığı sarsar.
İdari yargıda re'sen avukat ataması yapılamaz.
Adli yardım talebi kanuni şartlara tabidir.

Bu karar, emniyet teşkilatında görevli personelin hizmet dışında veya içinde yürüttüğü faaliyetler sırasında sergilediği tutumların disiplin hukuku açısından nasıl değerlendirileceğine dair son derece önemli bir çerçeve sunmaktadır. Özellikle amirlerine karşı asılsız iddialarda bulunmak ve yalan beyanla resmi evrak temin etmeye çalışmak gibi eylemlerin, memurun resmi sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu temelden sarstığı hukuken teyit edilmiştir. Mahkemenin adli yardım talebi yönünden yaptığı usulü değerlendirme de ayrıca dikkat çekicidir.

Kararda öne çıkan diğer bir boyut ise, idari yargılama sürecinde talep edilen adli yardım müessesesinin sınırlarının net bir biçimde çizilmiş olmasıdır. İdari yargılamada resen araştırma ilkesinin geçerli olması nedeniyle, mahkemelerin davacıya doğrudan avukat tayin etme yetkisinin bulunmadığı açıkça vurgulanarak usul hukuku bakımından kritik bir saptama yapılmıştır.

Emsal niteliğindeki bu içtihat, idari kurumların yürüttüğü disiplin soruşturmalarında memurun dürüstlük ve doğruluk ilkelerine bağlılığının ne denli kritik olduğunu net bir şekilde göstermektedir. Personelin idareyi yanıltmaya yönelik her türlü asılsız girişiminin, hizmetin olağan işleyişini sekteye uğratacağı ve şüphesiz idari yaptırıma tabi olacağı kesinleşmiştir.

Uygulamadaki önemi bakımından karar, hem idarelerin disiplin cezası tayin ederken dayanacakları hukuki gerekçeleri sağlamlaştırmakta hem de davacıların adli yardım taleplerinde hangi yasal sınırlarla karşılaşacaklarını açıkça ortaya koymaktadır. Bu yönüyle karar, disiplin hukukunda saygınlık ve güven prensiplerinin her koşulda korunmasına büyük bir katkı sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Aksaray İl Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısı olarak görev yapan davacı, İstihbarat Şube Müdürlüğü emrine atanmasının ardından yaşanan olaylar nedeniyle disiplin cezası almış ve idareye karşı bu cezanın iptali için dava açmıştır. Olayın temelinde, davacının yeni atandığı şubede görev listesi kendisine gösterilmesine rağmen yazılı atama onayı istemekte direnmesi yatmaktadır. Bu ısrarla yetinmeyen davacı, Personel Şube Müdürlüğüne giderek "İstihbarat şubesi atama onayını kaybetti, bir örneğini istiyorlar" şeklinde gerçeğe aykırı ve asılsız bir beyanda bulunmuştur. Ayrıca, İl Emniyet Müdürünün kendisi hakkında söylediğini iddia ettiği bazı sözlerin gerçek dışı olduğu ortaya çıkmıştır. İdare, bu davranışları nedeniyle davacıya hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsmak suçundan aylıktan kesme cezası vermiştir. Davacı ise kendisine mobbing uygulandığını ve işlemlerin yersiz olduğunu savunarak hakkını mahkemede aramıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde idari yargının yerleşik disiplin hukuku prensipleri ve adli yardıma ilişkin medeni usul kuralları temel alınmıştır. Öncelikle, davacının temyiz aşamasındaki maddi imkânsızlıkları nedeniyle ileri sürdüğü adli yardım talebi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.334 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.335 hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Kanunun ilgili maddelerine göre, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olan kimselere geçici muafiyet sağlanabilmektedir. Ancak, adli yardım kapsamında avukat atanması talebi, idari yargının yapısında bulunan "re'sen araştırma ilkesi" nedeniyle mahkemenin kendiliğinden avukat görevlendirmesine imkân tanıyan bir düzenleme olmadığından reddedilmiştir.

Davanın esasına ilişkin olarak ise, yetkili idarenin dayandığı Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün ilgili hükümleri uygulanmıştır. Mevzuat kapsamında yer alan hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak fiili, devlet memurunun kurumuyla olan sarsılmaz bağının ve güvenilirliğinin bir yansımasıdır. Kamu görevlilerinin, özellikle güvenlik teşkilatı mensuplarının, idareyi yanıltacak asılsız beyanlardan kaçınmaları mutlak bir kuraldır.

Mahkeme, memurun gerçeğe aykırı beyanda bulunarak resmi bir belgeyi temin etmeye çalışmasının ve üstleri hakkında asılsız iddialar ortaya atmasının hiyerarşik güveni açıkça ihlal ettiğini doktrin ve içtihat prensipleri doğrultusunda saptamıştır. Disiplin işlemlerinde olayın maddi gerçekliğinin somut delillerle ortaya konması prensibi gereğince, tanık ifadeleri hukuki denetimin temelini oluşturmuştur. Yargılama sürecinde idarenin alt ceza uygulamasıyla işlemin ölçülülük ilkesine uygun tesis edildiği de dikkate alınmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay İkinci Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını ve dosyada yer alan tüm bilgi, belge ve ifadeleri detaylı bir şekilde incelemiştir. Yapılan usulü değerlendirmede öncelikle davacının temyiz aşamasında talep ettiği adli yardım hususu ele alınmış; davacının dava harçları ve gider avanslarını ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından bu talebi masraflar yönünden kabul edilmiştir. Ancak, idari yargıda resen araştırma ilkesi geçerli olduğundan ve idari yargı makamının kendiliğinden davanın takibi için avukat görevlendirmesine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, avukat temini talebi hukuka uygun bulunmayarak reddedilmiştir.

Davanın esası yönünden yapılan incelemede, davacının Uşak'tan Aksaray İl Emniyet Müdürlüğü emrine atanması sonrasında yaşanan olayların niteliği irdelenmiştir. Davacının, gizlilik ve işin mahiyeti gereği yazılı belge çıkarılması oldukça sınırlı olan İstihbarat Şube Müdürlüğü emrine atandığı, görev listelerinin kendisine bizzat gösterilmesine ve durumun amirleri tarafından izah edilmesine rağmen, ısrarla yazılı belge temin etmeye çalıştığı tespit edilmiştir. Daha da önemlisi, davacının Personel Şube Müdürlüğüne giderek "istihbarat şubenin atama onayını kaybettiği ve bir örneğini istedikleri" yönünde tamamen asılsız ve doğru olmayan bir beyanla evrak talep etmesi, memuriyet vakarı ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan ağır bir kusur olarak nitelendirilmiştir.

Ayrıca, davacının İl Emniyet Müdürü tarafından kendisi hakkında sarf edildiğini öne sürdüğü sözlerin, ilgili diğer personel ifadeleriyle doğrulanmadığı ve iddiaların gerçeği yansıtmadığı açıkça saptanmıştır. İdare Mahkemesince yapılan yargılamada, davacının sergilediği tüm bu eylemleriyle hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmıştır. Davacının işyerinde kendisine mobbing yapıldığına ve haksız yere sicilinin bozulmaya çalışıldığına dair soyut iddiaları ise mahkemece dayanaksız bulunmuştur. Tesis edilen disiplin cezasında idarenin geçmiş hizmetleri dikkate alarak takdir yetkisini davacı lehine alt ceza yönünde kullanmış olması hukuka uygun bulunmuştur.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, usul ve hukuka uygun olan idare mahkemesi kararının onanması yönünde karar vermiştir.

Amirime yalan söyleyip evrak istesem ceza alır mıyım? expand_more
Evet, disiplin cezası alırsınız. İlgili Danıştay kararına göre, bir kamu görevlisinin idareyi yanıltarak gerçeğe aykırı beyanla evrak veya belge temin etmeye çalışması, memuriyet vakarı ve dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan ağır bir kusurdur. Bu tür asılsız girişimler, memurun resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu temelden sarstığı için disiplin yaptırımına tabi tutulmaktadır.
Müdürüm hakkında asılsız beyanda bulunmamın sonucu nedir? expand_more
Amirleriniz veya üstleriniz hakkında gerçeği yansıtmayan, asılsız iddialarda bulunmak hiyerarşik güveni zedeleyen ciddi bir eylemdir. Danıştay, bu tarz davranışların devlet memurunun kurumuyla olan sarsılmaz bağını ve güvenilirliğini zedelediğini, dolayısıyla "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem" kapsamında disiplin cezasıyla cezalandırılacağını açıkça hükme bağlamıştır.
İdari davada param yok, mahkeme bana avukat atar mı? expand_more
Hayır, idari mahkemeler davanızı takip etmesi için size doğrudan bir avukat atayamaz. Kararda da açıkça vurgulandığı üzere, idari yargıda "re'sen araştırma ilkesi" (mahkemenin olayları kendiliğinden araştırması) geçerli olduğundan, mahkemenin avukat görevlendirmesine imkân tanıyan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak maddi imkânsızlığınızı belgelerseniz, sadece dava harçları ve gider avanslarından muaf tutulmak üzere adli yardım talebinde bulunabilirsiniz.
Kurumda bana mobbing yapıldığını söylemem davayı kazanmaya yeter mi? expand_more
Hayır, yeterli değildir. Disiplin hukukunda olayın maddi gerçekliğinin mutlaka somut deliller ve tanık ifadeleriyle ispatlanması gerekir. İşyerinde size mobbing uygulandığına veya sicilinizin kasıtlı olarak bozulmaya çalışıldığına yönelik iddialarınız soyut düzeyde kalırsa, mahkeme tarafından dayanaksız bulunacak ve yargılamanın sonucunu lehinize değiştirmeyecektir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir