Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2019/7359 E. 2020/3399 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire |
| Esas No | 2019/7359 |
| Karar No | 2020/3399 |
| Karar Tarihi | 02.11.2020 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- İdarenin sözleşme yenilememe konusunda takdir yetkisi vardır.
- Disiplinsizlik ve verimsizlik sözleşme feshine hukuki dayanaktır.
- Kamu hizmetinin etkinliği için personelin verimliliği esastır.
- Mobbing iddiaları somut delillerle ispat edilmek zorundadır.
Bu karar, sözleşmeli askeri personel statüsünde görev yapan uzman erbaşların sözleşmelerinin yenilenmemesi işlemlerinde idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırlarını ve hukuki gerekçelerini çok net bir şekilde ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Danıştay, idarenin kamu hizmetini en iyi, sürekli ve aksatmadan yürütebilmesi için bünyesindeki personeli seçerken ve statüde tutarken verimlilik esasına göre hareket etmesini hukuka bütünüyle uygun bulmuştur. Yaklaşık dört yıllık görev süresi boyunca hem amirlerine itaatsizlik gibi ciddi disiplin cezaları alan hem de olağanüstü sayılacak derecede uzun süreli (toplam 380 gün) istirahat kullanarak görevden uzak kalan bir personelin, idare açısından verimsiz hale geldiği tescillenmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, idarenin sırf sözleşme süresi dolduğu için değil, personelin geçmiş sicil safahatı, aldığı cezalar, amirlerinin kanaati ve kamu hizmetine sağladığı katkı derecesini somut verilerle ortaya koyarak sözleşme yenilememe yoluna hukuka uygun biçimde gidebileceğini göstermektedir. Özellikle davacı tarafından ileri sürülen mobbing ve kasıtlı sicil bozma iddialarının, somut ve inandırıcı delillerle desteklenmediği sürece idarenin kanuni takdir yetkisini sakatlamayacağı kararda güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Uygulamada, idarelerin liyakat ve verimlilik odaklı bu tür idari fesih işlemlerinin, objektif verilere dayanması halinde yargı denetiminden başarıyla geçeceği netleşmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Komando Tugay Komutanlığında piyade uzman onbaşı olarak görev yapan bir askeri personel, sözleşme süresinin bitiminde idare tarafından sözleşmesinin yenilenmeyerek ilişiğinin kesilmesi üzerine Milli Savunma Bakanlığına karşı iptal davası açmıştır. Davacı personel, görev yaptığı süre boyunca kendisine mobbing uygulandığını, kasıtlı olarak tutanaklar tutulup haksız disiplin cezaları verilerek sözleşmesinin feshine bilinçli bir zemin hazırlandığını iddia etmiştir. Hatta emre itaatsizlik suçlamasıyla açılan ceza davasından beraat ettiğini de savunmasına eklemiştir. İdare ise, personelin yaklaşık dört yıllık görev süresi içerisinde hem itaatsizlik gibi ciddi disiplin cezaları aldığını hem de toplam 380 gün gibi olağandışı bir süre hava değişimi ve yatak istirahati kullanarak görevinden uzak kaldığını belirterek, personelden artık hizmet anlamında hiçbir verim alınamadığını savunmuştur. Davacı, bu gerekçelerle tesis edilen sözleşme yenilememe işleminin iptalini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İdari yargılama hukukunda iptal davalarının temel inceleme alanı, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluğunun denetlenmesidir. Kamu personeli hukukunun temel dayanağını oluşturan statü ve sözleşme ilişkilerinde idarenin sahip olduğu takdir yetkisi, uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınan en temel kriterlerden biridir. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının Danıştay tarafından temyizen bozulabilmesi ise ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 49 kapsamında sınırlı olarak sayılan hukuka aykırılık hallerinden birinin varlığıyla mümkündür.
Kamu hizmetinin kesintisiz, düzenli ve etkin bir biçimde yürütülmesi, idare hukukunun en temel prensiplerinden biridir. Bu prensip gereği idare, kamu hizmetini yürütecek personeli ilk defa seçme ve daha sonra sözleşmesini yenileme hususunda kanunlarla sınırları çizilmiş bir takdir yetkisine sahiptir. Bu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile yakından sınırlıdır. İdarenin, hizmetin işleyişini aksatan, disiplin zafiyeti gösteren veya aşırı uzun süreli devamsızlık ve istirahat gibi nedenlerle kendisinden beklenen kamu görevini yerine getiremeyen personelini bünyesi dışına çıkarma hakkı bulunmaktadır. İdare mahkemeleri, idarenin bu takdir yetkisini kullanırken somut ve objektif belgelere (kesinleşmiş disiplin cezaları, sağlık raporu dökümleri, amir kanaatleri vb.) dayanıp dayanmadığını titizlikle incelemektedir. Dosya kapsamında somut verilere ve tespitlere dayanan sözleşme yenilememe işlemleri hukuka uygun kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Uyuşmazlığa konu olayda, davacı piyade uzman onbaşının görev yaptığı yaklaşık dört yıllık süre zarfındaki hizmet geçmişi ve disiplin safahatı mahkemelerce detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Davacının bu süre zarfında iki kez emre itaatsizlik gibi askerlik mesleğinin disiplin doğasıyla bağdaşmayan ağır disiplinsizlikler de dahil olmak üzere birden fazla disiplin cezası aldığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, personelin görev süresi boyunca toplamda 380 gün hava değişimi ve yatak istirahati aldığı dosyaya sunulan kayıtlarla sabittir.
Askeri hizmetin doğası gereği yüksek disiplin ve fiziki/ruhsal devamlılık gerektirdiği açıktır. Davacının amirleri tarafından düzenlenen kanaat formlarında da, gerek disiplinsiz tutum ve davranışları gerekse de olağan dışı boyuttaki istirahat süreleri nedeniyle kendisinden hizmet anlamında hiçbir şekilde istifade edilemediği ve sözleşmesinin yenilenmemesinin uygun olacağı yönünde net görüş bildirilmiştir. Bu hususlar, idarenin sözleşme yenilememe kararını keyfi olarak değil; somut, objektif ve belgelendirilebilir verilere dayandırdığını açıkça göstermektedir.
Davacı her ne kadar hakkında tutulan tutanakların kasıtlı olduğunu, amirleri tarafından kendisine yönelik sistematik bir yıldırma (mobbing) politikası yürütüldüğünü iddia etmişse de, dosya kapsamında bu iddiaları doğrulayacak, idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında, sırf kişisel garez amacıyla kullandığını kanıtlayacak hiçbir somut delil ortaya konulamamıştır. Disiplin fiillerinden birine yönelik açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olması dahi, idarenin kendi personelinin genel hizmet verimliliğini değerlendirme ve idari bir tasarruf olarak sözleşme yenilememe yönündeki takdir yetkisini tek başına ortadan kaldırmamaktadır. Bu çerçevede, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddi kararı ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararı mevzuata bütünüyle uygundur.
Sonuç olarak Danıştay 12. Daire, davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması yönünde karar vermiştir.