Karar Bülteni
AYM Hamza Çağlar BN. 2023/35382
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2023/35382 |
| Karar Tarihi | 09.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Gözaltı süresi aşımı tazminat gerektirir.
- Hükmedilen tazminat miktarı makul olmalıdır.
- Sembolik tazminat hakkın özünü zedeler.
- Dava sonucu tazminata engel değildir.
Bu karar, kanuni gözaltı süresi aşılan bireylerin açtığı haksız yakalama ve gözaltı tazminatı davalarında derece mahkemelerince hükmedilecek tutarların, hakkın özünü zedelemeyecek makul bir seviyede olması gerektiğini net bir biçimde ortaya koyması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, özgürlüğü haksız yere kısıtlanan kişilere ödenecek tazminatın yalnızca şeklî bir telafi aracı olmadığını, aynı zamanda ihlalin ağırlığıyla orantılı ve tatmin edici bir mahiyet taşıması gerektiğini vurgulamaktadır. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik ihlallerde, cüzi ve sembolik tazminat rakamları belirlenmesi devletin anayasal yükümlülüklerini ihlal etmektedir.
Emsal niteliğindeki bu içtihat, alt derece mahkemeleri ve istinaf mercileri için tazminat hesaplamalarında bağlayıcı bir kılavuz görevi görecektir. Yargı makamlarının, tazminat davalarında Anayasa Mahkemesinin benzer ihlaller için belirlediği asgari standartları ve güncel ekonomik koşulları dikkate alarak karar vermeleri zorunlu hâle gelmiştir. Aksi takdirde, kanunda öngörülen başvuru yolları teorikte var olsa da pratikte başarı şansı sunmayan, etkisiz hukuki yollara dönüşecektir. Bu çerçevede karar, keyfî özgürlük kısıtlamalarına karşı bireylere sağlanan anayasal güvencelerin güçlendirilmesi ve mahkemelerin tazminat takdir yetkisini hakkaniyete uygun kullanması gerektiği yönünde güçlü bir mesaj içermektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Şırnak'ın Cizre ilçesinde yaşayan başvurucu, karıştığı bir olay neticesinde sabah erken saatlerde yakalanarak gözaltına alınmıştır. İfade alma ve adli işlemlerin uzaması sebebiyle başvurucu, kanunda öngörülen gözaltı süresi aşıldıktan sonra hâkim karşısına çıkarılmış ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Kanuni gözaltı süresinin aşılması ve hâkim önüne geç çıkarılması nedeniyle özgürlüğünden haksız yere mahrum kaldığını belirten başvurucu, devlet aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi ana ceza davası bitmediği için davayı reddetse de istinaf mahkemesi gözaltı süresinin aşıldığını tespit ederek başvurucuyu haklı bulmuştur. Ancak istinaf mahkemesi, mağduriyet karşılığında başvurucuya sadece 91 lira maddi ve 200 lira manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucu, bu rakamların aşırı düşük ve yetersiz olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 19. maddesi, herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğunu güvence altına almaktadır. Bu maddenin beşinci fıkrası, yakalanan veya tutuklanan kişilerin makul bir süre içinde hâkim önüne çıkarılmasını emretmektedir. Dokuzuncu fıkrası ise bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zararların, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devlet tarafından ödeneceğini açıkça hükme bağlamaktadır. Kişilerin keyfî olarak hürriyetinden yoksun bırakılmaması, hukukun üstünlüğüyle bağlı olan bütün demokratik sistemlerin merkezinde yer alan en temel güvenceler arasındadır.
İç hukukumuzda bu anayasal güvencenin yansıması olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 uyarınca, kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan kişiler, devletten maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, gözaltı süresinin aşıldığı iddialarında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar şartı aranmaksızın 5271 sayılı Kanun m. 141 kapsamında açılacak tazminat davası, öncelikle tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yoludur.
Yargı mercilerinin tazminat miktarlarını belirlerken somut olayın koşullarına göre bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte, hükmedilen tutarın meydana gelen ihlalle orantılı olması şarttır. Önemsiz, sembolik veya Anayasa Mahkemesinin benzer davalarda verdiği tazminat miktarlarına göre kayda değer ölçüde düşük olan bir tazminat kararı, doğrudan Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasına aykırılık oluşturacaktır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle başvurucunun kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmadığı gerçeğinin derece mahkemesi tarafından da tespit edildiğini vurgulamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, bu gecikme nedeniyle yaşanan hak ihlali karşılığında başvurucuya 91,16 TL maddi ve 200 TL manevi tazminat ödenmesine kesin olarak karar vermiştir. Hukuka aykırılığın derece mahkemesince kabul edildiği bu aşamadan sonra Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme, sadece hükmedilen manevi tazminat miktarının yeterli olup olmadığını denetlemekle sınırlı tutulmuştur.
Tazminatın yeterliliği denetlenirken, tazminata karar veren mahkemenin nihai karar tarihi olan 6 Nisan 2023 tarihi esas alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, kendi içtihatlarında gözaltı süresinin aşılması ve temel güvencelerin ihlali hâlinde 2023 yılı için asgari 1.800 TL manevi tazminata hükmettiğini; 2025 yılı için ise bu asgari tutarın 3.330 TL olarak güncellendiğini belirtmiştir. Ortaya konulan bu objektif veriler ışığında, istinaf mahkemesi tarafından başvurucu lehine hükmedilen 200 TL tutarındaki manevi tazminatın son derece düşük kaldığı açıkça tespit edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerince takdir edilen tazminat tutarının mutlak surette kendi belirlediği miktarlarla birebir aynı olması gerekmediğini kabul etmekle birlikte, aradaki uçurumun orantısız olduğunu ifade etmiştir. Somut olayda takdir edilen tazminat miktarı, kişinin özgürlüğünden haksız yere mahrum bırakılması karşısında ortaya çıkan manevi zararı karşılamaktan tamamen uzak kalmıştır. Verilen sembolik nitelikteki tazminat, anayasal bir güvence olan tazminat hakkının özünü zayıflatacak ve hakkı işlevsiz kılacak derecede düşük bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kanuni gözaltı süresinin aşılması sonrası açılan tazminat davasında yetersiz tazminata hükmedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.