Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2016/21243 E. | 2017/15442 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/21243 E. 2017/15442 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/21243
Karar No 2017/15442
Karar Tarihi 11.10.2017
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hakkını arama hürriyeti kapsamında delil sunulabilir.
  • Ticari sır niteliği olmayan belgeler delil sayılabilir.
  • Kendi hakkını ispat için belge sunmak suç değildir.
  • Belgenin kilit altında olmadığı durumlarda hırsızlık oluşmaz.

Bu karar, bir işçinin açtığı davada ispat vasıtası olarak kullanmak üzere çalıştığı işyerinden bizzat temin ettiği bir belgenin durumunu hukuken netleştirmesi bakımından son derece önemlidir. İş hukukunda işçinin, kendi hizmet süresini veya ödenmeyen alacaklarını ispatlayabilmesi için bazı şirket içi kayıtlara erişim sağlaması çoğu zaman büyük bir zorunluluk haline gelmektedir. Yargıtay bu kararında, işçinin ticari sır niteliği taşımayan, diğer çalışanların da ismini içeren maaş pusulası veya imza çizelgesi gibi evrakları mahkemeye sunmasının hırsızlık veya güveni kötüye kullanma sayılamayacağını açıkça ortaya koymuştur.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu içtihat işverenlerin asılsız veya abartılı fesih gerekçelerinin mahkemelerce çok daha titiz incelenmesine yol açacaktır. İşçinin temin ettiği belgenin şirketin ticari sırlarını ifşa etmemesi, doğrudan uyuşmazlık konusuyla ilgili olması ve kilit altında özel olarak saklanan gizli bir evrak olmaması halinde, hakkını aramak için delil sunma eylemi iş akdinin haklı feshi sebebi yapılamaz. Bu yaklaşım, zayıf konumda olan işçinin ispat hakkını anayasal güvence altına almakta ve işverenin fesih hakkını kötüye kullanmasını büyük ölçüde engellemektedir. Uygulamada, hizmet tespiti ve işçilik alacakları davalarında işçiler tarafından dosyaya sunulan ve işverene ait olan olağan işyeri kayıtlarının hukuka aykırı yollarla elde edilmiş delil sayılamayacağı yönünde çok güçlü bir dayanak oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, davacı bir işçi ile eski işvereni olan davalı şirket arasında, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden gösterilmeksizin feshedilip feshedilmediği konusundan kaynaklanmaktadır. İşçi, daha önce işten çıkarılmış ve açtığı işe iade davasını kazanarak işine geri dönmüştür. Çalışmaya devam ederken aynı zamanda eksik yatan sigorta primlerinin tamamlanması amacıyla işverene karşı bir de hizmet tespit davası açmıştır.

Söz konusu hizmet tespit davasında işçi, iddiasını kanıtlamak için mahkemeye delil olarak maaş alımını gösteren ve birden fazla çalışanın imzasını taşıyan bir belge sunmuştur. İşveren ise işçinin bu belgeyi izinsiz ve gizlice ele geçirdiğini, yapılan bu eylemin hırsızlık ve güveni kötüye kullanma niteliği taşıdığını iddia ederek işçiyi derhal ve tazminatsız olarak işten çıkarmıştır. İşçi, kendisine mobbing uygulandığını ve belgenin çalınmadığını, sadece mahkemeye delil sunulduğunu belirterek, feshin haksız olduğunun tespitiyle birlikte yeniden işe iadesine ve yasal haklarının ödenmesine karar verilmesi talebiyle iş mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay incelemesine konu olan bu dosyada, iş uyuşmazlıklarının çözümünde temel rol oynayan 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II düzenlemesi merkeze alınmıştır. İlgili kanun maddesi, işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller nedeniyle iş sözleşmesini süresi bitmeden veya bildirim süresini beklemeksizin derhal feshedebilmesine olanak tanır. İşverenin iddialarının dayanağı olan işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmak alt bendi, uygulamada haklı nedenle derhal fesih hakkının hukuki sınırlarını çizen en önemli normlardan biridir.

Bununla birlikte uyuşmazlıkta, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 hükmünde güvence altına alınan hak arama hürriyeti prensibi de doğrudan devreye girmektedir. Anayasal hak arama hürriyeti kapsamında kişilerin mahkemeler önünde iddia ve savunmalarını ispatlama özgürlüğü bulunmaktadır. İş hukuku doktrininde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında, işçinin hak arama hürriyeti çerçevesinde kendi hakkını ispatlayabilmek amacıyla çalıştığı işyerindeki bazı bilgi ve belgeleri mahkemeye sunması, belirli sınırlar içinde hukuka uygun kabul edilmektedir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, işçinin mahkemeye delil olarak sunduğu belgenin ticari sır veya yüksek gizlilik derecesine sahip özel bir evrak olmaması şarttır. Ayrıca söz konusu belgenin işyerinde kilit altında özel olarak muhafaza edilmiyor oluşu ve işçinin çalışma alanında olağan şekilde erişilebilen, sadece ispat amacına hizmet eden olağan belgelerden olması durumunda işverene karşı sadakat borcuna aykırılıktan söz edilemez. İşverenin feshinin geçerli nedene dayandığının kabul edilebilmesi için, işçinin eyleminin iş ilişkisini çekilmez hale getiren somut bir güven ihlali yaratması aranmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Davacı işçinin iş sözleşmesinin feshine asıl gerekçe olarak, hizmet tespit davasında mahkemeye sunduğu ve üzerinde diğer işçilerin de isminin yer aldığı maaş alım belgesini izinsiz şekilde işyerinden temin etmesi gösterilmiştir. Yerel mahkeme, belgenin işverenden habersiz olarak alınmasını doğrudan hırsızlık niteliğinde değerlendirerek feshin haklı olduğuna kanaat getirmiş ve davayı reddetmişse de, Yargıtay tarafından dosya kapsamında yapılan incelemede bu hukuki tespitte önemli yanılgılar olduğu görülmüştür.

Öncelikle, işçinin mahkemeye delil olarak sunduğu evrak, niteliği itibarıyla işyeri açısından ticari sır teşkil edecek veya yüksek gizlilik gerektirecek özel bir belge niteliğinde değildir. Belge üzerinde davacı ile birlikte aynı işyerinde çalışan birçok işçinin ismi ve imzası bulunmakta olup, bu evrak doğrudan davacının çalışma olgularının ve haklarının ispatına yöneliktir. Kendisiyle ve çalışma koşullarıyla yakından ilgili bir belgeyi kendi açtığı davada ispat vasıtası olarak mahkemeye sunmak isteyen işçinin, bu belgeyi çalışma ortamından elde etmesi ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık olarak nitelendirilemez.

Bunun yanı sıra, işverenin söz konusu belgenin kilit altında tutulduğu ve erişimi özel izne tabi gizli bir yerde saklandığı yönündeki iddiaları tamamen soyut kalmış, bu husus mahkeme huzurunda somut delillerle kanıtlanamamıştır. Davacının tamamen kendi haklarını korumak amacıyla hareket etmesi ve ele geçirilen belgenin genel niteliği göz önüne alındığında, işçinin söz konusu eylemi hırsızlık veya işverenin güvenini kötüye kullanma olarak vasıflandırılamaz ve dolayısıyla geçerli bir fesih nedeni oluşturmaz. İşveren, yasa gereği üzerinde olan feshin haklılığına dair ispat yükünü tam anlamıyla yerine getirememiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, feshin haklı nedene dayanmadığını belirterek davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: