Karar Bülteni
AYM Gülay Girgin BN. 2021/51671
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 2. Bölüm |
| Başvuru No | 2021/51671 |
| Karar Tarihi | 22.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Haksız gözaltı tazminatı orantısız olamaz.
- Hukuka aykırı aramada başvuru süresi önemlidir.
- Etkili olmayan kanun yolu süreyi durdurmaz.
- Taleplerin değerlendirilmemesi başvuru hakkını ihlal eder.
Bu karar, haksız yakalama ve gözaltı tedbirleri sonrasında açılan tazminat davalarında hükmedilecek tazminat miktarının ölçülülüğü ile hukuka aykırı arama işlemlerine karşı yapılacak bireysel başvurularda süre şartına ilişkin kritik belirlemeler içermektedir. Anayasa Mahkemesi, beraat kararı ile sonuçlanan yargılamalarda haksız gözaltı süresi için mahkemelerce takdir edilen manevi tazminat tutarının, Anayasa Mahkemesinin benzer ihlallerde hükmettiği tutarlara kıyasla kayda değer ölçüde düşük olamayacağını vurgulamaktadır. Tazminatın, hakkın özünü zayıflatacak seviyede oldukça yetersiz belirlenmesi, anayasal güvencelerin doğrudan ihlali niteliğindedir. Ayrıca, hukuka aykırı elkoyma kararlarının iptali ve bu nedenle doğan zararların tazmini hususunda derece mahkemelerinin hiçbir değerlendirme yapmaması, bireylerin etkili başvuru hakkını temelden zedelemektedir.
Öte yandan karar, konut dokunulmazlığı ve özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği ileri sürülen hukuka aykırı arama işlemlerine karşı bireysel başvuru sürelerinin hesaplanmasında önemli bir emsal oluşturmaktadır. Mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında öngörülen tazminat davasının arama kararının ölçüsüzlüğü durumunda etkili bir yol olduğunu, ancak arama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle doğan zararların telafisi için bu yolun tüketilmesi zorunluluğu bulunmadığını içtihat etmiştir. Dolayısıyla, hukuken etkisiz bir kanun yoluna başvurulmasının bireysel başvuru süresini uzatmayacağı kuralı pekiştirilmiş, uygulamada avukatların ve vatandaşların Anayasa Mahkemesine başvuru sürelerini hesaplarken esas ceza yargılamasının nihai karar tarihini dikkate almaları gerektiği netleşmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, hakkında yürütülen bir terör örgütü üyeliği soruşturması kapsamında evinde arama yapılmış ve toplam yedi gün süreyle iki ayrı tarihte gözaltında tutulmuştur. Soruşturma sonrasında açılan davada beraat eden başvurucu, beraat kararının kesinleşmesinin ardından haksız yakalama, gözaltı ve arama ile elkoyma işlemleri nedeniyle devlet aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, sadece haksız gözaltı süresi için oldukça düşük bir miktar olan 86,73 TL maddi ve 150 TL manevi tazminata (istinaf aşamasında 500 TL manevi tazminata) hükmetmiş, haksız arama ve elkoyma iddiaları hakkında ise hiçbir değerlendirme yapmamıştır. Başvurucu, hükmedilen tazminatın yetersizliği ile arama ve elkoyma işlemlerinden doğan zararlarının karşılanmaması sebebiyle adil yargılanma, özel hayata saygı, konut dokunulmazlığı ve kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu incelerken kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, özel hayata saygı hakkı ve konut dokunulmazlığı hakkı çerçevesinde önemli değerlendirmeler yapmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 uyarınca, haklarında beraat kararı verilen kişilerin haksız yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etme hakları bulunmaktadır. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası, haksız tutulma hâllerinde devletin tazminat ödeme yükümlülüğünü açıkça düzenlemektedir. Bu bağlamda, yerel mahkemelerce hükmedilen tazminat miktarının somut olayın koşullarıyla orantılı olması ve ihlal edilen hakkın özünü zayıflatacak düzeyde önemsiz bir miktar olmaması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, belirlenen tutarların hakkaniyete uygun bir seviyede tespit edilmesi zorunludur.
Bununla birlikte, hukuka aykırı elkoyma tedbirleri nedeniyle açılan davalarda mahkemelerin bu yöndeki hukuki talepleri gerekçesiz bırakması, Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir. Diğer bir önemli hukuki kural ise bireysel başvuru süresine ilişkindir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.47 gereğince, bireysel başvurunun olağan kanun yollarının tüketilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılması zorunludur. Ancak hukuka aykırı arama işlemine ilişkin iddialarda 5271 sayılı Kanun m.141 kapsamında açılan tazminat davası, etkili bir başvuru yolu olarak kabul edilmemektedir. Etkisiz bir başvuru yolunun tüketilmesi beklenemeyeceğinden, bu ihlal iddiaları için otuz günlük başvuru süresinin, beraatle sonuçlanan asıl ceza yargılamasına ilişkin nihai kararın öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kuralı uygulanmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yedi gün süreyle haksız olarak gözaltında tutulması nedeniyle ilk derece mahkemesince hükmedilen ve istinaf incelemesi sonucunda toplam 500 TL olarak belirlenen manevi tazminat tutarını incelemiştir. Mahkeme, bu tutarın Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda hükmettiği veya hükmedebileceği günlük tazminat tutarlarına kıyasla son derece düşük olduğunu tespit etmiştir. Bu orantısızlığın, tazminat hakkının özünü zayıflatacak nitelikte olduğu belirtilerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine kanaat getirilmiştir. Ayrıca, başvurucunun haksız elkoyma işlemine ilişkin tazminat talebinin derece mahkemelerince hiçbir şekilde değerlendirilmemesi ve hükme bağlanmamasının, başvurucunun ihlal iddialarının etkili bir şekilde incelenmesini engellediği saptanmıştır. Bu nedenle özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının da ihlal edildiği tespit edilmiştir.
Öte yandan, hukuka aykırı arama işlemi nedeniyle konut dokunulmazlığı ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetler yönünden de süre değerlendirmesi yapılmıştır. Başvurucunun, hukuka aykırı arama iddiası bakımından etkili bir yol olmayan tazminat davası sürecini bekleyerek, asıl ceza davasında verilen beraat kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde başvuru yapmadığı saptanmıştır. Etkili olmayan bir yola başvurmanın bireysel başvuru süresini durdurmayacağı ilkesi gereği, bu yöndeki talepler süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.