Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2019/3371 E. | 2019/9006 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2019/3371 E. 2019/9006 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2019/3371
Karar No 2019/9006
Karar Tarihi 17.04.2019
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hizmet tespiti davası bekletici mesele yapılmalıdır.
  • Tespit davası alacak davasını doğrudan etkiler.
  • Bozmaya uyulması usuli müktesap hak yaratır.
  • Dönemsel hesaplama bozma ilamına uygun olmalıdır.

Bu karar, işçilik alacakları davaları ile hizmet tespiti davaları arasındaki usuli bağlantıyı ve mutlak bekletici mesele kuralını net bir biçimde ortaya koyması açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, sigortalılık başlangıç tarihini, toplam prim gün sayısını, sigortalılık süresini ve prime esas kazancı (giydirilmiş ücreti) kesin olarak belirleyen hizmet tespiti davalarının sonucunun, doğrudan doğruya işçilik alacaklarının (özellikle kıdem tazminatı ve fazla çalışma gibi ücrete endeksli hakların) miktarını etkileyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu sebeple, alacak davasını gören mahkemenin, derdest olan hizmet tespiti davasının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesini beklemeden hüküm tesis etmesini eksik inceleme olarak nitelendirmiş ve hukuka aykırı bulmuştur. Karar, aynı zamanda bozma ilamına uyulmasıyla taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak kavramına da dikkat çekmekte ve bozma çerçevesinin dışına çıkılarak, özellikle ayların farklı mevsim gruplarına dahil edilip hesaplama yapılmasının bozma nedeni olduğunu teyit etmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu içtihat uygulamada ilk derece mahkemelerinin yargılama süreçlerini ve davaları yürütme sırasını kesin bir yönelimle belirlemektedir. İşçinin aynı anda hem kayıt dışı çalışmasının veya eksik bildirilen ücretinin tespiti için hizmet tespiti davası, hem de bu süre ve ücretlere dayalı alacak davası açtığı durumlarda, alacak davasının bekletici mesele kararı ile durdurulması usuli bir zorunluluk haline gelmektedir. Böylece, tespit davası sonucunda ortaya çıkacak kesin hükmün, alacak hesaplamalarında hatasız, tutarlı ve adil bir şekilde uygulanması güvence altına alınmaktadır. Hukukçular, bilirkişiler ve mahkemeler açısından, usul ekonomisi ile doğru hüküm kurma zorunluluğu arasındaki hassas dengenin nasıl sağlanacağına dair son derece temel ve bağlayıcı bir rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir et entegre tesisi işletmesinde uzun yıllar kasap olarak çalışan davacı işçi, işe girişinin Kuruma üç ay geç bildirildiğini, tüm çalışma süresi boyunca sigorta primlerinin aldığı gerçek net ücret üzerinden değil asgari ücretten yatırıldığını ve bu suretle prim kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür. Ayrıca kendisine sürekli mobbing uygulandığını ve psikolojik tacize maruz bırakıldığını belirterek belirsiz süreli iş sözleşmesini noter aracılığıyla gönderdiği ihtarname ile haklı nedenle feshetmiştir. İşçi, ödenmeyen kıdem tazminatı, yaz ve kış dönemlerinde farklılaşan fazla çalışma ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ile genel tatil ve yıllık ücretli izin alacaklarının tahsili amacıyla işveren aleyhine dava açmıştır.

Davalı işveren ise işçinin ihtarname çekerek iş sözleşmesini haksız yere ve bildirim süresi tanımaksızın feshettiğini, haklı bir nedeni bulunmadığını, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını ve hesaplanması gereken herhangi bir işçilik alacağı bulunmadığını iddia ederek davanın tümden reddini talep etmiştir. Yargılama sürecinde mahkemece fazla çalışma ücretleri hesaplanarak dava kısmen kabul edilmiş, ancak bu esnada davacının ayrıca açmış olduğu ve temyiz aşamasında olan hizmet tespiti davası mahkemece bekletici mesele yapılmamıştır. Taraflar, hesaplama yöntemlerine ve usuli eksikliklere itiraz ederek bu kararı temyiz etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda, işçinin fiili çalışma süresi ve aldığı gerçek ücret, kıdem tazminatı başta olmak üzere, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili ve diğer tüm işçilik alacaklarının hesaplanmasında temel ve değişmez parametrelerdir. Bu hukuki parametrelerin doğru tespit edilebilmesi için, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı durumlarda (eksik gün bildirimi veya düşük ücret gösterilmesi gibi) iş mahkemelerinde açılan hizmet tespiti davaları hayati bir büyük önem taşır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 165 uyarınca, bir davanın incelenmesi ve karara bağlanması, başka bir davanın sonuçlanmasına doğrudan bağlıysa, mahkeme o davanın sonuçlanmasını bekletici mesele yapabilir. İşçilik alacakları davalarında bu usul kuralı, hakimin takdirine bırakılmış basit bir ihtiyardan ziyade, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için mutlak bir hukuki zorunluluk olarak uygulanmaktadır.

Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensiplerine göre, hizmet tespiti davası sonucunda verilecek kesin karar, davacının hizmet süresini ve giydirilmiş brüt ücretini herkese karşı kesin olarak belirleyeceği için uyuşmazlığın tarafları açısından maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bu nedenle, hizmet tespiti davası tüm kanun yollarından geçip kesinleşmeden alacak davasında hüküm kurulması, eksik inceleme yapılması ve hatalı karar verilmesi riskini doğurur.

Bunun yanı sıra, usul hukukunun en temel kurumlarından biri olan usuli müktesap hak (usuli kazanılmış hak) ilkesi devreye girmektedir. Bir ilk derece mahkemesinin Yargıtay bozma ilamına uyma kararı vermesi halinde, mahkemenin artık bozma kararında gösterilen hukuki esaslar dairesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu doğar. Bozma ilamında belirlenen hesaplama yöntemleri, kabul edilen çalışma dönemleri veya mevsimsel sınırlandırmalar, lehine bozma yapılan taraf için usuli kazanılmış hak yaratır. Mahkemenin veya hesap bilirkişisinin bu çizilen yasal sınırların dışına çıkarak farklı bir dönemsel hesaplama tarzı benimsemesi, yargılamanın güvenilirliğini zedeler ve ağır bir hukuka aykırılık oluşturur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki evrakı, sunulan belgeleri ve UYAP kayıtlarını detaylı biçimde incelediğinde, davacı işçinin mevcut alacak davasının temyiz incelemesi devam ederken, hizmet süresi ve giydirilmiş ücretin tespiti amacıyla davalı işveren ve Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine ayrı bir hizmet tespiti davası açtığını tespit etmiştir. Bu hizmet tespiti davasının Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından incelendiği ve bozularak yerel mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır. Yerel mahkemenin, hizmet tespiti davasının sonucunu beklemeden nihai kararını vermesi, hizmet süresi ve ücretin saptanmasında kesin hüküm teşkil edecek ve alacak kalemlerini kökünden değiştirecek bir unsuru göz ardı etmesi anlamına geldiğinden, bu usuli tercih açıkça isabetsiz bulunmuştur.

Ayrıca Yargıtay, ilk derece mahkemesinin daha önceki bozma kararına uymasına rağmen bozma ilamının gereğini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini belirlemiştir. Yargıtay'ın ilk bozma ilamında, işçinin çalışma düzenindeki değişiklikler dikkate alınarak fazla çalışma süresinin yaz ve kış ayları için farklı periyotlarda hesaplanması gerektiği açıkça belirtilmiş, ancak kış ayları yönünden herhangi bir ay sınırlamasına gidilmemiştir. Buna karşın, hükme esas alınan yeni bilirkişi raporunda kasım, aralık ve ocak aylarının tamamını kapsayan on iki haftalık kış dönemi yerine, yalnızca aralık ve ocak aylarını kapsayan sekiz haftalık daraltılmış bir kış dönemi hesaplaması yapılmıştır. Kasım ayının kış döneminden çıkarılarak yaz dönemine dahil edilmesi ve hesaplamanın buna göre kurgulanması, bozma ilamı ile davalı işveren lehine oluşan usuli müktesap hakkı bertaraf eden, hatalı ve hukuka aykırı bir hesaplama tarzı olarak değerlendirilmiştir.

Hizmet tespiti sonucunda davacının gerçek hizmet süresi ile prime esas giydirilmiş ücretinin saptanacağı, verilecek bu kararın mevcut dosyadaki taraflar açısından bağlayıcı kesin hüküm oluşturacağı dikkate alınarak, söz konusu tespit davasının sonucunun mutlak surette beklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hizmet tespiti davasının bekletici mesele yapılmaması ve usuli müktesap hakkı ihlal edecek şekilde mevsimsel hesaplama hatası yapılması nedenleriyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: