Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2020/29410 BN.

Karar Bülteni

AYM 2020/29410 BN.

Anayasa Mahkemesi | Gülsüm Kaşan | 2020/29410 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/29410
Karar Tarihi 31.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mülkiyet hakkı kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilir.
  • Müdahale kanuni, meşru ve ölçülü olmalıdır.
  • Özel hukuk alacaklarının ödenmemesi meşru görülemez.
  • Mülkiyet hakkı idari yaptırımlara karşı korunur.

Bu karar hukuken, devletin olağanüstü dönemlerde dahi bireylerin temel hak ve özgürlüklerine yapacağı müdahalelerin anayasal sınırlara ve ölçülülük ilkesine tabi olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin terörle mücadele kapsamında aldığı tedbirlerin, meşru ve olağan sivil işlemlerden doğan özel hukuk alacaklarını keyfi olarak ortadan kaldıramayacağına işaret etmektedir. Bir kişinin şüpheli sıfatıyla yargılanıyor olması, o kişinin daha önceden taraf olduğu günlük sözleşmelerden doğan ve suçla doğrudan hiçbir ilgisi bulunmayan maddi haklarından mahrum bırakılmasını meşru kılmaz. Bu yaklaşım, hukuk devleti ilkesinin en temel yansımalarından biridir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi son derece büyüktür. Olağanüstü Hal döneminde kanun hükmünde kararnameler ile kapatılan ve mal varlıkları Hazine'ye devredilen binlerce kurum bulunmaktadır. Bu kurumlarla iş yapan, hizmet alan veya çalışan vatandaşların, sırf bu kurumlarla olan geçmiş hukuki temasları veya kendi haklarındaki soyut yargılamalar nedeniyle alacaklarından mahrum bırakıldığı pek çok idari ve yargısal uyuşmazlık mevcuttur. Yüksek Mahkeme, norm denetimi kararlarındaki iptal gerekçelerini bireysel başvurulara da istikrarlı bir şekilde uygulayarak, derece mahkemelerinin bu tür alacak davalarında doğrudan borcun gerçekliğine odaklanması gerektiği yönünde güçlü bir içtihat oluşturmuştur. Böylece vatandaşların mülkiyet hakları, idari el koyma ve müsadere benzeri uygulamalara karşı güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Gülsüm Kaşan isimli vatandaş, 2016 yılında oğlunun lise eğitimi için Özel Samanyolu Anadolu Lisesi ile bir kayıt sözleşmesi imzalamış ve okul ücreti olarak kredi kartı ve nakit yöntemleriyle toplam 8.840 TL ödeme yapmıştır. Ancak kayıt işleminden kısa bir süre sonra söz konusu eğitim kurumu, Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararname (KHK) ile tamamen kapatılmış ve okulun tüm mal varlığı bedelsiz olarak Hazine'ye devredilmiştir. Başvurucu, okulun kapatılması sebebiyle çocuğunun alamadığı eğitim hizmetinin bedelini geri almak amacıyla idareye başvurmuştur. İdareden olumlu bir sonuç alamayan vatandaş, ödediği paranın iadesi talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, başvurucunun kendisi hakkında da "terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla ceza yargılaması bulunduğu gerekçesini öne sürerek, OHAL mevzuatı uyarınca bu paranın iade edilemeyeceğine karar vermiştir. Talebi reddedilen vatandaş, mülkiyet hakkının elinden alındığını belirterek en üst yargı mercii olan Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 13 ile düzenlenen temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimi çerçevesinde değerlendirmiştir. Anayasa'ya göre mülkiyet hakkı, ekonomik bir değer ifade eden ve parayla ölçülebilen tüm mal varlığı değerlerini kapsayan geniş bir güvence alanına sahiptir. Bu hak ancak kamu yararı amacıyla, mutlaka kanunla ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun bir biçimde sınırlandırılabilir.

Somut olayda yerel mahkemelerin davanın reddine dayanak yaptığı 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m. 5 kuralı, terör örgütleriyle aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan kişilerin kapatılan kurumlardan olan alacaklarının ödenmeyeceğini öngörmekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu kuralın yasalaşmış hâli olan 7091 sayılı Kanun m. 5/4 hükmündeki ilgili sınırlayıcı ibareyi, yakın zamanda verdiği bir norm denetimi kararında Anayasa'ya açıkça aykırı bularak iptal etmiştir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, hukuka uygunluğu konusunda hiçbir şüphe bulunmayan, muvazaalı veya hileli olmayan ve tamamen meşru bir özel hukuk ilişkisinden doğan bir alacağın, sadece alacaklının terör örgütüyle irtibatlı olduğu iddia edilerek ödenmemesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. İdarenin, terörün finansmanını önlemek amacıyla hileli alacakları engelleme yetkisi bulunsa da, somut bir eğitim hizmeti bedeli gibi gerçek borçların ifa edilmemesi makul bir tedbir olamaz. Yüksek Mahkeme, daha önce verdiği kararlarda da benzer müdahalelerin mülkiyet hakkının özünü zedelediğini vurgulamıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı mülkiyet hakkına yapılan müdahale standartları bağlamında titizlikle incelemiştir. Başvurucunun, kurum tamamen kapatılmadan önce özel bir eğitim kurumuna okul kayıt ücreti olarak ödediği tutarın iadesini talep ettiği, ancak ilk derece mahkemesinin başvurucu hakkındaki derdest ceza yargılamasını gerekçe göstererek bu haklı talebi reddettiği tespit edilmiştir. Mahkemenin ret kararı, OHAL dönemi yasal düzenlemelerine dayanmış olsa da, Yüksek Mahkeme söz konusu yasal dayanağın temel kısımlarının Anayasa'ya aykırılığına daha önceden karar verilmiş olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır.

Yapılan hukuki denetimde, mülkiyet hakkına yönelik herhangi bir müdahalenin anayasal sınırlar içinde kabul edilebilmesi için müdahalenin geçerli bir kanuni dayanağının bulunması, meşru bir kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük sınırlarını aşmaması gerektiği önemle vurgulanmıştır. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, başvurucunun ödediği okul ücretinin iadesi talebi, muvazaalı, hileli veya terörün finansmanı amacıyla yapılmış şüpheli bir işleme dayanmamaktadır. Aksine, tamamen olağan ve yasal bir eğitim hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan, varlığı ile miktarı belirli olan, meşru bir özel hukuk alacağıdır.

Anayasa Mahkemesi, devletin suç ve terörle etkin bir şekilde mücadele etme kapsamında birtakım kısıtlayıcı tedbirler alma konusunda takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmektedir. Ancak, hukuka uygunluğu ve gerçekliği tartışmasız olan bir özel hukuk alacağının, sırf alacaklısının sürmekte olan yargılaması veya genel statüsü nedeniyle Hazine tarafından ödenmekten imtina edilmesini, meşru bir amaca hizmet etmeyen ve orantısız bir mülkiyet müdahalesi olarak nitelendirmiştir. Derece mahkemesinin ret gerekçesinin mülkiyet hakkının sağladığı güvenceleri ortadan kaldırdığı sonucuna ulaşılmıştır. İhlalin niteliğine göre sonuçların ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı belirlenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: