Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Nuray Şimşek Petit Kararı 2021/51436 B.

Anayasa Mahkemesi Nuray Şimşek Petit Kararı 2021/51436 B.

Bu karar, beraat ile sonuçlanan yargılamaların ardından haksız gözaltı ve yakalama tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerince hükmedilen cüzi tazminat miktarlarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını zedelediğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Ayrıca kişinin temel haklarını kullanırken, özellikle barışçıl bir toplantı veya gösteriye katılırken maruz kaldığı haksız koruma tedbirlerinin oluşturduğu manevi zararın çok daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiği kabul edilmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/51436
Karar Tarihi 24.10.2024
Taraf Nuray Şimşek Petit
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Haksız gözaltı tazminatı hakkaniyete uygun olmalıdır.
  • gavel Tazminat miktarı hakkın özünü zayıflatacak düzeyde olamaz.
  • gavel Tazminat belirlenirken toplantı hakkına müdahale gözetilmelidir.

Bu karar, beraat ile sonuçlanan yargılamaların ardından haksız gözaltı ve yakalama tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerince hükmedilen cüzi tazminat miktarlarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını zedelediğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Ayrıca kişinin temel haklarını kullanırken, özellikle barışçıl bir toplantı veya gösteriye katılırken maruz kaldığı haksız koruma tedbirlerinin oluşturduğu manevi zararın çok daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, ağır ceza mahkemelerinin haksız tutuklama veya gözaltı nedeniyle hükmettiği tazminat miktarlarını belirlerken Anayasa Mahkemesi standartlarını ve günün ekonomik koşullarını muhakkak dikkate almasını zorunlu kılmaktadır. Uygulamada sıkça rastlanan sembolik tazminat rakamlarının, Anayasa ile güvence altına alınan tazminat hakkını anlamsızlaştırdığı vurgulanmıştır. Bununla birlikte, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme gibi temel anayasal hakların kullanımı sırasında maruz kalınan haksız tedbirlerin, manevi tazminat miktarını belirlerken asli bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği ilkesi yerleşik içtihat hâline gelmiştir. Bu tutum, anayasal haklarını kullanan vatandaşların maruz kaldıkları haksız işlemlere karşı daha güçlü bir yargısal korumaya sahip olmasını temin edecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, barışçıl bir protesto gösterisine katıldığı için gözaltına alınan ve daha sonra yargılandığı davadan beraat eden bir vatandaşın, haksız gözaltı işlemi nedeniyle açtığı maddi ve manevi tazminat davasından kaynaklanmaktadır. Başvurucu, kamu görevinden ihraçları protesto etmek amacıyla düzenlenen bir eyleme katılmış ve bir gün süreyle gözaltında tutulmuştur. Hakkında açılan ceza davasında eyleminin suç teşkil etmediği belirtilerek beraat kararı verilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, hukuka aykırı şekilde gözaltında tutulduğu gerekçesiyle 5.000 TL manevi tazminat talebiyle dava açmıştır. Ancak ağır ceza mahkemesi, bu haksız işlem karşılığında yalnızca 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Başvurucu, hem hükmedilen bu miktarın çok yetersiz olduğunu hem de tazminat belirlenirken toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının engellendiği gerçeğinin dikkate alınmadığını belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ekseninde değerlendirmiştir. Başvurucunun tazminat talebinin hukuki dayanağını 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 oluşturmaktadır. Bu kurala göre, kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya hakkında beraat kararı verilen kişiler, uğradıkları maddi ve manevi her türlü zararın devletten tazminini isteyebilirler.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, haksız koruma tedbirlerine karşı açılan davalarda yargı mercilerinin tazminat miktarı belirlerken geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak hükmedilen bu tutar, meydana gelen ihlalle orantısız olacak düzeyde sembolik veya önemsiz bir miktar olamaz. Tazminat miktarının Anayasa'nın güvenceleriyle uyumlu olabilmesi için somut olayın kendine özgü koşullarının, kişinin sosyal ve ekonomik durumunun, atılı suçun niteliğinin ve tedbirin kişi üzerinde bıraktığı olumsuz etkilerin mutlak surette dikkate alınması gerekmektedir.

Uyuşmazlığın diğer temel boyutunu ise Anayasa m.34 ile güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı oluşturmaktadır. Haksız koruma tedbiri nedeniyle açılan manevi tazminat davasında, mahkemelerin uygulanan koruma tedbirinin kişinin anayasal bir hakkını kullanmasına yönelik bir müdahale niteliği taşıyıp taşımadığını da gözetmesi elzemdir. Barışçıl bir toplantı veya gösteriye katıldığı için haksız yere gözaltına alınan bir kişinin uğradığı manevi zarar belirlenirken, bu anayasal hakkın ihlal edilmiş olmasının yarattığı ekstra mağduriyetin mahkemelerce tazminat miktarına yansıtılması hukuki bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını incelerken öncelikle hükmedilen tazminat miktarının yeterliliğini ele almıştır. Başvurucu hakkında beraat kararıyla sonuçlanan süreçte bir günlük haksız gözaltı işlemi uygulanmıştır. İlk derece mahkemesi olan ağır ceza mahkemesi, bu bir günlük gözaltı için sadece 500 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi, tazminata karar veren mahkemenin karar tarihi olan 2021 yılı itibarıyla kendi belirlediği tazminat standartlarını göz önünde bulundurarak bir karşılaştırma yapmıştır. Bu doğrultuda 2021 yılı için bir günlük haksız gözaltı durumunda asgari 600 TL, ortalama 1.600 TL ve azami 4.000 TL gibi rakamların telafi edici kabul edildiği vurgulanmıştır. Somut olayın şartlarında, derece mahkemesince hükmedilen 500 TL'nin, tazminat hakkının özünü zayıflatacak kadar düşük olduğu ve başvurucunun manevi zararını karşılamaktan bütünüyle uzak kaldığı tespit edilmiştir.

İkinci olarak, başvurucunun temel anayasal haklarından olan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik müdahale incelenmiştir. Başvurucunun tamamen barışçıl bir etkinliğe katılması sebebiyle gözaltına alındığı ve eyleminin toplantı hakkı kapsamında kalarak suç teşkil etmediği kesinleşmiş beraat kararıyla sabittir. Haksız uygulanan bu koruma tedbiri nedeniyle açılan tazminat davasında, başvurucunun salt fiziksel özgürlüğünden mahrum kalmadığı, aynı zamanda demokratik bir hakkını kullanmasının da engellendiği açıktır. Ancak tazminat mahkemesi, başvurucunun bu yöndeki açık itirazlarına ve dava dilekçesindeki taleplerine rağmen, tazminat miktarını belirlerken toplantı hakkına yapılan müdahaleyi hiçbir şekilde dikkate almamıştır. Anayasa Mahkemesi, uygulanan koruma tedbirinin kişinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir müdahale niteliğinde olduğunun değerlendirilmemesini ve takdir edilecek tazminat miktarında bu hususun gözetilmemesini hak ihlali olarak nitelendirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Haksız yere gözaltına alındım ve beraat ettim, tazminat alabilir miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine göre, kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya hakkında beraat kararı verilen kişiler maddi ve manevi tazminat talep edebilirler. Yargılama neticesinde eyleminizin suç teşkil etmediği anlaşılarak hakkınızda beraat kararı verilmişse, haksız yere maruz kaldığınız bu koruma tedbiri nedeniyle devletten uğradığınız maddi ve manevi her türlü zararın tazminini isteme hakkınız bulunmaktadır. Bu hak, bireylerin haksız yargısal işlemlere karşı korunmasını amaçlar ve yasal güvence altındadır.
Gözaltı için dava açtım ama mahkeme çok komik bir tazminat verdi, ne yapmalıyım? expand_more
Derece mahkemelerinin haksız koruma tedbirlerine karşı açılan davalarda tazminat miktarını belirlerken geniş bir takdir yetkisi bulunsa da, Anayasa Mahkemesi bu miktarın meydana gelen ihlalle orantısız olacak düzeyde sembolik veya önemsiz bir miktar olamayacağını açıkça belirtmektedir. Hükmedilen tutar, somut olayın kendine özgü koşullarını, atılı suçun niteliğini ve haksız tedbirin kişi üzerinde bıraktığı olumsuz etkileri mutlaka yansıtmalıdır. Örneğin, Anayasa Mahkemesi emsal bir kararında, 2021 yılı standartlarına göre bir günlük haksız gözaltı için verilen 500 TL'lik manevi tazminatı, hakkın özünü zayıflatacak düzeyde bularak ihlal kararı vermiştir. Eğer yerel mahkemenin hükmettiği tutarın günün ekonomik koşullarından ve Anayasa Mahkemesi standartlarından bütünüyle uzak, telafi edici olmayan cüzi bir rakam olduğunu düşünüyorsanız, olağan kanun yollarını tükettikten sonra kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınızın ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.
Eylemde gözaltına alındım, tazminat hesaplanırken bu durum fark yaratır mı? expand_more
Evet, bu durum tazminat hesaplamasında büyük ve kritik bir fark yaratır. Barışçıl bir toplantı, protesto veya gösteri yürüyüşüne katıldığınız için haksız yere gözaltına alınmanız durumunda, sadece fiziksel özgürlüğünüzden mahrum bırakılmış olmazsınız; aynı zamanda Anayasa'nın 34. maddesi ile güvence altına alınan demokratik bir hakkınızı kullanmanız da engellenmiş olur. Anayasa Mahkemesi, kişinin temel haklarını kullanırken maruz kaldığı haksız koruma tedbirlerinin oluşturduğu manevi zararın çok daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiğini kabul etmektedir. Haksız uygulanan koruma tedbiri nedeniyle açılan tazminat davalarında, mahkemelerin bu anayasal hakkın ihlal edilmiş olmasının yarattığı ekstra mağduriyeti tazminat miktarına yansıtması hukuki bir zorunluluktur. Mahkemenin, takdir edeceği tazminat miktarında bu özel durumu gözetmemesi Anayasa Mahkemesi tarafından doğrudan bir hak ihlali olarak değerlendirilmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir