Karar Bülteni
AYM Birgün Yayıncılık BN. 2023/6993
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/6993 |
| Karar Tarihi | 24.06.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Haberin alıntılanması basının araştırma sorumluluğunu tamamen kaldırmaz.
- Kurumların ticari itibarı ifade özgürlüğüyle adil dengelenmelidir.
- Sert iddialar ile davacı arasında nedensellik bağı kurulmalıdır.
- İfade özgürlüğüne müdahale ilgili ve yeterli gerekçeye dayanmalıdır.
Bu karar, basın özgürlüğü ile tüzel kişilerin ticari ve kurumsal itibarının korunması arasındaki hassas dengeyi hukuken yeniden şekillendirmektedir. Anayasa Mahkemesi, bir medya organının başka bir kaynaktan alıntılayarak yayımladığı haberlerin, haberin doğrudan muhatabı olmayan üçüncü kişi konumundaki kurumların kişilik haklarını her durumda ihlal etmeyeceğini vurgulamaktadır. Yargı mercilerinin, haberde yer alan sert ve sarsıcı iddiaların muhatap olarak doğrudan davacı kuruma yöneltilip yöneltilmediğini titizlikle irdelemesi gerektiği ortaya konulmuştur. İfade özgürlüğüne yönelik orantısız tazminat baskısının, demokratik bir toplumda basının kamuoyu bekçiliği rolünü zedeleyebileceği hukuken tescillenmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle taşeron veya yapımcı firmalar üzerinden yürütülen işlerde asıl sözleşmeci kurumun itibarının zedelendiği iddiasıyla açılan tazminat davaları için önemli bir rehber niteliğindedir. Mahkemelerin, haberin okuyucu üzerinde bıraktığı genel izlenimi ve iddiaların asıl muhatabını açıkça belirlemeden, salt tüzel kişinin adının haber metninde geçmesi nedeniyle tazminata hükmetmelerinin önüne geçilmiştir. Uygulamada, basın kuruluşları aleyhine verilen manevi tazminat kararlarının ilgili ve yeterli bir gerekçeye dayandırılması zorunluluğu pekiştirilmiş, basının caydırıcı tazminat tehditlerine karşı anayasal koruma kalkanı güçlendirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), kendi bünyesinde yayımlanan bir dizinin set çalışanlarıyla yapılan röportajı internet üzerinden alıntılayıp haberleştiren Birgün gazetesine karşı yirmi bin Türk lirası tutarında manevi tazminat davası açmıştır. TRT, haberde yer alan ödemelerin düzensiz yapıldığı, çalışma koşullarının ağır olduğu ve çocuk oyuncuya fiziksel şiddet uygulandığı yönündeki iddiaların kurumun itibarını zedelediğini ve kendisine yönelik bir karalama kampanyası yürütüldüğünü ileri sürmüştür. Gazete tarafı ise haberin başka bir siteden aktarıldığını, üstelik iddiaların asıl muhatabının TRT değil dizinin bağımsız yapımcı şirketi olduğunu belirterek iddiaları reddetmiştir. İlk derece mahkemesi ifade ve basın özgürlüğünü gerekçe göstererek davanın reddine hükmetmiş ancak istinaf mahkemesi, çocuk oyuncuya şiddet iddiasının kesin suç isnadı taşıdığı gerekçesiyle gazeteyi on bin Türk lirası tazminat ödemeye mahkûm etmiştir. Gazete yetkilileri bunun üzerine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.26 kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.28 kapsamında düzenlenen basın hürriyeti kurallarına dayanmıştır.
İfade ve basın özgürlüğü, demokratik bir toplumun temel direklerinden biridir ve halkın kamuyu ilgilendiren meseleler hakkında serbestçe bilgi sahibi olmasını sağlar. Basın organlarının, kamusal ilgi uyandıran konularda haber yaparken çarpıcı başlıklar kullanması ve dikkat çekici unsurları öne çıkarması, gazetecilik tekniğinin ve basın özgürlüğünün olağan bir parçası olarak kabul edilmektedir. Kamu kurumlarının ve tüzel kişilerin de şeref ve itibarlarının korunması hakkı bulunmakla birlikte, bu hak ile ifade özgürlüğü arasında her somut olayda adil bir denge kurulması zorunludur.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, bir haberin kişilik haklarını ihlal edip etmediği değerlendirilirken haberin bütünü, iddiaların asıl olarak kime yöneltildiği ve okuyucu kitlesi nezdinde bıraktığı nesnel izlenim dikkate alınmalıdır. İddiaların olgusal bir temele dayanıp dayanmadığı, hedef alınan tüzel kişinin konumu ve kamusal fayda tartılmalıdır. Şayet haberde yer alan iddialar ile davacı taraf arasında doğrudan bir nedensellik bağı kurulamıyorsa, sadece ismin veya kurumun zikredilmiş olması doğrudan tazminat sorumluluğu doğurmamalıdır. Yargı mercilerinin, basın organları aleyhine manevi tazminata hükmederken, bu müdahalenin demokratik toplumda zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koymaları şarttır. Aksi takdirde, verilen tazminat kararları basın üzerinde caydırıcı bir etki yaratarak kamunun haber alma hakkını ve ifade özgürlüğünü zedeleyecektir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda yayımlanan haberin içeriğini ve derece mahkemelerinin verdikleri kararları detaylı biçimde incelemiştir. Habere konu edilen iddiaların; dizinin çalışma koşulları, ödemelerdeki düzensizlikler ve set ortamındaki fiziksel şiddet eylemlerine yönelik olduğu, bu hususların ise doğrudan dizinin çekiminden ve setin idari yönetiminden sorumlu olan bağımsız yapımcı firmayı ilgilendirdiği tespit edilmiştir. Mahkeme, haberin içeriğinde yer alan iddialar ile davacı kamu kurumu olan TRT arasında mantıksal bir illiyet bağı kurulamayacağını, zira söz konusu kurumun yalnızca yapımcı şirketle anlaşıp tamamlanan diziyi kendi mecrasında yayımlayan taraf konumunda olduğunu vurgulamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesinin, bir çocuğun ayağına defalarca vurulduğuna dair iddianın kesin suç isnadı taşıdığı ve bu durumun ancak somut bir delille ispatlanması gerektiği yönündeki gerekçesi Anayasa Mahkemesince yetersiz bulunmuştur. İstinaf mahkemesinin, bu isnat dolayısıyla yalnızca yayıncı konumunda olan kurumun kişilik haklarının neden ve nasıl zedelendiğine dair bir nedensellik bağı kuramadığı ve doyurucu bir açıklama yapmadığı saptanmıştır. Senaryoya sonradan eklemeler yapıldığı veya bölümlerin önceden incelenmek üzere farklı makamlara gönderildiği yönündeki iddiaların da davacı kurum üzerinde ciddi ve doğrudan bir itibar zedelenmesi yaratmayacağı değerlendirilmiştir.
Yüksek Mahkeme, derece mahkemesi kararının haberde eleştiri sınırlarının aşıldığına ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine dair ilgili ve yeterli bir gerekçe içermediği kanaatine varmıştır. Yetersiz gerekçeyle basın kuruluşunun yüklü bir tazminata mahkûm edilmesinin, demokratik bir toplumda zorunlu sosyal bir ihtiyacı karşılamadığı açıkça belirtilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.