Anasayfa Karar Bülteni AYM | Hakan Öztürk | BN. 2021/1782

Karar Bülteni

AYM Hakan Öztürk BN. 2021/1782

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/1782
Karar Tarihi 31.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Devam eden soruşturma baro kaydına engel değildir.
  • Serbest avukatlar kamuda istihdam edilen personel sayılamaz.
  • Kanun hükümlerinin öngörülemez şekilde genişletilmesi hukuka aykırıdır.
  • Mesleki faaliyete yönelik engeller özel hayatı ihlal eder.

Bu karar, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmayan ancak devam eden bir ceza soruşturması olan hukukçuların, baro levhasına yazılma ve mesleklerini icra etme haklarının salt bu gerekçeyle engellenemeyeceğini hukuken net bir biçimde ortaya koymaktadır. İdare mahkemelerinin, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olduğu gerekçesinden yola çıkarak kanunda açıkça yer almayan bir kısıtlamayı genişletici yorumla uygulaması ve kişinin baro kaydını iptal etmesi, anayasal güvence altındaki haklara haksız bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Mahkeme, avukatların serbest meslek icra ettiklerini ve kamuda istihdam edilen memur statüsünde değerlendirilemeyeceklerini yasal olarak bir kez daha teyit etmiştir.

Benzer davalar için oldukça güçlü ve belirleyici bir emsal teşkil eden bu karar, idare mahkemelerinin kanunilik ilkesini aşarak temel hakları kısıtlayıcı öngörülemez yorumlar yapmasının önüne geçmektedir. Özellikle haklarında henüz kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan stajyer avukatların veya mesleğe yeni başlayacak hukukçuların baro levhasına yazılma taleplerinin, idari mercilerin itirazları üzerine mahkemelerce reddedilmesi uygulamasına son verilmesi açısından büyük bir pratik öneme sahiptir. Karar, idarenin ve yargı mercilerinin kanunun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalmaları gerektiği prensibini yerleşik içtihat haline getirerek, avukatlık mesleğine kabul süreçlerinde keyfiliğin önlenmesi ve hukuki güvenliğin sağlanması adına temel bir dayanak noktası oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Hakan Öztürk, avukatlık mesleğini icra edebilmek için baro levhasına yazılmak amacıyla Türkiye Barolar Birliği'ne başvuruda bulunmuştur. Birlik, gerekli incelemeleri yaparak başvurucunun talebini kabul etmiş ve baro levhasına yazılmasına onay vermiştir. Ancak Adalet Bakanlığı, başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan yürütülen devam eden bir ceza soruşturması bulunduğunu belirterek bu karara itiraz etmiştir. Türkiye Barolar Birliği'nin kendi verdiği kararda ısrar etmesi üzerine Adalet Bakanlığı, baro kaydının iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu da davalı idare yanında davaya müdahil olmuştur.

İdare mahkemesi, avukatlığın bir kamu hizmeti olduğunu, mesleğin önemini ve özelliğini dikkate alarak ceza soruşturması süreci sona erene kadar beklenmesi gerektiğine kanaat getirmiş ve baro levhasına yazılma işleminin iptaline karar vermiştir. İstinaf başvurusunun da reddedilmesi üzerine başvurucu, avukatlık yapmasının engellenmesi nedeniyle özel hayatına saygı hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bireylerin mesleki hayatlarına yönelik kısıtlamaların hangi durumlarda temel hak ve özgürlükler bağlamında değerlendirilebileceğini yerleşik içtihatları çerçevesinde ele almıştır. Bu bağlamda, kişilerin mesleki hayata kabullerinin reddedilmesi veya mesleklerini icra etmelerinin engellenmesi gibi sonuca dayalı ağır müdahalelerin, doğrudan Anayasa m.20 kapsamında güvence altına alınan "özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı" çerçevesinde incelenmesi gerektiği kuralı benimsenmiştir.

Kararın temelini, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında zorunlu bir kriter olan kanunilik ilkesi oluşturmaktadır. Mahkeme, daha önce verdiği Mehmet Çetinkaya ve D.K. (B. No: 2018/27392) kararına atıf yaparak, mevzuatta bir kişi hakkında yalnızca bir ceza soruşturmasının bulunmasının baro levhasına kayda engel teşkil ettiğine dair hiçbir açık düzenleme bulunmadığını vurgulamıştır. Yargı mercilerinin, kanunda yer alan düzenlemeleri bireyler aleyhine, makul olmayacak biçimde genişletici ve öngörülemez bir yoruma tabi tutması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Buna ek olarak, Tamer Mahmutoğlu (B. No: 2017/38953) kararında belirlenen ilkeler doğrultusunda avukatlık mesleğinin niteliği de açıklığa kavuşturulmuştur. Avukatlık hizmetinin mevzuatta bir kamu hizmeti olarak tanımlanması, mesleklerini serbest şekilde icra eden avukatların kamuda istihdam edilen memur statüsünde kabul edilmesini gerektirmez. Dolayısıyla, kamu görevlileri için aranan liyakat ve güvenlik standartlarının kıyas yoluyla serbest avukatlara uygulanması ve kanuni dayanağı olmayan bir kısıtlamanın mahkeme içtihadıyla yaratılması, anayasal güvencelere aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, başvurucunun baro levhasına yazılma talebi yetkili meslek örgütü olan Türkiye Barolar Birliği tarafından incelenmiş ve uygun bulunmasına rağmen, Adalet Bakanlığı'nın itirazı üzerine idari yargıya taşınmıştır. Yargılamayı yapan ilk derece mahkemesi, başvurucu hakkında devam eden bir terör örgütü üyeliği soruşturması bulunduğundan bahisle, avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliğini de gerekçe göstererek baro levhasına yazılma işlemini iptal etmiştir. Bölge idare mahkemesi de bu kararı kesin olarak onamıştır. Adalet Bakanlığı yargılama sürecinde, Türkiye Barolar Birliği'nin daha sonraki bir tarihte başvurucuyu baro levhasına kaydettiğini ve mağdur sıfatının kalmadığını ileri sürmüşse de, Mahkemenin dayandığı engelleme gerekçesinin ağırlığı nedeniyle ihlal iddiasının esastan incelenmesine devam edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi dosya üzerinden yaptığı incelemede, yürürlükteki yasal mevzuatta kişi hakkında yalnızca bir ceza soruşturması bulunmasının baro siciline kayıt olmaya hukuki bir engel oluşturmadığını tespit etmiştir. İdare mahkemesi, kanun koyucunun açıkça düzenlemediği bir kısıtlamayı yorum yoluyla türeterek başvurucunun mesleğe adım atmasını engellemiştir. Oysa başvurucu hakkında verilmiş kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmamakta, sadece soruşturma aşamasında olan bir dosya yer almaktadır.

Yargılamayı gerçekleştiren mahkemenin ilgili mevzuat hükümlerini son derece genişletici ve öngörülemez bir şekilde yorumlaması, temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalenin kanunilik şartını sağlamamasına yol açmıştır. Başvurucunun serbest avukat olarak çalışma ve kendi hayatını mesleki kariyeri üzerinden inşa etme hakkı, kanuni bir temeli olmaksızın, salt kamu hizmeti kavramı üzerinden yapılan yorumlarla elinden alınmıştır. Bu durum, idarenin ve mahkemelerin anayasal sınırları aşarak bireyin özel hayatına orantısız ve haksız bir şekilde müdahale etmesi anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, idare mahkemesinin kanuni dayanağı olmayan iptal kararının anayasal güvence altındaki özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği yönünde karar vermiştir ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: