Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Orhan Işık Kararı 2022/62752 B.

Anayasa Mahkemesi Orhan Işık Kararı 2022/62752 B.

Mahkemenin somut uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuki çerçeve, Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliğini güvence altına alan 19. maddesi ile haksız koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemini düzenleyen **5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141** hükümlerine dayanmaktadır.
search

Anayasa Mahkemesi
Orhan Işık Kararı 2022/62752 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/62752
Karar Tarihi 16.05.2024
Taraf Orhan Işık
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Haksız tutuklamada manevi tazminat yetersiz olamaz.
Tazminat miktarı ihlalin ağırlığıyla orantılı olmalıdır.
Hükmedilen tutar emsal kararlarla uyumlu belirlenmelidir.

Bu Anayasa Mahkemesi kararı, beraatle sonuçlanan ceza yargılamaları sürecinde haksız yere uygulanan yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davalarında hükmedilecek bedellerin belirlenmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Karar, devletin haksız olarak özgürlüğünden mahrum bıraktığı kişilere ödemekle yükümlü olduğu manevi tazminatın sembolik düzeyde kalamayacağını, ihlalin ağırlığı ve kişinin yaşadığı mağduriyet ile orantılı olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Özellikle tazminat hukukundaki yeni anayasal yaklaşımlara atıf yapılarak, beraat kararı sonrası açılan tazminat davalarında idari ve yargısal makamların takdir yetkisinin sınırsız olmadığı vurgulanmaktadır. Derece mahkemelerince hükmedilen tutarların, Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda verdiği emsal tazminat miktarlarına kıyasla kayda değer ölçüde düşük olmaması gerektiği kuralı pekiştirilmiştir. Bu durum, haksız tutuklama veya gözaltı mağduru olan vatandaşların uğradıkları manevi zararın gerçek anlamda telafi edilmesini anayasal bir güvence altına almaktadır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, ağır ceza mahkemelerinin haksız koruma tedbirlerine ilişkin tazminat hesaplamalarında daha adil ve güncel standartları dikkate almalarını zorunlu kılmaktadır. Uygulamada, asgari standartların çok altında kalan tazminat kararlarının doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali sayılacağı yönünde güçlü bir içtihat niteliği taşımakta ve benzer tazminat davalarında derece mahkemeleri için bağlayıcı bir yol gösterici işlevi görmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, eski bir polis memuru olan başvurucunun haksız yere gözaltında ve tutuklu kalması nedeniyle Hazineye karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davasından kaynaklanmaktadır. Başvurucu, hakkında yürütülen bir ceza soruşturması kapsamında yirmi bir temmuz iki bin on altı tarihinde gözaltına alınmış ve iki gün sonra tutuklanmıştır. Yaklaşık üç buçuk ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmiş ve yargılama sonucunda üzerine atılı suçtan beraat etmiştir.

Beraat kararının kesinleşmesinin ardından başvurucu, haksız uygulanan yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirleri sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi talebiyle Hazine aleyhine yirmi bin lira maddi, yüz bin lira manevi tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, başvurucu lehine iki bin yedi yüz yetmiş beş lira maddi ve on bir bin yüz otuz lira manevi tazminata hükmetmiştir. İstinaf başvurusunun da reddedilmesi üzerine başvurucu, ödenen tutarların yetersiz olduğunu, çektiği acı ve mağduriyeti karşılamadığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin somut uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuki çerçeve, Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliğini güvence altına alan 19. maddesi ile haksız koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemini düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 hükümlerine dayanmaktadır.

Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası, bu madde kapsamındaki esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kimselerin uğradıkları zararların tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devletçe ödeneceğini açıkça emretmektedir. Bu anayasal kuralın yasal düzeydeki karşılığı olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 uyarınca, haklarında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kişiler, haksız yere yakalanmaları veya tutuklanmaları hâlinde devletten uğradıkları her türlü maddi ve manevi zararın tazminini talep edebilirler.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, haklarında beraat kararı verilenlerin 5271 sayılı Kanun m. 141 kapsamında açtıkları davalarda, haksız tutuklama veya gözaltı olgusu kanun gereği kabul edilmiş sayılmaktadır. Bu aşamadan sonra Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme, yalnızca derece mahkemelerince hükmedilen tazminat miktarının yeterli olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Derece mahkemelerinin somut olayın özelliklerine göre tazminat miktarını belirlemede belirli bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetki sınırsız değildir.

Meydana gelen hak ihlaliyle orantılı olmayan, son derece düşük ve önemsiz miktarda belirlenen bir tazminat tutarı, Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasına aykırılık teşkil eder. Manevi tazminat miktarının yeterli olup olmadığı belirlenirken, kararı veren mahkemenin karar tarihindeki Anayasa Mahkemesi emsal kararları dikkate alınmalıdır. Bu değerlendirmede kişinin sosyal ve ekonomik durumu, mesleki ve toplumsal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, koruma tedbirine neden olan olayın cereyan tarzı ve tutuklu kalınan süre gibi olgular göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir manevi tazminat bedeline hükmedilmesi zorunludur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun haksız yere gözaltına alınması ve tutuklanması nedeniyle açtığı tazminat davasında derece mahkemesince hükmedilen bedellerin yeterliliğini ve orantılılığını detaylı bir şekilde incelemiştir.

Maddi tazminat yönünden yapılan incelemede, derece mahkemesinin başvurucunun meslekten ihraç edildiği tarihe kadar olan dönem için idari yargı yolunu işaret ettiği, ihraç ile tahliye tarihi arasındaki süre için ise ilgili yılın asgari ücret tutarı üzerinden hesaplama yaparak iki bin yedi yüz yetmiş beş lira maddi tazminata hükmettiği tespit edilmiştir. Mahkemece toplanan deliller ve başvurucunun o dönemki ekonomik durumu göz önüne alındığında, belirlenen bu maddi tazminat miktarının davanın koşullarında orantısız ve yetersiz olmadığı sonucuna varılmıştır.

Buna karşılık manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede tamamen farklı bir sonuca ulaşılmıştır. Derece mahkemesince, başvurucunun yaklaşık üç buçuk ay (yüz yedi gün) süren haksız gözaltı ve tutukluluk durumu karşısında on bir bin yüz otuz lira manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu miktarın karar tarihi itibarıyla kendi emsal içtihatlarında belirlediği ve benzer durumlar için ödenmesini kararlaştırdığı tazminat miktarlarına kıyasla açıkça ve kayda değer ölçüde düşük olduğunu belirlemiştir. Nitekim derece mahkemesinin karar verdiği dönemde Anayasa Mahkemesi benzer haksız tutuklama başvurularında çok daha yüksek meblağlarda manevi tazminat ödenmesine hükmetmekteydi.

Somut olayda hükmedilen manevi tazminat miktarının, başvurucunun devlet tarafından haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakılması nedeniyle yaşadığı mağduriyeti ve çektiği manevi acıyı karşılamaktan son derece uzak olduğu, adeta hakkın özünü zayıflatacak kadar düşük bir seviyede kaldığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, ödenen manevi tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Boş yere hapse girdim ve sonra beraat ettim. Devletten tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, alabilirsiniz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca, yargılama sonucunda hakkınızda beraat kararı verilmesi hâlinde haksız yere yakalandığınız veya tutuklandığınız için devletten uğradığınız her türlü maddi ve manevi zararın tazminini talep etme hakkınız bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, beraat kararı verilen durumlarda haksız tutuklama veya gözaltı olgusu kanun gereği kabul edilmiş sayılmaktadır.
Haksız tutuklama için dava açtım ama mahkeme çok az bir para verdi. Ne yapmalıyım? expand_more
Derece mahkemelerinin somut olayın özelliklerine göre tazminat miktarını belirlemede takdir yetkisi bulunsa da bu yetki sınırsız değildir. Tarafınıza ödenmesine hükmedilen manevi tazminat tutarı, Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarına kıyasla kayda değer ölçüde düşük kalıyorsa ve yaşadığınız acıyı karşılamaktan uzaksa, bu durum Anayasa'nın 19. maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali anlamına gelir. Olağan kanun yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.
Haksız yere hapiste yatmanın manevi tazminatı neye göre hesaplanır? expand_more
Manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olup olmadığı değerlendirilirken öncelikle kararı veren mahkemenin, karar tarihindeki Anayasa Mahkemesi emsal kararlarını dikkate alması zorunludur. Ayrıca hesaplama yapılırken kişinin sosyal ve ekonomik durumu, mesleki ve toplumsal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, koruma tedbirine neden olan olayın cereyan tarzı ve tutuklu kalınan süre gibi unsurlar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Haksız tutukluyken maaşımı alamadım. Maddi zararımı asgari ücretten mi hesaplarlar? expand_more
Maddi zararın hangi kriterlere göre hesaplanacağı somut olayın şartlarına ve mesleki durumunuza göre değişebilmektedir. Anayasa Mahkemesi, incelediği bir emsal uyuşmazlıkta, memurluktan ihraç edildikten sonra tahliye olan bir başvurucunun ihraç tarihi ile tahliye tarihi arasında geçen süredeki maddi tazminatının ilgili yılın asgari ücreti üzerinden hesaplanmasını, toplanan deliller ve ekonomik durum ışığında orantısız ve yetersiz bulmamıştır. İhraç öncesi dönemler için ise genellikle idari yargı yoluna işaret edilebilmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir