Anasayfa Karar Bülteni AYM | Beyhan Gün | BN. 2021/57207

Karar Bülteni

AYM Beyhan Gün BN. 2021/57207

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/57207
Karar Tarihi 04.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Gözaltı süresine on iki saat eklenebilir.
  • Toplu suçlarda azami gözaltı dört gündür.
  • Gözaltı fiilen hâkim önüne çıkarılmayla biter.
  • Kanuni sınırların aşılmaması tazminat hakkını doğurmaz.

Bu karar, ceza muhakemesi hukukunda gözaltı süresinin hesaplanmasına ve haksız gözaltı nedeniyle açılacak tazminat davalarına ilişkin son derece kritik bir standart belirlemektedir. Uygulamada sıkça tartışılan "gözaltı süresinin ne zaman sona ereceği" ve "yol süresinin bu hesaba nasıl dâhil edileceği" sorunlarına Anayasa Mahkemesi tarafından net bir matematiksel çerçeve çizilmiştir. Karar, toplu suçlarda anayasal sınır olan dört günlük azami gözaltı süresine, şüphelinin adliyeye intikali ve hâkim önüne çıkarılması için gereken on iki saatlik "yol ve sevk süresinin" eklenebileceğini hukuken teyit etmektedir.

Benzer haksız koruma tedbiri tazminatı davaları için bu karar güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Adliyeye sevk, savcılık işlemleri ve sulh ceza hâkimliği sorgusu için beklenen makul süreler, kanuni sınırlar içinde kaldığı müddetçe haksız gözaltı tazminatına vücut vermeyecektir. Özellikle büyükşehirlerdeki iş yükü, sağlık kontrolü süreçleri ve adliyeye intikal gibi idari prosedürlerin aldığı zaman göz önüne alındığında, toplam tutulma süresi dört gün on iki saati aşmayan şüphelilerin salt adliyedeki bekleme sürelerini gerekçe göstererek tazminat talep etmelerinin yolu büyük ölçüde kapanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, İstanbul'da düzenlenen bir cenaze töreni sırasındaki eylemler sebebiyle 8 Mayıs 2020 tarihinde saat 13.05'te güvenlik güçleri tarafından yakalanmış ve toplu suç iddiaları kapsamında hakkında dört günlük gözaltı kararı verilmiştir. Başvurucu, 12 Mayıs 2020 tarihinde emniyetten adliyeye sevk edilmiş ancak sulh ceza hâkimliği tarafından yapılan sorgusu saat 19.36'da tamamlanarak adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır.

Başvurucu, yasada belirtilen dört günlük azami gözaltı süresinin 12 Mayıs saat 13.05 itibarıyla dolduğunu, bu saatten sorgusunun bittiği 19.36'ya kadar geçen yaklaşık altı buçuk saatlik sürede hakkında herhangi bir uzatma kararı olmaksızın haksız yere hürriyetinden yoksun bırakıldığını iddia etmiştir. Bu kapsamda haksız gözaltı nedeniyle yirmi bin Türk Lirası manevi tazminat talebiyle dava açmıştır. Ağır Ceza Mahkemesinin sürenin olağan sınırlar içinde kaldığını belirterek davayı reddetmesi üzerine uyuşmazlık, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruya konu edilmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 19. maddesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını temel bir güvence olarak düzenler. Bireylerin keyfî olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılamayacağı bu hakkın en temel şartıdır. Anayasa'nın anılan maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, yakalanan veya tutuklanan kişiler toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılmalıdır. Ancak anayasal kural, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli olan süreyi bu dört günlük azami sürenin dışında tutmaktadır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.91 uyarınca "yol süresi" olarak da adlandırılan bu intikal süresi en fazla on iki saat olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, toplu olarak işlenen suçlarda gözaltı süresi dört gün olmakla birlikte, yol süresinin de eklenmesiyle hukuka uygun hürriyeti kısıtlama süresi azami dört gün on iki saat olabilmektedir. Bu süre soruşturma makamlarına verilmiş keyfî bir yetki olmayıp, şüphelinin fiilen mahkeme önüne çıkarılmasına kadar geçen zorunlu idari ve fiziki süreçleri kapsar.

Ayrıca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 kapsamında, yasal sınırların ötesinde haksız koruma tedbirlerine maruz kalan kişilerin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, gözaltı süresi fiilen hâkim önüne çıkarılma ve sorgunun sona ermesi anına kadar devam eder. Ancak kanuni sınırlar (azami gözaltı + yol süresi) aşılmadığı sürece, adliyeye sevk ve mahkeme huzuruna çıkarılma arasındaki makul beklemeler, anayasal tazminat hakkını doğuran "hukuka aykırı tutma" kapsamında değerlendirilmez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikâyetini incelerken öncelikle gözaltı tedbirinin hukukiliğine değil, kanuni sürenin aşılıp aşılmadığına odaklanmıştır. Başvurucunun yakalama ve gözaltı işlemine başlangıçta bir itirazı bulunmamakta olup, temel uyuşmazlık dört günlük yasal sürenin fiilen aşılıp aşılmadığı noktasındadır.

Somut olayda başvurucu, 8 Mayıs 2020 tarihinde saat 13.05'te gözaltına alınmıştır. Toplu suçlar için öngörülen dört günlük net süre 12 Mayıs 2020 saat 13.05'te dolmaktadır. UYAP kayıtlarına göre şüpheliler, 12 Mayıs günü saat 11.30'da emniyet nezarethanesinden çıkarılmış, adli tıp raporlarının alınmasının ardından adliyeye intikal ettirilmiştir. Başvurucunun tutuklanma talepli dosyası saat 16.14'te Sulh Ceza Hâkimliğine ulaşmış ve sorgu işlemi 19.36'da salıverilme kararıyla sona ermiştir.

Yüksek Mahkeme, Anayasa ve ilgili kanunlar çerçevesinde toplu suçlarda azami dört günlük gözaltı süresine on iki saate kadar zorunlu yol süresinin ilave edilebileceğini tespit etmiştir. Buna göre, başvurucu için kanunen kullanılabilecek toplam yasal sınır dört gün on iki saattir. Başvurucunun hürriyetinden mahrum kaldığı 8 Mayıs saat 13.05 ile 12 Mayıs saat 19.36 arasındaki zaman dilimi incelendiğinde, geçen sürenin kanunun cevaz verdiği azami sürenin içinde kaldığı sabittir. İlk derece mahkemesinin kararında da yakalama, gözaltı ve hâkim huzuruna çıkarma işlemlerinde geçen sürenin olağan sınırlar içinde olduğu açıkça vurgulanmıştır. Başvurucunun kanuni sürenin aşılarak fazladan tutulduğu yönündeki iddiaları, yol süresi hesaba katıldığında mesnetsiz kalmaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kanuni gözaltı süresinin aşılmadığı gerekçesiyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: