Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2012/33254 E. 2014/26714 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2012/33254 |
| Karar No | 2014/26714 |
| Karar Tarihi | 16.09.2014 |
| Dava Türü | İşçilik Alacakları ve Tazminat |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Hizmet süresi hesabında resmi kurum kayıtları esastır.
- İmzalı bordroda yer alan ücret aksi ispatlanmadıkça geçerlidir.
- Bordrodaki fazla mesai tahakkukları hesaplamada mutlaka dışlanmalıdır.
Bu karar, iş hukuku uyuşmazlıklarında ispat yükü ve yazılı delillerin, özellikle de imzalı ücret bordrolarının hukuki niteliği açısından büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, işçinin iddiaları ile yazılı belgeler çeliştiğinde, iddiaların somut ve kesin delillerle ispatlanması gerektiği kuralını bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulamıştır. İşyerindeki çalışma süresinin ve temel ücretin tespitinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ile imzalı bordroların esas alınması gerektiği, sadece yetersiz tanık beyanları veya banka hesabı bakiyesi gibi dolaylı verilere dayanılarak yazılı resmi belgelerin aksinin kabul edilemeyeceği net bir şekilde ortaya konulmuştur.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, işçi ve işveren arasındaki ücret ile çalışma süresi ihtilaflarında yazılı belgenin üstünlüğünü tartışmasız biçimde korumasıdır. İşverenler açısından usulüne uygun düzenlenmiş ve işçi tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin imzalanmış bordroların, banka ödemeleriyle de desteklendiğinde ne kadar hayati bir ispat aracı olduğu tescillenmiştir. Uygulamada mahkemelerin ve bilirkişilerin, bordroların içeriğini geçersiz kılarken çok daha somut gerekçelere dayanması ve salt varsayımlarla hareket etmemesi gerektiği yönünde bağlayıcı bir ilke çizilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, çalıştığı işyerinde başka bir çalışanla yaşadığı sorun bahane edilerek haksız yere işten çıkarıldığını, durumla ilgili ertesi gün görüşmeye gittiğinde ise kendisine binaya giren çıkan kişilerin çetelesini tutmak gibi mobbing niteliğinde aşağılayıcı bir iş verildiğini iddia etmiştir. Davacı, bu işi yapmayı kabul etmesine rağmen ertesi gün şirket ortakları tarafından darp edilerek işyerinden kovulduğunu ileri sürmüş ve kıdem ile ihbar tazminatlarının yanı sıra fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesi talebiyle dava açmıştır.
Davalı işveren ise davacının başka bir çalışana hakaret ettiği ve izinsiz devamsızlık yaptığı gerekçesiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İş hukuku uygulamasında, işçinin çalışma süresi, aldığı temel ücret ve fiilen yaptığı fazla mesai gibi unsurların ispatı belirli katı kurallara tabidir. 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri çerçevesinde, işçi işyerinde fiilen çalıştığı süreyi ve kendisine ödenen ücretin gerçek miktarını ispatla yükümlüdür. Bu ispat noktasında en temel ve belirleyici belgeler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bildirim kayıtları ve taraflarca karşılıklı olarak imzalanmış ücret bordrolarıdır.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, işçinin imzasını taşıyan ve herhangi bir ihtirazi kayıt (çekince) içermeyen ücret bordroları, aksi yine yazılı bir delille ispatlanana kadar kesin delil niteliğindedir. İşçi, kendi imzaladığı bordroda görünen ücretten daha yüksek bir ücretle çalıştığını veya bordroda tahakkuk ettirilen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden çok daha fazlasını hak ettiğini iddia ediyorsa, bu iddiasını yazılı belgelerle veya eşdeğer kuvvetteki somut delillerle kanıtlamak zorundadır.
Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında delillerin değerlendirilmesi ilkesi gereği, işyeri hakkında kısıtlı bilgiye sahip veya kısa süre çalışmış tanıkların beyanları, resmi nitelikteki yazılı belgelerin aksini ispatlamak için tek başına yeterli kabul edilmemektedir. İşçinin çalışma süresinin kesintisiz olduğu iddia edildiğinde, bu iddianın SGK bildirimleri dışında da inandırıcı ve net kanıtlarla desteklenmesi şarttır. Mahkemelerin varsayımlara veya banka bakiye bilgisi gibi yoruma açık verilere dayanarak yazılı belgeleri geçersiz sayması hukuka aykırıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını incelediğinde özellikle ispat kuralları ve delillerin değerlendirilmesi noktasında çeşitli hukuka aykırılıklar tespit etmiştir. İlk olarak, davacının hizmet süresi değerlendirilirken, yerel mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları dışındaki dönemin kesintisiz bir çalışma olduğu varsayımıyla hesaplama yapılmıştır. Ancak davacı tanıklarının işyerinde yalnızca kısa sürelerle çalışmış kişiler olduğu ve davacının çalışma süresiyle ilgili görgüye dayalı somut bir bilgi sunmadıkları görülmüştür. Yargıtay, SGK kayıtlarında görünen süreler dışında kalan ve yöntemince kanıtlanamayan çalışma sürelerinin hesaplamaya dahil edilmesini hatalı bulmuştur.
İkinci kritik tespit, davacının ücretinin belirlenmesine ilişkindir. Davacı aylık 1.016,00 TL net ücret aldığını iddia etmiş, yerel mahkeme de bordroların yirmi üç ile yirmi yedi gün arasında düzenlendiği gerekçesiyle bu iddiaya itibar etmiştir. Oysa dosya kapsamındaki imzalı bordrolarda günlük yevmiyenin 31,03 TL olduğu, bunun otuz gün ile çarpılması suretiyle 930,92 TL brüt ücrete ulaşıldığı anlaşılmıştır. Yargıtay, bordrolarda çalışma günleri eksik gösterilse bile nihai tahakkukun otuz gün üzerinden yapıldığını ve banka hesabı ödemelerinin bu bordrolarla tam uyuştuğunu saptamıştır. Bu bağlamda, davacının daha yüksek ücret aldığını kanıtlayamadığı ve imzalı bordrolardaki miktarın esas alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Son olarak, fazla çalışma ile bayram ve genel tatil alacakları konusunda bordroların göz ardı edilmesi de bozma nedeni yapılmıştır. Usulüne uygun düzenlenen ve banka kanalıyla ödemesi gerçekleştirilen imzalı bordrolardaki fazla çalışma ve tatil ücreti tahakkuklarının hukuken geçerli olduğu belirtilmiştir. Bu sebeple, tahakkuk ve ödeme içeren dönemlerin dışlanarak yeni bir değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hatalı delil değerlendirmesi nedenleriyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.