Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2025/572 E. | 2025/2878 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2025/572 E. 2025/2878 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/572
Karar No 2025/2878
Karar Tarihi 19.03.2025
Dava Türü Alacak ve İptal (İhtiyari Arabuluculuk Tutanağının İptali)
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • Tanıkların dinlenmemesi ispat hakkının açık ihlalidir.
  • HMK madde 241 keyfi olarak uygulanamaz.
  • İhtiyari arabuluculuk tutanağı irade fesadıyla iptal edilebilir.

Bu karar, iş yargılamasında hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha somut biçimde vurgulamaktadır. Yargıtay, tarafların gösterdiği tanıkların Mahkemece tatmin edici ve yasal bir gerekçe gösterilmeden, üstelik duruşma salonu dışında hazır edildikleri halde dinlenmemesini, silahların eşitliği ilkesine ve anayasal güvence altındaki adil yargılanma hakkına doğrudan bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hakimin bazı tanıkları dinlemekten vazgeçme yetkisi bulunsa da, bu istisnai yetkinin davayı uzatma amacı taşımayan durumlarda oldukça dar yorumlanması gerektiği açıkça ifade edilmiştir.

Uygulamada sıkça rastlanan ve mahkemelerin yargılamayı hızlandırmak adına sıklıkla başvurduğu "bir kısım tanıkla yetinme" pratiğine ciddi bir sınır çizen bu karar, işçi ve işveren vekilleri ile mahkemeler için önemli bir usul emsali teşkil etmektedir. Özellikle EYT süreci sonrasında imzalatılan ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının iptali gibi irade fesadının titizlikle araştırıldığı zorlu ve karmaşık uyuşmazlıklarda, tarafın bildirdiği tüm tanıkların dinlenmesinin maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkması için elzem olduğu kesin olarak ortaya konmuştur. Davayı uzatma kastı barındırmayan, hatta duruşmada kapıda hazır edilen tanıkların dinlenmesinden kaçınılması, yerel mahkeme kararlarının davanın esasına dahi girilmeden usul kuralları ihlali nedeniyle bozulmasına yol açacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen düzenleme kapsamında emekliliğe hak kazanmasının ardından, işverenin emekli olan işçilerle artık çalışmak istemediğini açıkça beyan etmesi üzerine baskı altında ve yönlendirmeyle emeklilik dilekçesi imzaladığını iddia ederek davalı işverene dava açmıştır. İşverenin ihtiyari arabuluculuk süreci yürüterek bir kısım alacakları ödediği; ancak sözleşmesi sonlandırılan diğer bazı işçilere sağlanan ek menfaatlerin kendisine verilmediği, bu durumun işyeri uygulamalarına ve eşit davranma borcuna aykırılık oluşturduğu iddia edilmiştir. Davacı, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğini ve iradesinin fesada uğratıldığını öne sürerek arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, eksik ödenen kıdem ve ihbar tazminatı ile ek menfaat alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise arabuluculuk sürecinin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuki dayanakların başında Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 gelmektedir. Adil yargılanma hakkının en temel ve ayrılmaz unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, uyuşmazlığın taraflarının yargılamayla ilgili iddia ve savunmalarını mahkeme önünde serbestçe ileri sürme, açıklama yapma ve bunları yasal delillerle ispat etme hakkını güvence altına almaktadır.

Yargıtay incelemesinin merkezinde yer alan bir diğer önemli kural olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmü, hakime gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli bilgi edinildiği takdirde geri kalanların dinlenmemesine karar verme yetkisi tanımaktadır. Ancak bu yetki sınırsız ve mutlak değildir. Kanun koyucunun buradaki asıl ve tek amacı, davayı sırf uzatma niyetiyle hareket eden, kötüniyetli tarafın çabalarını önlemektir. İşçilik alacaklarına ve yasal haklarına bir an evvel kavuşmak gayesinde olan bir işçinin davayı kasıtlı olarak uzatma kastıyla hareket ettiği karinesine dayanılamaz.

Ayrıca Yargıtay'ın yerleşik ve istikrarlı içtihatlarına göre, uyuşmazlıkların çözümünde mahkemelerin maddi gerçeğe ulaşabilmesi için tarafların gösterdiği delilleri eksiksiz bir şekilde toplaması ve tartışması esastır. İhtiyari arabuluculuk tutanaklarının iptali istemli davalarda irade fesadı iddialarının ispatı büyük ölçüde tanık beyanlarına dayandığından, tanık dinleme taleplerinin soyut gerekçelerle reddedilmesi silahların eşitliği ilkesine de açıkça aykırılık teşkil eder. Davalı işverenle husumetli olmak veya emsal işçi davası açmış olmak, bir kişinin tanık olarak dinlenmesine hukuken engel değildir; hakimin bu beyanları maddi olgularla birlikte serbestçe takdir etme yetkisi bulunmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk Derece Mahkemesi, davacı tarafından gösterilen on tanıktan yalnızca ikisini dinleyerek sonuca gitmiş ve diğer tanıkların davalı ile husumetli olması veya dosyaya katkı sağlamayacağı gerekçesiyle dinlenmelerinden vazgeçmiştir. Ancak Yargıtay incelemesinde, dinlenmeyen iki tanığın bizzat duruşma salonu kapısında hazır edildiği ve bu durumun duruşma zaptına geçtiği tespit edilmiştir. Mahkemenin, hazır edilen tanıkları dinlemeyerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmünü gerekçe göstermesi, davayı uzatma amacı taşımayan somut olay bakımından açıkça hukuka aykırı bulunmuştur.

Kararda, dinlenen davacı tanıklarının davacı lehine beyanda bulunmalarına rağmen Mahkemece davanın ispatlanamadığı yönünde hüküm kurulmasının çelişkili olduğu vurgulanmıştır. Şayet dinlenen tanık beyanlarıyla yeterli bilgi edinilemediyse, bu durum bizzat geriye kalan tanıkların dinlenmesini zorunlu kılar. Aynı zamanda, davalı ile kendi davaları olduğu gerekçesiyle bir kısım tanığın dinlenmemesinin usul hukukunda hiçbir yasal dayanağı olmadığı belirtilmiştir. Hâkimin tanık ifadeleriyle bağlı olmadığı ve delilleri serbestçe takdir yetkisinin bulunduğu gerçeği karşısında, tanıkların baştan peşin hükümle reddedilmesi hukuki dinlenilme hakkının ağır bir ihlalidir.

Ek olarak, İlk Derece Mahkemesince fark ihbar tazminatı talebinin arabuluculuk anlaşamama tutanağında yer almadığı için usulden reddi doğru bulunmuşsa da, fark kıdem tazminatı talebinin "anlaşılan hususlarda dava açılamayacağı" gerekçesiyle usulden reddedilmesi usul tekniği açısından eleştirilmiştir. İhtiyari arabuluculuk tutanağı geçerli kabul ediliyorsa davanın esastan reddi gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının ihlal edilmesi nedeniyle eksik incelemeyle kurulan Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını usulden bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: