Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/8210 E. 2016/13012 K.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/8210 E. 2016/13012 K.

Bu karar hukuken, medeni usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan taleple bağlılık ilkesinin kesinliğini ve sınırlarını ortaya koyması bakımından büyük bir öneme sahiptir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hâkimin, tarafların iddia ve talepleriyle bağlı olduğu, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği kuralı, bu kararla somut bir iş hukuku uyuşmazlığında net bir biçimde vücut bulmuştur. İşçinin dava dilekçesinde kendisinin belirlediği hizmet süresinin ötesine geçilerek kurum kayıtlarına göre daha uzun bir süre üzerinden hesaplama yapılması ve talep edilmediği hâlde alacak kalemlerine faiz yürütülmesi, usul hukukunun emredici kurallarının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir. Yargılamanın sınırlarının bizzat taraflar tarafından çizildiği ve bu sınırların mahkemece re'sen aşılamayacağı bir kez daha teyit edilmiştir.
search

Yargıtay
22. Hukuk Dairesi 2015/8210 E. 2016/13012 K.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2015/8210
Karar No 2016/13012
Karar Tarihi 02.05.2016
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
Öne Çıkan Hükümler
Hâkim tarafların talepleriyle bağlıdır.
Talep edilen çalışma süresi aşılamaz.
Talep edilmeyen faize hükmedilemez.
Taleple bağlılık ilkesi ihlal edilemez.

Bu karar hukuken, medeni usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan taleple bağlılık ilkesinin kesinliğini ve sınırlarını ortaya koyması bakımından büyük bir öneme sahiptir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hâkimin, tarafların iddia ve talepleriyle bağlı olduğu, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği kuralı, bu kararla somut bir iş hukuku uyuşmazlığında net bir biçimde vücut bulmuştur. İşçinin dava dilekçesinde kendisinin belirlediği hizmet süresinin ötesine geçilerek kurum kayıtlarına göre daha uzun bir süre üzerinden hesaplama yapılması ve talep edilmediği hâlde alacak kalemlerine faiz yürütülmesi, usul hukukunun emredici kurallarının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir. Yargılamanın sınırlarının bizzat taraflar tarafından çizildiği ve bu sınırların mahkemece re'sen aşılamayacağı bir kez daha teyit edilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle işçilik alacaklarının hesaplanması ve ıslah aşamalarında tarafların usul kurallarına sıkı sıkıya uymaları gerektiğini göstermesidir. Uygulamada sıkça karşılaşılan, bilirkişi raporlarının iddia edilen hizmet sürelerini aşacak şekilde resmi kurumlardan gelen hizmet dökümlerine göre genişletilmesi ve mahkemelerin bu raporları doğrudan hükme esas alması uygulamasına karşı kesin bir sınır çizilmiştir. Meslektaşlarımızın dava ve ıslah dilekçelerini hazırlarken faiz ve süre gibi temel unsurları eksiksiz belirtmeleri gerektiği, aksi takdirde mahkemenin re'sen bu eksiklikleri tamamlayamayacağı net bir şekilde vurgulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işverene ait işyerinde belirli tarihler arasında kesintisiz olarak çalıştığını, ancak çalışma süresi boyunca kendisine haksız bir şekilde mobbing uygulandığını iddia ederek dava açmıştır. İşçi, bu psikolojik baskılar ve yaşadığı olumsuzluklar neticesinde iş sözleşmesinin sona erdiğini savunarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, mobbing tazminatı ve kullanmadığı yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini talep etmiştir.

Davacı, dava dilekçesinde çalışma süresini açıkça 09.02.2010 ile 10.01.2013 tarihleri arası olarak göstermiş ve alacakları için mahkemeden herhangi bir faiz isteğinde bulunmamıştır. Yerel mahkeme ise bilirkişi raporuna dayanarak, SGK kayıtlarında görünen daha uzun bir hizmet süresi üzerinden hesaplama yapmış ve talep edilmediği halde bu alacaklara faiz işletilmesine hükmetmiştir. Uyuşmazlık, mahkemenin davacının açık taleplerini aşarak hüküm kurup kuramayacağı konusundadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı en temel kural, medeni yargılama hukukumuzun mihenk taşlarından biri olan taleple bağlılık ilkesidir. Bu ilke, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.26 hükmünde açıkça düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesine göre; hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilmesi ise hukuken mümkündür.

Medeni usul hukukuna hakim olan ilkelerden tasarruf ilkesinin doğal bir uzantısı olarak karşımıza çıkan taleple bağlılık ilkesi, yargılamanın sınırlarının davacı tarafından çizilmesini öngörür. Bu durum usul ekonomisi ve hukuki güvenlik ilkeleriyle de doğrudan bağlantılıdır. Hâkim, tarafların getirdiği vakıalar ve belirlediği sınırlar içinde kalmak, onların iradelerine mutlak surette saygı göstermek mecburiyetindedir. İş uyuşmazlıklarında zayıf konumda olan işçinin korunması ilkesi geçerli olsa da, usul kuralları kamu düzenine ilişkindir ve işçi lehine yorum ilkesi, usul kurallarının kesinliğinin esnetilmesi için tek başına bir gerekçe oluşturamaz.

İş davalarında işçi alacakları hesaplanırken, davacının iddia ettiği çalışma süresi, mahkeme ve bilirkişi için bağlayıcı bir sınır niteliğindedir. Davacı kendi hizmet süresini belirli bir tarih aralığı olarak sınırlandırmışsa, resmi kurumlardan gelen hizmet döküm kayıtlarında bu sürenin daha uzun olduğu görülse dahi, davacının açık talebi aşılmak suretiyle daha uzun bir süre üzerinden hesaplama yapılamaz.

Bununla birlikte, faiz talebi de doğrudan taleple bağlılık ilkesi kapsamındadır. Usul hukukunda faiz, asıl alacağa bağlı fer'i bir hak olmakla birlikte, mahkeme tarafından re'sen (kendiliğinden) hükmedilebilecek bir unsur değildir. Davacının dava dilekçesinde veya sonradan sunduğu ıslah dilekçesinde açıkça faiz talebinde bulunmamış olması durumunda, mahkemenin hükmedilen alacak kalemleri için faiz yürütmesi kanuna kesin aykırılık teşkil eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, dosya kapsamındaki delilleri ve yerel mahkemenin kararını incelediğinde, taleple bağlılık ilkesinin iki farklı boyutta ihlal edildiğini tespit etmiştir.

Öncelikle usuli bir sorun çözüme kavuşturulmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından verilen 04.12.2014 tarihli karar, davalı vekilince temyiz edilmiş; ancak mahkeme, eksik temyiz harcının tamamlanması için çıkardığı muhtıraya rağmen süresinde harç yatırılmadığı gerekçesiyle 27.01.2015 tarihli ek karar ile temyiz istemini reddetmiştir. Ancak Yargıtay incelemesinde, davalı tarafın süresi içerisinde eksik temyiz harcını tamamladığı anlaşılmış, bu nedenle temyiz isteminin reddine ilişkin hukuka aykırı ek karar kaldırılarak uyuşmazlığın esasına geçilmiştir.

Esas incelemesinde ilk olarak hizmet süresi ele alınmıştır. Davacı işçi dava dilekçesinde işyerindeki çalışma süresini 09.02.2010 ile 10.01.2013 tarihleri arası olarak belirterek kısmi kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu işe giriş bildirgeleri ve hizmet döküm cetveli dikkate alınarak çalışma başlangıç tarihi 16.11.2009 olarak kabul edilmiş ve hesaplama bu uzun süre üzerinden yapılmıştır. Yerel mahkemenin davacının dilekçesindeki süreyi aşarak karar vermesi hukuka aykırı bulunmuştur.

İkinci temel tespit ise faiz talebine ilişkindir. Davacı taraf, ne ilk dava dilekçesinde ne de daha sonra sunduğu 13.10.2014 havale tarihli ıslah dilekçesinde alacakları için herhangi bir faiz talebinde bulunmamıştır. Buna karşın yerel mahkeme, davacının böyle bir beyanı olmamasına rağmen talep sınırını aşarak hükmedilen alacak kalemlerine faiz yürütülmesine karar vermiştir. Yüksek Mahkeme, her iki durumun da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.26 kapsamında düzenlenen kurallara açıkça aykırılık teşkil ettiğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin davacının taleplerini aşarak fazla hizmet süresi üzerinden hesaplama yapması ve talep edilmeyen faize hükmetmesi nedenleriyle kararı bozmuştur.

SGK'da sürem daha uzun çıkarsa hâkim dilekçemden fazlasına hükmeder mi? expand_more
Hayır, hükmedemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde yer alan "taleple bağlılık ilkesi" gereğince hâkim tarafların talepleriyle mutlak surette bağlıdır. Siz dava dilekçenizde çalışma sürenizi belirli bir tarih aralığı olarak sınırlandırdıysanız, resmi kurumlardan gelen hizmet dökümlerinde (SGK) bu sürenin çok daha uzun olduğu görülse dahi, mahkeme sizin açık talebinizi aşarak daha uzun bir süre üzerinden hesaplama yapamaz.
Dava dilekçesinde faiz istemeyi unuttum, mahkeme kendiliğinden faiz verir mi? expand_more
Hayır, veremez. Faiz asıl alacağa bağlı fer'i bir hak olsa da, mahkeme tarafından re'sen (kendiliğinden) hükmedilebilecek bir unsur değildir. Yargıtay'ın emsal kararına göre, eğer davanın başında sunduğunuz dava dilekçesinde veya sonradan verdiğiniz ıslah dilekçesinde açıkça faiz talebinde bulunmadıysanız, hâkimin belirlediği alacak kalemlerine faiz yürütmesi kanuna kesin bir şekilde aykırılık teşkil eder ve kararın bozulmasına sebep olur.
İşçi korunmuyor mu? Neden davada sadece kendi talebimle sınırlı kalıyorum? expand_more
İş uyuşmazlıklarında zayıf konumda olan işçinin korunması ilkesi geçerlidir; ancak usul kuralları kamu düzenine ilişkindir. Hukuk sistemimizde yargılamanın sınırları bizzat davacı tarafından çizilir ve hâkim bu iradeye mutlak surette saygı göstermek mecburiyetindedir. Sadece işçi lehine yorum ilkesi gerekçe gösterilerek, emredici usul kurallarının kesinliği ve taleple bağlılık ilkesi esnetilemez.
Mahkemedeki taleple bağlılık ilkesi vatandaş için ne anlama geliyor? expand_more
Medeni yargılama hukukumuzun mihenk taşlarından olan bu ilke, uyuşmazlığı çözen hâkimin sınırlarını belirler. Basit bir ifadeyle; mahkeme sizin açıkça talep ettiğiniz şeyden fazlasına veya hiç talep etmediğiniz bambaşka bir şeye karar veremez. Sizin belirlediğiniz sınırlar içinde kalmak zorundadır, ancak hukuki duruma göre talep sonucunuzdan daha azına karar verebilmesi mümkündür.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir