Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 12. Dairesi 2019/4795 E. 2023/5851 K.

Danıştay Danıştay 12. Dairesi 2019/4795 E. 2023/5851 K.

Bu karar hukuken, kamu görevlilerinin kendi istekleriyle veya iddia edilen ağır baskı (mobbing) altında verdikleri istifa dilekçeleri üzerine tesis edilen idari işlemlere karşı açılacak iptal davalarında, dava açma sürelerinin kesinliğini ve bağlayıcılığını ortaya koymaktadır. İdari işlemlerin iptali talebiyle açılacak davalarda, kural olarak işlemin ilgiliye tebliğ edildiği veya fiilen uygulandığı (öğrenildiği) tarihten itibaren yasal dava açma süresi içinde yargı yoluna başvurulması gerekmektedir. Kararda açıkça vurgulandığı üzere, istifa süreci sonrasında personelin kurumdan fiilen terhis edildiği ve ilişiğinin tamamen kesildiği tarih, söz konusu idari işlemin en geç öğrenildiği tarih olarak kabul edilmekte ve yasal altmış günlük sürenin başlangıcı için temel mihenk taşı oluşturmaktadır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 12. Dairesi
Esas No 2019/4795
Karar No 2023/5851
Karar Tarihi 20.11.2023
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel İptal davalarında altmış günlük dava açma süresi uygulanır.
  • gavel Dava açma süresi işlemin öğrenilme tarihiyle başlar.
  • gavel Terhis tarihi işlemin kesin olarak öğrenildiği tarihtir.
  • gavel Süresi içinde açılmayan davalar süre aşımı sebebiyle reddedilir.
  • gavel Mobbing iddiası idari dava açma süresini kendiliğinden durdurmaz.

Bu karar hukuken, kamu görevlilerinin kendi istekleriyle veya iddia edilen ağır baskı (mobbing) altında verdikleri istifa dilekçeleri üzerine tesis edilen idari işlemlere karşı açılacak iptal davalarında, dava açma sürelerinin kesinliğini ve bağlayıcılığını ortaya koymaktadır. İdari işlemlerin iptali talebiyle açılacak davalarda, kural olarak işlemin ilgiliye tebliğ edildiği veya fiilen uygulandığı (öğrenildiği) tarihten itibaren yasal dava açma süresi içinde yargı yoluna başvurulması gerekmektedir. Kararda açıkça vurgulandığı üzere, istifa süreci sonrasında personelin kurumdan fiilen terhis edildiği ve ilişiğinin tamamen kesildiği tarih, söz konusu idari işlemin en geç öğrenildiği tarih olarak kabul edilmekte ve yasal altmış günlük sürenin başlangıcı için temel mihenk taşı oluşturmaktadır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, sonradan öğrenilen adli veya idari vakaların usul hukukuna etkileri yönünden kendisini göstermektedir. Kamu görevlilerinin, istifalarına neden olan amirlerin yasa dışı örgüt (örneğin FETÖ/PDY) bağlantılarını daha sonradan öğrenmeleri gibi durumlar, süresi geçmiş bir idari dava için tek başına yeni bir dava açma süresi başlatmaz ve kaçırılmış yasal süreleri ihya etmez. İdari istikrarın ve hukuki güvenliğin sağlanması amacıyla, kanunla belirlenmiş süre kuralları idari yargı yerlerince resen ve son derece sıkı bir biçimde incelenmektedir. Uygulamadaki asıl önemi ise, haklılığa ve esasa yönelik (mobbing, baskı vb.) iddialar ne kadar ciddi olursa olsun, bu iddiaların mahkeme önüne taşınabilmesi için öncelikle usule ilişkin dava açma sürelerine titizlikle riayet edilmesinin zorunlu olduğunu meslektaşlara ve vatandaşlara kesin bir dille hatırlatmasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, İl Jandarma Komutanlığında astsubay üstçavuş rütbesiyle görev yapmakta olan davacının, kurumuna sunduğu istifa dilekçesinin kabul edilerek görevinden ayrılmasının onaylanması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi etrafında şekillenmektedir.

Davacı, istifa dilekçesini kendi özgür iradesiyle vermediğini; amirleri tarafından kendisine haksız uygulamalar, psikolojik taciz (mobbing) ve ağır baskılar yapılarak istifaya zorlandığını iddia etmektedir. Ayrıca, kendisine baskı uygulayan amirlerinin yasa dışı örgüt üyesi olduklarını terhis edildikten çok sonra öğrendiğini belirterek, istifasının onaylanmasına ilişkin idari işlemin hukuka aykırı olduğunu öne sürmüş ve işlemin iptali talebiyle Jandarma Genel Komutanlığına karşı işbu davayı açmıştır. Davalı idare ise tesis edilen istifa onay işleminin ve ilişik kesme sürecinin mevzuata tümüyle uygun olduğunu ve davanın süresinde açılmadığını savunarak davanın reddedilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İdari yargılama usulü hukukunda, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yerlerince denetlenebilmesi için davaların kanunla açıkça belirlenen süreler içerisinde açılması zorunludur. Dava açma süresi, idari işlemin ilgilisine yazılı olarak tebliğ edildiği veya fiilen uygulanmak suretiyle öğrenildiği (ıttıla) tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 uyarınca, Danıştayda ve idare mahkemelerinde idari dava açma süresi özel kanunlarında ayrı bir süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür. Bu süre sınırı, kişilerin hak arama hürriyetinin kullanımını belirli bir düzene sokarken, aynı zamanda idari işleyişte istikrarı ve toplumda hukuki güvenliği sağlamak amacını taşır. Süreye ilişkin kurallar kamu düzenindendir ve davanın her aşamasında mahkemelerce tarafların talebine gerek kalmaksızın kendiliğinden (resen) dikkate alınır.

Yazılı tebligat yapılmayan veya tebligatın usulüne uygun olmadığı durumlarda, idari işlemin kişi tarafından öğrenildiği "ıttıla" tarihi esastır. Kamu görevlilerinin kendi istekleriyle görevden ayrılma (istifa) süreçlerinde, yetkili makamın onay işleminden sonra kişinin kurumla fiilen ilişiğinin kesildiği ve ayrılış işlemlerinin tamamlandığı terhis tarihi, idari işlemin içeriğinin ve sonuçlarının en geç kesin olarak öğrenildiği tarih olarak kabul edilir. İptal davası açma süresi de bu fiili terhis tarihinden itibaren hesaplanmaktadır.

Kişilerin çalışma hayatlarında maruz kaldıklarını iddia ettikleri psikolojik taciz (mobbing), haksız muamele ve ağır baskı gibi eylemler, idare hukukunda dava konusu edilebilir nitelikte önemli iddialardır. Ancak idari yargı pratiğinde, davanın esasına (olayın içyüzüne) girilebilmesi için öncelikle davanın süresinde açılmış olması şarttır. Hukuk kuralları gereği, usule ilişkin bu emredici ön şartlar yerine getirilmeden davanın esasının incelenmesi ve mobbing iddialarının mahkemece değerlendirilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 12. Dairesi ve alt derece mahkemeleri (İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi) tarafından dosya üzerinde yapılan incelemelerde, uyuşmazlığın esası olan mobbing ve baskı iddialarına geçilmeden önce davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu usul hukuku kuralları çerçevesinde titizlikle değerlendirilmiştir.

Somut olayda, davacının Jandarma Genel Komutanlığına sunduğu istifa dilekçesinin idarece onaylanmasının ardından, kurum tarafından terhis işlemlerinin gerçekleştirildiği ve davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinden fiilen ilişiğinin kesildiği saptanmıştır. İlk derece İdare Mahkemesi, davacının iptalini talep ettiği istifa onay işleminden ve ilişiğinin kesilmesi durumundan en geç fiili terhis tarihinde haberdar olduğunu, dolayısıyla işlemin kesin öğrenilme tarihinin bu terhis tarihi olduğunu hukuken tespit etmiştir.

Davacının terhis tarihini izleyen günden itibaren idari yargıda dava açmak için yasal olarak kullanması gereken altmış günlük süresi bulunmaktadır. Ancak davacı, baskı altında istifa ettirildiğini, amirlerinin sonradan terör örgütü bağlantısının ortaya çıktığını ve kendisine mobbing uygulandığını iddia ederek yasal sürenin sona ermesinden çok sonra, aylar sonra mahkeme kayıtlarına intikal eden bir dilekçe ile iptal davası açmıştır. İdari yargılama usulünün emredici süre kuralları gereğince, yasal dava açma süresi geçirildikten sonra yapılan başvurunun, esastaki iddialar ne kadar önemli olursa olsun incelenmesine usulen imkan bulunmadığı belirlenmiştir. Bu hukuki saptama sonucunda İdare Mahkemesinin verdiği davanın süre aşımı nedeniyle reddi kararı ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararı, üst derece mahkemesince de mevzuata tam uyumlu bulunmuştur.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka ve usule uygun bularak onama yönünde karar vermiştir.

İstifa ettim, dava açmak için sürem ne zaman başlıyor? expand_more
İstifa dilekçeniz yetkili makamlarca onaylanıp kurumdan fiilen ilişiğinizin kesildiği (terhis) tarih, işleminizin en geç ve kesin olarak öğrenildiği tarih kabul edilir. İdari yargıda davanızı açmanız gereken süre, işte bu terhis tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Danıştay içtihatlarına göre, bu idari işlemlere karşı genel dava açma süresi kesin olarak altmış gündür.
Bana çok mobbing yapıldı, yine de 60 gün kuralı geçerli mi? expand_more
Evet, kesinlikle geçerlidir. Çalışma hayatınızda maruz kaldığınızı iddia ettiğiniz psikolojik taciz (mobbing), ağır baskı veya haksız muamele gibi durumlar idare hukukunda dava edilebilir ciddi iddialar olsa da, mahkemenin bu iddiaları inceleyebilmesi için davanın mutlaka yasal süresi içinde açılmış olması şarttır. Danıştay kararlarına göre, mobbing iddiası idari dava açma süresini kendiliğinden durdurmaz veya sürenin uzamasını sağlamaz. Mahkemeler bu yasal süreleri kamu düzeninden saydıkları için davanın her aşamasında kendiliklerinden (resen) dikkate alırlar.
Baskı yapan amirimin örgüt üyesi olduğunu sonradan öğrendim, süre sıfırlanır mı? expand_more
Hayır, ne yazık ki dava açma süreniz sıfırlanmaz veya baştan başlamaz. Sizi istifaya zorladığını belirttiğiniz kişilerin yasa dışı örgüt (örneğin FETÖ/PDY) bağlantılarını olaydan çok sonra, kurumla ilişiğiniz kesildikten sonra öğrenmiş olmanız yasal süreyi geri getirmez. İdari istikrarın ve hukuki güvenliğin zedelenmemesi adına, süresi geçmiş bir iptal davası için bu tür sonradan öğrenilen vakalar üzerinden yeni bir dava açma süresi başlatılması veya sürenin ihya edilmesi usulen mümkün görülmemektedir.
Süreyi kaçırdıysam mahkemede haklı olmamın bir önemi yok mu? expand_more
Maalesef, idari yargılama usulünde kanunla belirlenen emredici dava açma sürelerini geçirdiğiniz takdirde, esastaki haklılık durumunuzun incelenmesine geçilemez. İlgili Danıştay 12. Dairesi kararında da altı çizildiği üzere, baskı altında istifa ettiğinize dair iddialarınız ne kadar güçlü olursa olsun, usule ilişkin emredici süre şartı yerine getirilmediği için mahkeme olayın içyüzüne girip inceleme yapamayacaktır. Süresi içinde açılmayan davalar, iddiaların esasına bakılmaksızın yalnızca usul hukuku kuralları gereği süre aşımı sebebiyle doğrudan reddedilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir