Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 22. HD | 2015/8209 E. | 2016/13011 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2015/8209 E. 2016/13011 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2015/8209
Karar No 2016/13011
Karar Tarihi 02.05.2016
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır.
  • Talep edilmeyen alacak faizine resen hükmedilemez.
  • Taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verilemez.

Bu karar, medeni usul hukukunun en temel prensiplerinden biri olan taleple bağlılık ilkesinin iş davalarındaki katı uygulamasını gözler önüne sermektedir. Mahkemelerin, davacının açık talebi olmaksızın, salt hakkaniyet veya yasanın genel koruyucu ruhu gerekçesiyle talep edilmeyen bir alacak kalemine veya o alacağın fer'isine hükmetmesi usulen mümkün değildir. İş davalarında genellikle faiz talebi standart bir uygulama olsa da, dilekçelerde bu talebin unutulması doğrudan hakkın kaybına yol açabilmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, kararın avukatlar ve davasını bizzat takip eden vatandaşlar için kritik bir uyarı niteliği taşıdığı görülmektedir. Dava açılırken ve ıslah dilekçesi sunulurken faiz türü ve başlangıç tarihi gibi fer'i taleplerin mutlaka açıkça yazılması gerektiği bir kez daha vurgulanmaktadır. Yargıtay, bu konudaki usuli sınırları net bir şekilde çizerek, mahkemelerin taraf iradesinin ötesine geçmesini engellemekte ve yargılamada silahların eşitliği ile hukuki belirlilik ilkelerini tavizsiz bir biçimde korumaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, iş sözleşmesinin feshinin ardından kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, mobbing tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesi talebiyle eski işverenine karşı dava açmıştır. Yerel mahkeme, yapılan yargılama sonucunda davacının taleplerinin kısmen kabulüne hükmetmiştir. Davalı taraf ise yerel mahkeme kararını temyiz etmiştir.

Mahkeme ilk aşamada eksik temyiz harcının süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz talebini reddetmişse de, bilahare eksik harcın yasal sürede tamamlandığı anlaşıldığından bu ret kararı Yargıtay tarafından kaldırılarak dosya esastan incelemeye alınmıştır. Uyuşmazlığın Yargıtay incelemesindeki temel noktası, davacı tarafın dava dilekçesinde veya sonradan sunduğu ıslah dilekçesinde herhangi bir faiz talebinde bulunmamış olmasına rağmen, yerel mahkemenin kabul ettiği alacak kalemlerine kendiliğinden faiz yürütülüp yürütülemeyeceği konusudur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Medeni usul hukukumuzun temel taşlarından biri olan taleple bağlılık ilkesi, mahkemelerin yargılama faaliyetini sınırlandıran en önemli kurallardan biridir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.26 hükmü, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" şeklindedir.

Bu yasal düzenleme uyarınca, davanın sınırlarını çizen ve mahkemenin neyi karara bağlayacağını belirleyen yegane unsur, davacının mahkemeye sunduğu talep sonucudur (netice-i talep). Mahkeme, davacının haklı olduğunu dosya kapsamından anlasa dahi, davacının bizzat talep etmediği bir hakkı ona re'sen veremez. İş hukuku yargılamalarında, işçiyi koruma ilkesi ön planda olsa da usul kurallarının emredici doğası gereği taleple bağlılık kuralından taviz verilemez.

Özellikle faiz talepleri, asıl alacağa bağlı fer'i (yan) haklardandır. Bir alacak davası açılırken asıl alacağın yanı sıra faizin de açıkça talep edilmesi hukuki bir zorunluluktur. Eğer davacı dava dilekçesinde faiz istememişse, mahkeme alacağa kendiliğinden faiz işletemez. Aynı kural, davanın değerinin artırıldığı ıslah aşamasında da geçerlidir. Islah dilekçesinde artırılan kısım için faiz talep edilmemişse, artırılan bu miktar için de faize hükmedilemez. Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensipleri, usul kurallarının taraflar için bir güvence olduğunu ve mahkemenin taraf yerine geçerek talep yaratamayacağını net bir dille ortaya koymaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi önüne gelen somut olayda, davacı işçinin mahkemeye sunduğu ilk dava dilekçesinde ve yargılama sürecinde sonradan dosyaya ibraz ettiği 13.10.2014 havale tarihli ıslah dilekçesinde faize ilişkin herhangi bir talepte bulunmadığı saptanmıştır. İlgili dilekçelerin incelenmesinden, kıdem, ihbar, mobbing tazminatı ve yıllık izin ücretine ilişkin miktarların belirtildiği, ancak bu alacaklar için yasal veya en yüksek banka mevduat faizi işletilmesi yönünde açık bir istemin kaleme alınmadığı görülmüştür.

Yerel mahkeme ise yargılama sonunda alacak kalemlerinin kısmen kabulüne karar verirken, davacı tarafın bu yönde açık bir talebi olmamasına karşın hüküm altına aldığı alacak tutarlarına faiz işletilmesine karar vermiştir. Yargıtay incelemesinde bu durum, açık bir usul ihlali olarak tespit edilmiştir. Mahkemenin, tarafların iradesini aşarak ve netice-i talebin dışına çıkarak karar kurması, usul hukukunun temel prensiplerini zedelemiştir.

Hukuk sistemimizde, dava dilekçesinde yer almayan bir talebin mahkemece doğrudan dikkate alınması mümkün olmadığından, faiz gibi fer'i bir hakkın da talep edilmediği durumlarda mahkemece resen uygulanması hukuka aykırıdır. Davalının temyiz itirazını haklı bulan Yargıtay, sırf bu usuli hata sebebiyle kararın kanuna uygun olmadığını açıkça ifade etmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, talep aşılmak suretiyle faize hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: