Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi H.K. ve Diğerleri Kararı 2021/1490 B.

Anayasa Mahkemesi H.K. ve Diğerleri Kararı 2021/1490 B.

Bu karar, yargılamaların makul sürede bitirilmemesi nedeniyle doğan zararların giderilmesi amacıyla kurulan idari ve yargısal başvuru yollarının niteliği ve işlevselliği açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla Tazminat Komisyonuna yapılan başvurularda hükmedilen tazminat miktarlarının, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında belirlenen emsal tutarların çok altında kalmasını hukuka aykırı bulmuştur. Bir hukuki yolun yalnızca kanunda öngörülmüş olması yeterli kabul edilmeyip, aynı zamanda pratikte de ihlalin sonuçlarını telafi edecek başarı şansını ve yeterli giderimi sağlaması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. İdarenin sağladığı çözümün, ihlale uğrayan kişinin mağduriyetini gidermek yerine yeni bir mağduriyet yaratmaması gerektiği ortaya konmuştur.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/1490
Karar Tarihi 09.12.2025
Taraf H.K. ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Tazminat miktarının yetersizliği etkili başvuru hakkını ihlal eder.
  • gavel Yargısal yollar pratikte de başarı şansı sunmalıdır.
  • gavel Makul süre tazminatı emsal içtihatlara uygun olmalıdır.
  • gavel Yetersiz giderim etkili başvuru yolunu işlevsiz kılar.

Bu karar, yargılamaların makul sürede bitirilmemesi nedeniyle doğan zararların giderilmesi amacıyla kurulan idari ve yargısal başvuru yollarının niteliği ve işlevselliği açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla Tazminat Komisyonuna yapılan başvurularda hükmedilen tazminat miktarlarının, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında belirlenen emsal tutarların çok altında kalmasını hukuka aykırı bulmuştur. Bir hukuki yolun yalnızca kanunda öngörülmüş olması yeterli kabul edilmeyip, aynı zamanda pratikte de ihlalin sonuçlarını telafi edecek başarı şansını ve yeterli giderimi sağlaması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. İdarenin sağladığı çözümün, ihlale uğrayan kişinin mağduriyetini gidermek yerine yeni bir mağduriyet yaratmaması gerektiği ortaya konmuştur.

Emsal etkisi bakımından bu karar, makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinde Tazminat Komisyonu tarafından verilen kararlara karşı yapılan itirazları inceleyen bölge idare mahkemelerine net bir mesaj niteliği taşımaktadır. Zira ihlalin tespiti kadar, ihlale karşılık gelen tazminatın orantılı ve tatmin edici olması, hakkın korunmasının temel bir unsurudur. Tazminat Komisyonunun ve itiraz mercilerinin, uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı ve yargılama süresini dikkate alarak emsal kararlara uygun, adil tazminat bedellerine hükmetmesi gerektiği bir kez daha içtihat altına alınmıştır. Bu yönüyle karar, idari başvuru yollarının şekli bir mekanizma olmaktan çıkarılıp gerçek anlamda bir hak arama yoluna dönüşmesi için önemli bir güvence sağlamakta, vatandaşların hak arama hürriyetinin etkinliğini artırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, taraf oldukları ceza ve hukuk mahkemesi süreçlerinin çok uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Ancak bu başvurular, söz konusu uyuşmazlıkların öncelikle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi gerektiği yasal kuralı gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur. Bunun üzerine başvurucular, doğrudan Tazminat Komisyonuna müracaat ederek gecikmeden doğan zararlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmişlerdir.

Komisyon, yargılamaların gerçekten de makul sürede tamamlanmadığını tespit ederek ihlal kararı vermiş ve başvuruculara farklı miktarlarda tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Ne var ki başvurucular, Komisyon tarafından belirlenen bu tazminat tutarlarının Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarında hükmettiği tutarlara kıyasla oldukça düşük ve adaletsiz olduğunu ileri sürerek kararlara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itirazda bulunmuşlardır. Bölge İdare Mahkemesi, tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olduğunu belirterek itirazları kesin olarak reddetmiştir. Nihayetinde başvurucular, tazminat miktarlarının yetersizliğinin makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini belirterek yeniden Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40'ta düzenlenen etkili başvuru hakkı ilkelerini temel almıştır. Makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiasıyla kurulan idari başvuru yolları, yalnızca teorik bir hak arama imkânı sunmamalı, aynı zamanda tatmin edici ve adil bir giderim kapasitesine sahip olmalıdır.

Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkı ihlal edilen herkese, iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya veya yeterli giderim sağlamaya elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sunulmasını gerektirir. Şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve uygun bir telafi yöntemi sunan hukuki yolların varlığı, bu hakkın temel şartıdır. Mahkemenin yerleşik içtihat prensiplerine göre, bireylerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla kurulan bu tür komisyonların ve yargı yollarının mevzuatta yer alması tek başına yeterli değildir; söz konusu yolların pratikte de mağduriyeti giderme şansı ve tatmin edici bir sonuç sunması zorunludur.

6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun uyarınca kurulan Tazminat Komisyonunun temel işlevi, uzun süren yargılamalardan doğan zararları idari aşamada hızlı ve hakkaniyetli bir şekilde gidermektir. Yerleşik içtihatlara göre yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken davanın karmaşıklığı, kaç dereceli olduğu, ilgili makamların tutumu ve başvurucunun yargılamanın hızlı sonuçlanmasındaki menfaatinin niteliği göz önünde bulundurulur. İhlalin tespit edilmesi durumunda hükmedilecek tazminat miktarının da benzer ihlallerde Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından daha önceden verilen emsal tutarlarla kesinlikle uyumlu olması gerekmektedir. Aksi takdirde başvuru yolu etkisizleşir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya konu olayda başvurucuların taraf oldukları cezai ve hukuki uyuşmazlıklara ilişkin yargılama sürelerinin makul olmadığını açıkça tespit etmiştir. Zaten Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu da kendi yaptığı incelemede yargılama sürelerinin makul olmadığını kabul ederek ihlal kararı vermiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin incelediği temel sorun, yargılama süresinin uzunluğuna göre belirlenen tazminat miktarlarının, emsal kararlar ışığında yeterli bir giderim sağlayıp sağlamadığı üzerine odaklanmıştır.

Yapılan incelemede, Tazminat Komisyonu tarafından yargılama süresinin aşımıyla orantılı bir tazminat miktarının belirlenmediği, öngörülen miktarların Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre oldukça yetersiz kaldığı görülmüştür. Mahkeme; uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı ve yargılamanın ne kadar sürdüğü göz önüne alındığında, komisyonca takdir edilen tutarların makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilen başvurucular için adil bir tatmin oluşturmadığına hükmetmiştir.

Mahkeme, ihlalin giderilmesi amacıyla oluşturulan özel başvuru yolunun, yani Tazminat Komisyonunun, hükmettiği çok düşük tazminat miktarları sebebiyle işlevsiz hâle geldiğini ve etkili bir giderim aracı olma niteliğini fiilen yitirdiğini belirtmiştir. Pratikte başarı şansı sunmayan ve yeterli telafi sağlamayan bir başvuru yolunun, Anayasa ile teminat altına alınan hakların korunması noktasında yetersiz kalacağı güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Başvurucuların bölge idare mahkemesine yaptıkları itirazların da bu yetersizliği gidermediği ve makul olmayan tazminat kararlarının hukuksuz şekilde onandığı saptanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonunca hükmedilen tazminatın yetersiz olması sebebiyle makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Davam çok uzun sürdü, hukuken tazminat hakkım var mı? expand_more
Evet, taraf olduğunuz ceza veya hukuk yargılamalarının makul sürede bitirilmemesi nedeniyle doğan zararlarınızın giderilmesi için başvurabileceğiniz hukuki yollar bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, davaların çok uzun sürmesi, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlalini oluşturmaktadır. Bu gecikmelerden kaynaklanan mağduriyetlerinizi idari aşamada hızlıca gidermek için öncelikle İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna müracaat ederek yasal faiziyle tazminat talep etmeniz yasal bir zorunluluktur.
Tazminat Komisyonu davam için çok az para verdi, ne yapabilirim? expand_more
Komisyonun verdiği tazminatın Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi emsal kararlarının çok altında kalması hukuka aykırı bir durumdur. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, ihlali telafi etmek için kurulan bir başvuru yolunun sadece kanunda yer alması yetmez; pratik olarak mağduriyeti giderecek tatmin edici ve adil bir giderim sunması da zorunludur. Belirlenen tutarın adil bir tatmin oluşturmayacak düzeyde yetersiz kalması, Anayasa ile güvence altına alınan etkili başvuru hakkınızın ihlali anlamına gelir ve bu kararlara karşı bölge idare mahkemesi nezdinde itirazda bulunma hakkınız doğar.
Anayasa Mahkemesi düşük tazminat kararları için ne diyor? expand_more
Anayasa Mahkemesi, idarenin sağladığı çözümün ihlale uğrayan kişinin mağduriyetini gidermesi gerektiğini, düşük ödemelerle yeni bir mağduriyet yaratmaması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yüksek mahkemeye göre; uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı ve yargılama süresi dikkate alınmadan verilen yetersiz tazminatlar, bu idari başvuru yolunu fiilen işlevsiz hâle getirmekte ve etkili bir giderim aracı olmaktan çıkarmaktadır. Emsal kararlar ışığında, Tazminat Komisyonunun ve itirazları inceleyen mahkemelerin mutlaka önceki içtihatlarla uyumlu, orantılı ve tatmin edici adil tazminat bedellerine hükmetmesi gerektiği altı çizilerek belirtilmektedir.
İtiraz ettiğim mahkeme de düşük tazminatı onaylarsa süreç biter mi? expand_more
Hayır, süreç orada bitmez; bölge idare mahkemesinin makul olmayan düşük tazminat kararlarını kesin olarak onaylaması durumunda yeniden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi, komisyonca hükmedilen tazminatın yetersiz olmasını doğrudan etkili başvuru hakkının ihlali olarak değerlendirerek vatandaşın hak arama hürriyetini güvence altına almaktadır. Mahkeme, bu yönde bir ihlal tespiti yaptığında, adil olmayan bu tazminat mağduriyetinin ve ihlalin sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir