Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2020/31969 BN.

Karar Bülteni

AYM 2020/31969 BN.

Anayasa Mahkemesi | S. D. | 2020/31969 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/31969
Karar Tarihi 24.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Makul süre hesabında kararın kesinleşme tarihi esas alınır.
  • İnsan Hakları Tazminat Komisyonu etkili telafi sunmak zorundadır.
  • İdari komisyonun vekalet ücretine hükmetmemesi hak ihlali değildir.
  • Eksik hesaplanan yargılama süresi tazminat hakkını etkisizleştirir.

Bu karar, makul sürede yargılanma hakkının ihlalinden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla kurulan idari başvuru yollarının niteliği ve işleyişi hakkında hayati standartlar belirlemektedir. Anayasa Mahkemesi, yargılama süresi hesaplanırken beraat kararının verildiği ilk derece mahkemesi karar tarihinin değil, olağan kanun yollarının tüketilerek kararın kesinleştiği tarihin dikkate alınması gerektiğini hüküm altına almıştır. Komisyonun süreyi hatalı ve eksik hesaplayarak hakkaniyete aykırı düzeyde yetersiz bir tazminata hükmetmesi, kurulan mekanizmanın bireylere sunduğu hukuki korumayı işlevsiz hâle getirmiştir. Bununla birlikte, idari bir merci olan komisyonun avukatlık vekalet ücretine hükmetmemesinin adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil etmediği netleştirilmiştir.

Emsal niteliğindeki bu karar, Tazminat Komisyonunun yalnızca şekli bir başvuru mercii olmadığını, aynı zamanda ihlalleri giderebilecek etkili bir başvuru yolu işlevi görmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. İdari yolun bariz takdir hatası yaparak düşük bir tazminata hükmetmesi, bu yolun mağdurlara başarı şansı sunma potansiyelini kaybetmesi anlamına gelmektedir. Bundan sonraki benzer uyuşmazlıklarda, komisyonlar ve idari yargı mercileri, ceza yargılamasının kesinleşme tarihini Anayasa Mahkemesi standartlarına uygun şekilde, eksiksiz olarak tespit etmek zorundadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla 2006 yılında gözaltına alınmış ve hakkında ceza davası açılmıştır. Yargılama sonucunda 2013 yılında beraat etmesine rağmen, kararın mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay'da beklemesi sebebiyle beraat kararı ancak 2017 yılında kesinleşebilmiştir. Yargılamanın on iki yılı aşması nedeniyle başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuş, ancak Anayasa Mahkemesi dosyayı yasal olarak kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna yönlendirmiştir.

Tazminat Komisyonu, yargılama süresini yalnızca ilk derece mahkemesinin karar verdiği on bir aylık süre olarak hesaplayıp başvurucuya sadece 7.500 TL tazminat ödenmesine karar vermiştir. Başvurucu, bu karara karşı idare mahkemesine itiraz etmiş, itirazı reddedilince de komisyonun eksik tazminat ödediğini ve tarafına avukatlık vekalet ücretine hükmetmediğini belirterek yeniden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olan makul sürede yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların sürüncemede bırakılmadan en kısa sürede çözülmesini emreder. Bununla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesi, anayasal hakları ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını, yani etkili başvuru hakkını güvence altına almaktadır. Etkili başvuru hakkı, kişinin uğradığı zararların idari veya yargısal yollarla telafi edilmesini sağlayacak pratik ve başarı şansı sunan mekanizmaların varlığını gerektirir.

6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun hükümleri uyarınca kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonu, makul sürede yargılanmama iddialarını incelemekle görevli idari bir kuruldur. Komisyonun vereceği kararların, mağduriyeti gidermeye elverişli, pratikte başarı şansı sunan ve yeterli telafi sağlayan nitelikte olması zorunludur.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, ceza yargılamalarında makul sürenin tespiti yapılırken başlangıç tarihi olarak kişiye suç işlediği iddiasının bildirildiği veya arama, gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı tarih esas alınır. Sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği ve kesinleştiği tarihtir. Karar sonrası temyiz sürecinde geçen süreler de yargılama süresinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmelidir.

Ayrıca, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164 ve m.169 uyarınca, hukuki yardım karşılığında yargı mercilerince karşı tarafa avukatlık ücreti yükletilebilmektedir. Ancak İnsan Hakları Tazminat Komisyonu yargısal bir makam veya merci olmadığından, başvurucu lehine vekalet ücretine hükmetme yetkisi bulunmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını incelerken öncelikle İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından başvurucu lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi konusunu değerlendirmiştir. Tazminat Komisyonunun idari bir kurul olduğu, davalı sıfatıyla bir kurumun yer almadığı yargısal olmayan bu süreçte, komisyonun vekalet ücretine hükmetmemesinin adil yargılanma hakkına bir müdahale oluşturmadığı tespit edilmiş ve bu iddia açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.

Ancak başvurucunun makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden yapılan incelemede, komisyonun bariz bir takdir hatası yaptığı saptanmıştır. Başvurucunun yargılama süreci gözaltına alındığı 21 Eylül 2006 tarihinde başlamış ve Yargıtay'ın mağdur vekilinin temyiz talebini reddettiği 22 Kasım 2017 tarihinde sona ermiştir. Bu doğrultuda yargılama süresi on bir ay değil, on iki yılı aşkın bir süredir. Tazminat Komisyonu ve itirazı inceleyen Bölge İdare Mahkemesi, beraat kararı ile temyiz talebinin reddi arasında geçen yaklaşık dört yıl sekiz aylık süreyi makul süre hesabında dikkate almamıştır.

Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, nihai kararın kesinleştiği tarihtir. Başvurucunun temyiz sürecinin bitmesini beklediği bu süre zarfında beraat kararının olumlu sonuçlarından faydalanamadığı ve belirsizlik içinde beklediği açıktır. Tazminat Komisyonu, yargılama süresini eksik hesaplayarak 7.500 TL gibi makul sürenin aşımıyla orantısız ve yetersiz bir tazminat belirlemiştir. Komisyonun bu öngörülemez ve hatalı yorumu, oluşturulan başvuru yolunun ihlalleri giderme ve başarı şansı sunma potansiyelini ortadan kaldırmıştır. Etkili başvuru yolunun sadece kağıt üzerinde var olması yeterli değildir, pratikte de mağduriyeti makul bir şekilde telafi etmesi gereklidir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: