Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Okan Günel Kararı 2022/39704 B.

Anayasa Mahkemesi Okan Günel Kararı 2022/39704 B.

Bu karar, haksız yakalama ve gözaltı tedbirleri sonrasında açılan maddi ve manevi tazminat davalarında hükmedilen miktarların anayasal haklar üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali nedeniyle ödenen manevi tazminatın yalnızca sembolik bir rakam olamayacağını, müdahalenin ağırlığı ve kararın verildiği tarihteki emsal tazminat miktarları ile uyumlu olması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Ayrıca, adli kontrol tedbirlerine dayanılarak istenen tazminatların yasal altyapısının bulunmadığı yönündeki yerleşik içtihadını sürdürmüştür.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/39704
Karar Tarihi 07.01.2025
Taraf Okan Günel
Karar Sonucu İhlal ve Kabul Edilemezlik
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Haksız gözaltı tazminatı emsallere uygun olmalıdır.
  • gavel Ölçüsüz derecede düşük tazminat hakkı zedeler.
  • gavel Adli kontrole dayalı tazminat yasal dayanaktan yoksundur.
  • gavel Hukuka aykırı aramada başvuru süresine uyulmalıdır.
  • gavel Ölçüsüz arama itirazı derece mahkemesinde ileri sürülmelidir.

Bu karar, haksız yakalama ve gözaltı tedbirleri sonrasında açılan maddi ve manevi tazminat davalarında hükmedilen miktarların anayasal haklar üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali nedeniyle ödenen manevi tazminatın yalnızca sembolik bir rakam olamayacağını, müdahalenin ağırlığı ve kararın verildiği tarihteki emsal tazminat miktarları ile uyumlu olması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Ayrıca, adli kontrol tedbirlerine dayanılarak istenen tazminatların yasal altyapısının bulunmadığı yönündeki yerleşik içtihadını sürdürmüştür.

Verilen bu karar, yerel mahkemelerin haksız koruma tedbirlerinden doğan tazminat taleplerini karara bağlarken çok daha dikkatli ve özenli olmaları gerektiğini göstermesi açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle ağır ceza mahkemelerinin, haksız gözaltı nedeniyle hükmedeceği manevi tazminat miktarlarını belirlerken Anayasa Mahkemesinin güncel standartlarını asgari bir ölçüt olarak dikkate almaları gerekmektedir. Öte yandan, arama tedbirinin ölçüsüzlüğü veya hukuka aykırılığına ilişkin şikayetlerde, kanun yollarının usulüne uygun şekilde tüketilmesi ve başvuru sürelerine katı bir biçimde riayet edilmesi gerektiği yönündeki yaklaşım, uygulamadaki avukatlar ile vatandaşlar için oldukça kritik bir hukuki uyarı niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Avukat olarak görev yapan başvurucu, terör örgütüne üye olma şüphesiyle yürütülen bir ceza soruşturması kapsamında gözaltına alınmış, bu süreçte evinde ve iş yerinde aramalar yapılarak cep telefonu ile bilgisayar gibi bazı şahsi eşyalarına el konulmuştur. Üç günlük gözaltı süresinin ardından yurt dışına çıkış yasağı ve karakola imza atma yükümlülüğü gibi adli kontrol şartlarıyla serbest bırakılan başvurucu hakkında, daha sonra savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek soruşturma kapatılmıştır.

Başvurucu, takipsizlik kararının kesinleşmesinin ardından haksız gözaltı, arama, el koyma ve adli kontrol süreçleri nedeniyle kazanç kaybına ve manevi zarara uğradığını belirterek devlet aleyhine elli iki bin dört yüz lira tazminat talebiyle dava açmıştır. Yerel mahkeme, gözaltı süresi için sadece dört yüz elli lira manevi tazminat ile kısıtlı bir maddi tazminata hükmetmiş, adli kontrol ve diğer mesleki kazanç kaybı zararları için talepleri ise yasal dayanaktan yoksun bularak reddetmiştir. Başvurucu, hükmedilen bu miktarların mağduriyetini gidermediğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, haksız tutuklama ve gözaltı tedbirlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları temel olarak Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde detaylıca incelemektedir. Bu hakkın dokuzuncu fıkrası, haksız yere hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin uğradıkları zararların devlet tarafından tazmin edilmesini en üst düzeyde anayasal güvence altına almaktadır.

İç hukuktaki yasal dayanak ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 hükmüdür. Bu madde, hukuka aykırı koruma tedbirlerine maruz kalan kişilere doğrudan maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı tanımaktadır. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, haklarında kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya beraat kararı verilen kişilerin, bireysel başvuru öncesinde bu tazminat davası yolunu tüketmesi mutlak bir usul zorunluluğudur. Ancak derece mahkemelerinin hükmedeceği manevi tazminat miktarının, yaşanan hak ihlalinin ağırlığıyla orantılı olması ve Anayasa Mahkemesinin benzer davalarda belirlediği emsal rakamların kayda değer ölçüde altında kalmaması gerekmektedir. Meydana gelen ihlalle orantılı olmayan, son derece düşük ve yalnızca sembolik nitelikteki tazminatlar, Anayasa ile korunan tazminat hakkının özünü ciddi şekilde zedeler.

Bununla birlikte, adli kontrol tedbirlerinden olan konutu terk etmeme veya karakola imza verme gibi yükümlülükler nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini için 5271 sayılı Kanun m.141 kapsamında açık ve net bir kanuni dayanak bulunmamaktadır. Yargısal içtihatlar da bu taleplere imkân verecek düzeyde medeni bir hakkın varlığını kabul etmemektedir. Arama işlemlerine yönelik taleplerde ise önemli bir usul ayrımı mevcuttur. Aramanın sadece ölçüsüz uygulandığı iddiası ilgili kanun kapsamında tazminat davasına konu edilebilirken, aramanın en başından beri bütünüyle hukuka aykırı olduğu iddiaları için bu yol etkili kabul edilmemektedir. Hukuka aykırı arama iddialarında, takipsizlik kararının öğrenilmesinden itibaren doğrudan otuz günlük yasal süre içinde bireysel başvuru yapılması şarttır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını üç ayrı başlık altında tasnif ederek incelemiştir. İlk olarak haksız gözaltı nedeniyle ödenen manevi tazminatın yetersizliğine ilişkin şikâyet ele alınmıştır. Yerel ağır ceza mahkemesi tarafından üç günlük gözaltı süresi için ödenmesine hükmedilen dört yüz elli liralık manevi tazminatın, kararın verildiği yıl itibarıyla Anayasa Mahkemesinin bir günlük gözaltı için asgari olarak belirlediği emsal rakamın dahi oldukça altında kaldığı tespit edilmiştir. Mahkeme, bu miktarın başvurucunun mağduriyetini gidermekten bütünüyle uzak olduğunu ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının tazminat talep etmeye ilişkin güvencelerini anlamsız kıldığını belirlemiştir.

İkinci olarak, adli kontrol tedbirleri nedeniyle istenen tazminat talebinin reddedilmesi hususu incelenmiştir. Başvurucu, karakola imza atmaya gitmesinden kaynaklı yol masraflarını ve uğradığı kazanç kaybı zararlarını talep etmiş olsa da mevcut ceza muhakemesi sisteminde adli kontrol altındaki imza yükümlülüğü sebebiyle oluşan zararların tazminine imkân tanıyan bir yasal düzenlemenin bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu nedenle iddia, anayasal dayanaktan yoksun bulunarak konu bakımından yetkisizlik gerekçesiyle reddedilmiştir.

Son olarak, ev ve iş yerinde yapılan arama işlemlerinin hukuka aykırılığı ile ölçüsüzlüğü iddiaları değerlendirilmiştir. Hukuka aykırı arama iddiasında, başvurucunun savcılığın takipsizlik kararını öğrendikten sonra doğrudan ve yasal otuz günlük süre içinde Anayasa Mahkemesine başvurmadığı, etkisiz olan tazminat davası yolunu bekleyerek süre aşımına neden olduğu tespit edilmiştir. Aramanın ölçüsüzlüğü iddiasında ise, başvurucunun tazminat davası dilekçesinde ve istinaf başvurusunda bu hususu açıkça ileri sürmediği, dolayısıyla başvuru yollarını usulüne uygun şekilde tüketmediği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, gözaltı tedbiri dolayısıyla ödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Haksız yere gözaltında kaldım, mahkeme çok komik bir tazminat verdi. Ne yapmalıyım? expand_more
Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatlarına göre, haksız gözaltı nedeniyle hükmedilen manevi tazminatın yalnızca sembolik bir rakam olmaması gerekir. Yerel mahkemenin takdir ettiği tazminat miktarı, ihlalin ağırlığıyla orantılı olmalı ve AYM'nin emsal kararlarında belirlediği rakamların çok altında kalmamalıdır. Eğer ödenen miktar aşırı düşükse ve mağduriyetinizi gidermekten bütünüyle uzaksa, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınızın ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.
İmza şartı ve yurtdışı yasağı yüzünden zarara uğradım. Tazminat alabilir miyim? expand_more
Mevcut ceza muhakemesi sistemimizde, karakola imza atma veya konutu terk etmeme gibi adli kontrol tedbirlerinden kaynaklanan zararların tazmini için doğrudan bir yasal dayanak (CMK m.141 kapsamında) bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu yükümlülükler nedeniyle uğranılan yol masrafı veya kazanç kaybı gibi zararlara ilişkin talepleri, anayasal dayanaktan yoksun bularak konu bakımından yetkisizlik gerekçesiyle reddetmektedir.
Evim haksız yere arandı, sonra takipsizlik aldım. AYM'ye ne zaman başvurmalıyım? expand_more
Arama işleminin en başından beri bütünüyle hukuka aykırı olduğu iddialarında, CMK m.141 kapsamındaki tazminat davası etkili bir yol olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle, savcılığın verdiği takipsizlik kararını öğrendiğiniz tarihten itibaren tazminat davası sonucunu beklemeden, doğrudan 30 günlük yasal süre içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmanız şarttır. Bu süreye uyulmaması halinde başvurunuz süre aşımı nedeniyle reddedilecektir.
Aramada sınır aşıldı ve ölçüsüz davranıldı, tazminat için ne yapmam lazım? expand_more
Aramanın sadece ölçüsüz uygulandığına (yapılış şekline) dair bir şikayetiniz varsa, ilgili kanun kapsamında doğrudan tazminat davası açabilirsiniz. Ancak Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce, aramanın ölçüsüzlüğüne dair itirazlarınızı açtığınız bu tazminat davasının dilekçesinde ve istinaf kanun yolunda açıkça ileri sürmüş olmanız gerekir. Başvuru yollarını usulüne uygun şekilde tüketmeden yapacağınız bireysel başvurular kabul edilmeyecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir