Karar Bülteni
AYM Ömer Evsen BN. 2021/41813
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/41813 |
| Karar Tarihi | 07.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mahpusların haber alma özgürlüğü kısıtlanamaz.
- Disiplin cezaları somut gerekçelere dayanmalıdır.
- İdarenin güvenlik gerekçesi mutlak değildir.
- Mahpusların itirazları mahkemelerce araştırılmalıdır.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların haber alma ve ifade özgürlüğü bağlamında son derece kritik bir güvence sağlamaktadır. Cezaevlerinde güvenlik ve disiplinin sağlanması idarenin temel görevlerinden biri olmakla birlikte, bu amacın mahpusların anayasal haklarını ölçüsüzce kısıtlamak için bir araç olarak kullanılamayacağı net bir biçimde ortaya konulmuştur. Anayasa Mahkemesi, idarenin ve derece mahkemelerinin mahpuslara uygulanan disiplin cezalarında basmakalıp gerekçeler yerine, somut olayın özelliklerine ve mahpusun savunmalarına odaklanması gerektiğine güçlü bir vurgu yapmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar infaz hâkimlikleri ve idareler için sıkı bir hukuki denetim standardı getirmektedir. Mahpusların bulundurdukları sıradan eşyalar nedeniyle otomatik olarak cezalandırılmaları yerine, bu eşyanın kuruma nasıl girdiği, mahpusun kasıtlı bir kural ihlali yapıp yapmadığı ve kurum güvenliğini gerçekten tehlikeye atıp atmadığı gibi hususların detaylıca araştırılması zorunlu hâle gelmiştir. Özellikle nakil yoluyla gelen mahpusların kişisel eşyaları üzerinden doğan uyuşmazlıklarda, mahkemelerin eksik inceleme ile karar veremeyeceği ve bireylerin itirazlarını tatminkâr biçimde karşılamak zorunda oldukları kesin bir içtihat altına alınmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, bulunduğu ceza infaz kurumundan başka bir yüksek güvenlikli ceza infaz kurumuna nakil yoluyla sevk edilmiştir. Kuruma kabulü sırasında eşyaları arasında bulunan bir radyo, idare tarafından yasaklı madde olarak değerlendirilmiş ve el konulmuştur. Cezaevi idaresi, radyoyu kuruma sokmaya çalıştığı gerekçesiyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatarak on bir gün hücreye koyma cezası vermiştir.
Başvurucu, bu radyonun daha önceki cezaevinde de bulunduğunu, oradaki idare tarafından depoya kaldırıldığını ve pandemi sebebiyle ailesine teslim edemediği için nakil esnasında yanında getirmek zorunda kaldığını belirterek karara itiraz etmiştir. Ayrıca bu tür radyoların mahkûmlara yönelik kantinlerde satıldığını ifade etmiştir. İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun bu savunmalarını araştırmadan ve güvenlik gerekçesini yeterince somutlaştırmadan itirazları reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, haber alma ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 26. maddesi, herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu güvence altına almaktadır. İfade özgürlüğü, yalnızca düşünceleri açıklamayı değil, aynı zamanda dış dünyada olup bitenler hakkında haber ve fikir alma özgürlüğünü de kapsamına almaktadır. Ceza infaz kurumlarında bulunan mahpuslar da Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile korunan temel hak ve hürriyetlerin tamamına sahiptir. Elbette bu haklar, cezaevi güvenliği kapsamında belirli sınırlamalara tabi tutulabilir.
Mahpusların ifade ve haber alma özgürlüğüne yönelik müdahaleler, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde yapılmalıdır. Anılan Kanun'un 67. maddesi, merkezî yayın sistemi bulunmayan kurumlarda hükümlülerin bedelini ödemek koşuluyla kantinden temin edecekleri radyoları dinleme hakkı bulunduğunu açıkça düzenlemektedir. Disiplin cezaları ise 5275 sayılı Kanun m.37 ve m.44 hükümleri uyarınca uygulanmaktadır. Ancak bir eylemin salt kanundaki tanıma uyması ceza için yeterli kabul edilmemektedir; eylemin kurum güvenliğini, disiplinini veya düzenli yaşamını bozacak nitelikte olması da yasal bir zorunluluktur.
Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, mahpusların haklarına yapılacak müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerekmektedir. İdarenin ve yargı mercilerinin, uygulanan disiplin cezalarının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğü bulunmaktadır. Şeklî bir kanun hükmüne dayanarak, olayın kendine has özellikleri araştırılmadan ve mahpusun iddiaları değerlendirilmeden verilen otomatik disiplin cezaları, anayasal güvenceleri işlevsiz hâle getirme riski taşıdığından hukuka aykırı bulunmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun nakil yoluyla geldiği ceza infaz kurumunda yanında getirdiği radyo nedeniyle on bir gün hücre cezasına çarptırılmasını haber ve fikir alma özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Bu müdahalenin anayasal sınırlar içinde kalabilmesi için demokratik toplum düzeninin gereklerine tamamen uygun olması ve zorunlu bir ihtiyacı karşılaması gerekmektedir.
Somut olayda başvurucu; idari ve yargısal süreçlerin tamamında söz konusu radyonun nakilden önceki cezaevinde kantinden alınmış olabileceğini, oradaki idare tarafından da el konularak eşya deposuna kaldırıldığını ve pandemi şartları nedeniyle ziyaretine gelemeyen ailesine teslim edemediği için nakil esnasında mecburen eşyaları arasında yer aldığını son derece tutarlı bir şekilde dile getirmiştir. Ancak ceza infaz kurumu idaresi, bu savunmalar doğrultusunda radyonun önceki cezaevinde nasıl edinildiği veya neden orada bir disiplin cezasına konu edilmediği yönünde hiçbir araştırma yapmaya gerek görmemiştir.
Benzer şekilde, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi de başvurucunun bu somut itirazlarını tamamen göz ardı etmiştir. Kuruma girişteki emanet eşya kontrolü sırasında fark edilen bir radyonun, kuruma gizlice sokulmaya teşebbüs eylemi olarak nasıl nitelendirildiği idari ve yargısal kararlarda hiçbir şekilde açıklanmamıştır. İdare ve derece mahkemeleri, radyo bulundurmanın yüksek güvenlikli kurumda düzen ve disiplini ne şekilde bozduğunu, somut olgulara dayalı olarak ortaya koyamamıştır. Başvurucunun itirazları araştırılmadan ve eylemin kuruma yönelik yarattığı tehlike somutlaştırılmadan verilen bu disiplin cezası, demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü bir müdahale olarak kesinlikle kabul edilemez.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin ilgili ve yeterli gerekçe sunmaması ve başvurucunun savunmalarını araştırmaması nedenleriyle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.