Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 12. Daire | 2020/1411 E. | 2023/5908 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2020/1411 E. 2023/5908 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Daire
Esas No 2020/1411
Karar No 2023/5908
Karar Tarihi 21.11.2023
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Adaylık süresinde disiplin cezası alanın ilişiği kesilir.
  • Aylıktan kesme cezası memuriyete son verilmesini gerektirir.
  • Disiplin cezası kesinleşen aday memurun görevine son verilir.
  • İki yıllık azami adaylık süresi ihlal edilemez.

Bu karar, kamu hizmetine aday memur statüsünde başlayan personelin görev süreci ve disiplin hukuku açısından taşıdığı yükümlülükleri net bir biçimde ortaya koymaktadır. Devlet memurluğuna giriş aşamasında öngörülen adaylık süreci, memurun mesleki yeterliliğini, disiplin kurallarına uyumunu ve kamu hizmetinin ciddiyetini kavrayıp kavramadığını ölçmek amacıyla kanun koyucu tarafından özel olarak düzenlenmiştir. Adaylık süresi içinde disiplin cezası alan bir memurun, ilgili mevzuatın amir hükmü gereği görevine son verilmesi, idarenin bağlı yetki içinde tesis etmek zorunda olduğu bir işlemdir.

Kararın emsal niteliği, aday memurluk sürecinin kesin hatlarla çizilen disiplin kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamasından kaynaklanmaktadır. Benzer davalarda, memurun azami iki yıllık adaylık süresi içerisinde disiplin cezası alması ve bu cezanın kesinleşmesi durumu, memuriyetle ilişiğin kesilmesi için yeterli ve geçerli bir hukuki sebep olarak kabul edilmektedir. İdarenin adaylık kaldırma işlemini henüz yapmamış olması veya kişinin iki yıldan uzun süredir çalıştırılmaya devam etmesi, bu kuralın uygulanmasına engel teşkil etmemektedir. Bu yönüyle karar, aday memurların disiplin cezası almamaya azami özen göstermeleri gerektiğini ve idarenin de bu konudaki yasal zorunlulukları yerine getirirken bağlı yetkiye sahip olduğunu uygulamada tereddüde yer bırakmayacak şekilde pekiştirmektedir. Disiplin cezasının kesinleşmesiyle birlikte idari yargı makamları da yapılan fesih işlemini hukuka uygun bulmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Ticaret İl Müdürlüğü bünyesinde aday memur ve hizmetli statüsünde göreve başlayan davacı, kurumu olan Ticaret Bakanlığına karşı, görevine son verilmesi işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Uyuşmazlığın temelinde, davacının aday memurluk süreci devam ederken işe devamsızlık yapması ve bunun neticesinde idare tarafından kendisine aylıktan kesme disiplin cezası verilmesi yatmaktadır. Disiplin cezasının kesinleşmesinin ardından idare, ilgili mevzuata dayanarak davacının memuriyetine son vermiştir. Davacı ise iki yıllık azami adaylık süresinin dolmasına rağmen halen aday memur olarak çalıştırıldığını, iş yerinde kendisine mobbing uygulandığını ve devamsızlık yapılan günlerde hastaneye gittiği için geçerli mazereti olduğunu ileri sürerek işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. Bu doğrultuda davacı, haksız bulduğu işlemin iptalini, bu süreçte mahrum kaldığı tüm parasal hakların yasal faiziyle ödenmesini ve özlük haklarının tarafına iadesini talep etmektedir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde idari yargı mercilerince dikkate alınan temel hukuki metin, devlet memurlarının atanma, çalışma, disiplin ve görevden alınma şartlarını düzenleyen ana kanun niteliğindeki 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'dur. Bu kanun, kamu hizmetinin sağlıklı, liyakatli ve disiplinli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla aday memurluk sürecine büyük bir önem atfetmiştir.

Özellikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.57 hükmü, uyuşmazlığın merkezinde yer almaktadır. İlgili madde, adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları görülenlerin veya disiplin cezası alanların, disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile adaylıklarının kaldırılarak memuriyetle ilişiklerinin kesilmesini emretmektedir. Bu madde, idareye herhangi bir takdir hakkı veya esneklik tanımayan, kanuni şartlar oluştuğunda doğrudan uygulanması gereken sıkı bir bağlı yetki niteliğindedir. Aday memurluk süresi kanunla asgari bir yıl, azami iki yıl olarak belirlenmiş olup, bu deneme sürecinde devlet memurluğunun gerektirdiği nitelikleri taşımadığı disiplin cezasıyla sabit olan kişilerin kamu hizmetinde asil olarak istihdam edilmesine yasal olarak imkan tanınmamıştır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, aday memurun aldığı disiplin cezasının kesinleşmesi, görevine son verilmesi işleminin hukuki sebep unsurunu oluşturmak için tek başına yeterlidir. Davacının görev devamsızlığı sebebiyle almış olduğu aylıktan kesme cezasının itiraz süreçlerinden geçerek idari yollardan kesinleşmesi, memuriyetten çıkarma işleminin somut yasal dayanağını oluşturur. Kanun koyucunun buradaki temel amacı, kamu hizmetine henüz asil olarak atanmamış personelin, disiplin kurallarına kati surette riayet edip etmediğini somut verilerle ölçmek ve yalnızca kamu yararı ile hizmetin gereklerine uygun görülen liyakatli personelin asil memur statüsüne geçişini güvence altına almaktır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosyadaki bilgi ve belgeler ile yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde, davacının 09.02.2015 tarihinde idare bünyesinde hizmetli kadrosunda aday memur olarak göreve başladığı ve iki yıllık azami adaylık süresinin en geç 09.02.2017 tarihinde sona erdiği tespit edilmiştir. İdare tarafından sunulan kayıtların tetkikinde, davacının iddia ettiği hastane mazeretlerinin veya çalışma ortamında kendisine mobbing uygulandığına yönelik şikayetlerinin yargılama aşamasında usulüne uygun ve şüpheye yer bırakmayacak somut delillerle ispatlanamadığı görülmüştür.

Davacı, adaylık süresi hukuken işlemekte iken devamsızlık fiili nedeniyle idari bir soruşturma geçirmiş ve bunun sonucunda 22.04.2016 tarihinde kendisine aylıktan kesme cezası verilmiştir. Dava dosyasında yer alan belgelere göre bahse konu bu disiplin cezası itiraz edilmeksizin veya itiraz yolları tükenerek hukuken kesinleşmiştir. Davacının göreve başladığı tarihten sonraki iki yıllık süre zarfında adaylığının kaldırılarak asil memurluğa atanmasına yönelik idarece olumlu herhangi bir idari işlem tesis edilmemiştir. Azami adaylık süresinin fiilen aşılmış olması, davacının asil memur statüsünü kendiliğinden kazandığı anlamına gelmemektedir. Akabinde, davacının henüz adayken aldığı kesinleşmiş disiplin cezası göz önünde bulundurularak 01.06.2017 tarihli işlem ile yasal zorunluluk gereği görevine son verilmiştir.

İlk derece mahkemesi, davacının azami iki yıllık adaylık süresi içerisinde bir disiplin cezası almış olması ve bu cezanın da itirazsız biçimde kesinleşmiş bulunması nedeniyle, idarenin yasal zorunluluk gereği memuriyet ile ilişiği kesmesinde hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını saptamıştır. Mahkeme ayrıca, asıl tesis edilen işlemin hukuka tamamen uygun bulunması karşısında, davacının parasal kayıpların tazmini ve özlük haklarının iadesine yönelik taleplerinin de yasal dayanaktan yoksun kaldığına hükmetmiştir. İstinaf makamı olan Bölge İdare Mahkemesi de ilk derece mahkemesinin bu kararını hukuka ve usule uygun bularak davacının istinaf başvurusunu reddetmiştir. Danıştay nezdinde yapılan temyiz incelemesinde de, davacının öne sürdüğü mobbing, esasa etkili mazeret ve süreaşımı iddiaları kararı bozacak nitelikte bir maddi delille kanıtlanamamış ve idare mahkemesinin kararı isabetli bulunmuştur.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu bölge idare mahkemesi kararının onanması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: