Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ferudun Aygören ve Diğerleri Kararı 2023/13525 B.

Anayasa Mahkemesi Ferudun Aygören ve Diğerleri Kararı 2023/13525 B.

Bu karar, ceza yargılamasında sıklıkla uygulanan ve uzun süredir tartışmalara konu olan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunun, sanıkların adil yargılanma haklarını ne ölçüde güvence altına aldığına ilişkin temel eksiklikleri gözler önüne sermektedir. Anayasa Mahkemesi, HAGB kararlarına karşı yapılan itirazların, mahkemeler tarafından yalnızca şekli şartlar yönünden incelenip esasa girilmeden reddedilmesinin hukuken kabul edilemez olduğunu güçlü bir şekilde bir kez daha vurgulamıştır. İtiraz mercilerinin, sanıkların temel iddialarını, savunmalarını ve sundukları delilleri değerlendirmeden tamamen basmakalıp gerekçelerle ret kararı vermesi, etkili başvuru hakkını zedeleyen yapısal bir sorun olarak tespit edilmiştir. Mahkeme, daha önce verdiği iptal kararlarına doğrudan atıf yaparak, HAGB kurumunun mevcut işleyişinin anayasal güvencelerden yoksun olduğunu ve vatandaşları haksız yere mağdur ettiğini kesinleştirmiştir. Adalet Bakanlığının feragat yönündeki görüşüne itibar edilmemiş, HAGB'nin kabulünün sanığın adil bir yargılama talep etmesinden vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği teyit edilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Ferudun Aygören ve Diğerleri Kararı 2023/13525 B.

8 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2023/13525
Karar Tarihi 31.10.2024
Taraf Ferudun Aygören ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
HAGB kararları yeterli ve somut gerekçe içermelidir.
HAGB itiraz incelemeleri esastan değerlendirme yapmayı gerektirir.
Sadece şekli inceleme yapmak adil yargılanmayı ihlal eder.
Etkili itiraz mekanizması adil yargılanmanın temel şartıdır.

Bu karar, ceza yargılamasında sıklıkla uygulanan ve uzun süredir tartışmalara konu olan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunun, sanıkların adil yargılanma haklarını ne ölçüde güvence altına aldığına ilişkin temel eksiklikleri gözler önüne sermektedir. Anayasa Mahkemesi, HAGB kararlarına karşı yapılan itirazların, mahkemeler tarafından yalnızca şekli şartlar yönünden incelenip esasa girilmeden reddedilmesinin hukuken kabul edilemez olduğunu güçlü bir şekilde bir kez daha vurgulamıştır. İtiraz mercilerinin, sanıkların temel iddialarını, savunmalarını ve sundukları delilleri değerlendirmeden tamamen basmakalıp gerekçelerle ret kararı vermesi, etkili başvuru hakkını zedeleyen yapısal bir sorun olarak tespit edilmiştir. Mahkeme, daha önce verdiği iptal kararlarına doğrudan atıf yaparak, HAGB kurumunun mevcut işleyişinin anayasal güvencelerden yoksun olduğunu ve vatandaşları haksız yere mağdur ettiğini kesinleştirmiştir. Adalet Bakanlığının feragat yönündeki görüşüne itibar edilmemiş, HAGB'nin kabulünün sanığın adil bir yargılama talep etmesinden vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği teyit edilmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi açısından bu karar, on binlerce HAGB dosyası için kritik bir dönüm noktasıdır. Mahkemelerce HAGB itiraz mercileri olan ağır ceza mahkemelerinin, kendilerine gelen itirazları artık sadece dosya üzerinden ve yüzeysel bir şablonla geçiştiremeyeceği, sanığın iddia ve savunmaları ile delillerini esastan incelemek zorunda olduğu net bir şekilde ortaya konulmuştur. Anayasa Mahkemesinin, HAGB'nin kanuni dayanağını oluşturan hükümlerin iptaline ilişkin önceki yapısal kararlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu içtihat yerel mahkemelerin yeniden yargılama süreçlerinde adil yargılanma standartlarını çok daha katı bir biçimde uygulamalarını zorunlu kılmaktadır. Karar, meslektaşlarımız ve vatandaşlar için, HAGB süreçlerindeki hukuka aykırılıkların, şekli ve matbu ret kararlarının bireysel başvuru yoluyla başarıyla bertaraf edilebileceğini gösteren güçlü ve güncel bir emsal teşkil etmektedir. Hukuk pratiğinde itiraz yollarının göstermelik değil, gerçek bir denetim mekanizması olması gerektiği tescillenmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, çeşitli iddialarla yargılandıkları ceza davalarında yerel mahkemeler tarafından suçlu bulunarak mahkûmiyet almış, ancak haklarında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilmiştir. Başvurucular, devam eden yargılama süreci boyunca lehlerine olan önemli bilgi ve belgelerin toplanmadığını, yargılamanın seyrini değiştirebilecek tanıklarının dinlenmesi yönündeki taleplerinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini ileri sürerek HAGB kararlarına karşı üst mahkemeye itiraz etmiştir. Ancak bu itirazları inceleyen mahkemeler, başvurucuların dile getirdiği iddiaları ve sundukları somut delilleri esastan değerlendirmeksizin, sadece kararın şekli şartlara uygun olduğunu belirten matbu ve kalıplaşmış gerekçelerle tüm itirazları reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular, kendilerine yüklenen suçların tam olarak araştırılmadığını, varsayımlar üzerinden ceza aldıklarını, itiraz mercilerinin etkili bir hukuki inceleme yapmadığını ve en nihayetinde hak arama hürriyetlerinin ciddi şekilde kısıtlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve dosyalarının yeniden incelenmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 hükümlerini ve ceza hukukundaki temel usuli güvenceleri esas almıştır.

Bilindiği üzere Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmasını belirli bir süreyle engelleyen ve denetim süresi sonunda davanın düşmesini sağlayan bir kurumdur. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu kurumun uygulanmasında sanıklara asgari düzeyde usuli güvencelerin sağlanması gerektiğini açıkça belirtmektedir. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, 5271 sayılı Kanun uyarınca verilen HAGB kararlarının itiraz incelemesi, yalnızca kararın kanundaki şekli şartları taşıyıp taşımadığının denetimiyle sınırlı kalamaz.

Yüksek Mahkeme, daha önce verdiği Atilla Yazar ve diğerleri emsal kararında HAGB kurumunun uygulamadaki kronik sorunlarına dikkat çekmiş, ilk derece mahkemelerinin gerekçeli kararlarında yalnızca ilgili kanun hükmünün tekrarından ibaret ifadelere yer verilmesinin silahların eşitliği ilkesini zedelediğini belirtmiştir. İtiraz mercilerinin, davayla doğrudan ilgili olan itiraz nedenlerini, sanıkların iddia ve somut delillerini dikkate alarak esastan bir değerlendirme yapması ve yeterli bir gerekçeyle cevap vermesi yasal bir zorunluluktur. Bu etkin denetimin yapılmaması, idare ve yargı mercilerinin keyfi davranışlarının önüne geçilmesi imkânını ortadan kaldırmaktadır.

Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin yakın zamanda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231'de yer alan HAGB düzenlemelerinin iptaline ilişkin verdiği norm denetimi kararları da mevcut uyuşmazlığın hukuki dayanağını oluşturmuştur. Mahkeme, mevcut itiraz yolunun, temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunun ve ölçülülüğünün belirlenebilmesi için belirli ve etkili bir denetim mekanizması öngörmediğini, bu eksikliğin adil yargılanma hakkının ihlaline doğrudan vücut verdiğini tartışmasız bir temel hukuk kuralı olarak benimsemiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya konu bireysel dosyaları detaylı şekilde incelerken öncelikle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararlarına karşı yapılan itiraz incelemelerinin niteliğini ve usuli güvencelerin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirmiştir. Başvurucular hakkındaki yargılamalarda ilk derece mahkemeleri tarafından verilen HAGB kararlarının, olayları aydınlatacak yeterli ve somut hukuki gerekçelerden yoksun olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, sanıkların lehine olabilecek araştırmaların yapılmadığını, tanıkların dinlenmediğini, iddia ve delillerin tam olarak tartışılmadan adeta varsayımlar üzerinden cezalandırılma yoluna gidildiğini gözlemlemiştir. Adalet Bakanlığının, HAGB kararını kabul etmenin ihlal iddialarından feragat anlamına gelebileceği yönündeki görüşü de geçerli bulunmamıştır; zira HAGB kararına rıza göstermek, suçlu sayılmayı veya adil yargılanma hakkından vazgeçmeyi peşinen kabul etmek anlamına gelmez.

Bununla birlikte, dosyada tespit edilen asıl hukuki ve sistematik sorun itiraz aşamasında ortaya çıkmıştır. Başvurucuların HAGB kararlarına karşı yaptıkları yasal itirazları inceleyen ağır ceza mahkemeleri, dosyayı esastan değerlendirmemiş, davayla doğrudan ilgili olan ve yargılama sonucunun değişmesine etki edebilecek savunma argümanlarını hiçbir şekilde tartışmamıştır. Yüksek Mahkeme, itiraz mercilerinin sadece HAGB'nin şekli şartlarının (ceza miktarı, sabıkasızlık gibi) oluşup oluşmadığını inceleyerek, "kararda hukuka aykırılık bulunmadığı" şeklindeki tek cümlelik, yeknesak ve kalıplaşmış gerekçelerle ret kararları verdiğini tespit etmiştir. Bu yaklaşım, itiraz kanun yolunun kâğıt üzerinde kalan etkisiz bir mekanizmaya dönüşmesine neden olmuştur.

Anayasa Mahkemesi, daha önce HAGB kurumu hakkında verdiği iptal kararlarındaki bulgulara atıf yaparak, usuli güvenceleri fiilen ortadan kaldıran ve sanığı savunma makamı olarak son derece dezavantajlı hale getiren mevcut yerel mahkeme uygulamasının anayasal standartlarla bağdaşmadığını vurgulamıştır. Başvurucular hakkındaki yargılamaların adil yargılanma hakkının sağladığı asgari güvencelere uygun yürütülmediği anlaşılmıştır. Ayrıca, yeniden yargılama yapılmasının ihlali gidermek için yeterli bir çözüm sağlayacak olması dikkate alınarak başvurucuların maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiştir. Diğer taraftan, bazı başvurucuların makul sürede yargılanma ve kişi hürriyeti haklarına dair iddiaları, başvuru yollarının tüketilmemesi ve süre aşımı gibi usuli nedenlerle kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

HAGB kararına itiraz ettim ama mahkeme dosyamı hiç incelemeden reddetti, ne yapabilirim? expand_more
Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararına göre, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararlarına karşı yapılan itirazların yalnızca şekli şartlar yönünden incelenip esasa girilmeden reddedilmesi hukuken kabul edilemez. İtiraz mercileri olan ağır ceza mahkemeleri, itirazları sadece dosya üzerinden ve yüzeysel bir şablonla geçiştiremez; sanığın iddia ve savunmaları ile delillerini esastan incelemek zorundadır. Şekli ve matbu gerekçelerle verilen ret kararları adil yargılanma hakkınızı ihlal eder. Bu tür hukuka aykırılıklar, Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvuru yoluyla bertaraf edilebilir ve davanızın yeniden esastan incelenmesi sağlanabilir.
HAGB kararını kabul edersem suçluluğumu baştan kabul etmiş mi oluyorum? expand_more
Hayır, yargılama sürecinde hakkınızda HAGB uygulanmasına rıza göstermeniz, peşinen suçlu sayılmayı veya adil yargılanma hakkınızdan vazgeçtiğinizi kabul ettiğiniz anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi, Adalet Bakanlığı'nın HAGB'yi kabul etmenin ihlal iddialarından feragat anlamına gelebileceği yönündeki görüşüne itibar etmemiştir. Dolayısıyla, sanığın HAGB uygulamasını kabul etmesi, adil bir yargılama ve etkili itiraz talep etmesinden vazgeçtiği şeklinde hukuken yorumlanamaz.
Ağır Ceza Mahkemesi HAGB itirazımı matbu bir yazıyla reddedebilir mi? expand_more
Kesinlikle reddedemez. Yüksek Mahkeme'nin kararına göre, itiraz mercilerinin sadece HAGB'nin ceza miktarı veya sabıkasızlık gibi şekli şartlarının oluşup oluşmadığını inceleyerek matbu ret kararı vermesi anayasal standartlarla bağdaşmaz. İtirazı inceleyen mahkemeler, "kararda hukuka aykırılık bulunmadığı" şeklindeki tek cümlelik ve kalıplaşmış gerekçelerle dosyayı kapatamaz. Davayla doğrudan ilgili olan itiraz nedenlerinizi, savunduğunuz argümanları ve sunduğunuz somut delilleri dikkate alarak esastan bir değerlendirme yapmaları ve buna uygun yeterli bir gerekçe sunmaları yasal bir zorunluluktur.
Anayasa Mahkemesi HAGB itirazımda beni haklı bulursa tazminat alabilir miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi, itiraz mercilerinin usulüne uygun ve etkili bir hukuki inceleme yapmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdiğinde, öncelikli hukuki çözüm olarak dosyanın yeniden yargılama için yerel mahkemeye gönderilmesine hükmetmektedir. Yeniden yargılama yapılmasının sanık nezdinde oluşan ihlali gidermek için yeterli bir çözüm sağlayacağı dikkate alınarak, başvurucuların maddi ve manevi tazminat talepleri bu tür dosyalarda reddedilmektedir. Bu nedenle yargısal sürecin asıl sonucu, dosyanızın anayasal güvencelere uygun olarak daha dikkatli ve esastan tekrar incelenmesini sağlamaktır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir