Anasayfa/ Karar Bülteni/ AİHM | YAKYMCHUK | BN. 26519/16

Karar Bülteni

AİHM YAKYMCHUK BN. 26519/16

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 5. Bölüm
Başvuru No 26519/16
Karar Tarihi 11.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Gizli kamera ve ses kaydı özel hayata müdahaledir.
  • İzinsiz alınan ses kaydı hukuka aykırı bir delildir.
  • Hâkim atamalarında otomatik tevzi sistemine mutlaka uyulmalıdır.
  • Uzun süren yargılamalar adil yargılanma hakkını zedeler.

Bu karar, kamu görevlilerinin mesleki çalışma alanlarında maruz kaldıkları gizli dinleme ve izleme faaliyetlerinin hukuki sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yetkili adli makamların gerekli mahkeme kararı ve asgari yasal güvenceler olmaksızın bir hakimin makam odasında gizli kamera ve ses kaydı almasını, özel hayata saygı hakkının çok açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Özellikle, devlet yetkilileri tarafından yönlendirilen şikayetçi şahısların aldığı gizli ses kayıtlarının yasal dayanaktan tamamen yoksun olması, ceza yargılamasında kullanılan delillerin hukuka aykırılığını doğrudan gündeme getirmektedir.

Bunun yanı sıra karar, adil yargılanma hakkı kapsamında "kanunla kurulmuş mahkeme" ilkesinin temel önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Yargılamayı yürüten istinaf heyetindeki bir hakimin gizlilik dereceli belgelere erişimi olmadığı gerekçesiyle değiştirilmesi sırasında otomatik tevzi sisteminin devre dışı bırakılması, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşüren çok ciddi bir yapısal hata olarak kabul edilmiştir. Emsal niteliğindeki bu karar, ceza yargılamalarında elde edilen gizli kayıtların delil değerini ve mahkeme heyetlerinin oluşturulma usullerini doğrudan etkileyecektir. Yargılamaların makul süreyi aşması ve bu gecikmelere karşı fiilen işleyen etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması da Sözleşme'nin usuli güvencelerinin ihlali sayılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Olga Mykolayivna Yakymchuk, Ukrayna'da bir bölge mahkemesinde hâkim olarak görev yapmaktayken rüşvet aldığı iddiasıyla hakkında ceza soruşturması başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında kolluk kuvvetleri tarafından başvurucunun makam odasına gizli kamera yerleştirilmiş ve bazı şikayetçilere ses kayıt cihazı temin edilerek konuşmaları gizlice kaydedilmiştir.

Başvurucu, bu gizli kayıtların mahkeme kararı olmadan yasa dışı yollarla elde edildiğini ve özel hayatının gizliliğinin ağır bir şekilde ihlal edildiğini belirterek hukuki itirazda bulunmuştur. Ayrıca, yargılama sürecinde dosyasını inceleyen istinaf mahkemesi heyetindeki bir hakimin, gizlilik dereceli belgelere erişim izni olmadığı gerekçesiyle otomatik tevzi sistemi kullanılmadan keyfi olarak değiştirildiğini savunmuştur. Başvurucu, gizli izleme faaliyetlerinin hukuka aykırılığını, davanın makul süreyi aşan bir şekilde uzamasını ve kanunla kurulmuş mahkeme ilkesinin ihlal edildiğini öne sürerek adil yargılanma ve özel hayata saygı haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuş ve mağduriyetinin giderilmesi adına manevi tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), önüne gelen uyuşmazlığı çözerken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme m.6) "Adil yargılanma hakkı", (Sözleşme m.8) "Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı" ve (Sözleşme m.13) "Etkili başvuru hakkı" hükümleri çerçevesinde derinlemesine bir inceleme yapmıştır.

AİHM'in yerleşik içtihatlarına göre, kamu otoriteleri tarafından yürütülen gizli gözetleme ve dinleme tedbirleri, net bir yasal dayanağa sahip olmalı ve idarenin keyfiliğine karşı yeterli hukuki güvenceler içermelidir. Sözleşme m.8 uyarınca, kamu makamlarının bireylerin özel hayatına müdahalesi ancak yasalarda açıkça öngörüldüğü durumlarda ve demokratik bir toplumun gereklerine uygun düştüğü ölçüde meşru kabul edilebilir. Gerekli mahkeme kararı olmaksızın veya yasal prosedürler titizlikle izlenmeksizin elde edilen gözetleme kayıtları, özel hayatın gizliliğinin temelden zedelenmesi sonucunu doğurmaktadır.

Diğer yandan, Sözleşme m.6 kapsamında koruma altına alınan "kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkeme" ilkesi son derece katı kurallara tabidir. Bu ilke, davalara bakacak hakimlerin idare tarafından keyfi olarak değil, önceden belirlenmiş objektif, şeffaf ve kanunda açıkça ifade edilen kurallara, özellikle de otomatik dosya tevzi sistemine uygun olarak atanmasını kesin bir dille zorunlu kılar. Mahkeme heyetinin kanuna aykırı bir şekilde, usulsüzce değiştirilmesi, adil yargılanma hakkının özünü doğrudan zedeleyen ağır bir ihlaldir.

Ayrıca, yargılamaların uzunluğu değerlendirilirken davanın hukuki ve fiili karmaşıklığı, başvurucunun ve yetkili yargı makamlarının tutumu ile uyuşmazlığın başvurucu açısından taşıdığı önem bütüncül olarak dikkate alınır. Üye devletler, yargılamaların makul bir sürede bitirilmesini sağlamakla yükümlü oldukları gibi, olası aşırı gecikmelere karşı kişilere Sözleşme m.13 kapsamında tazmin edici, bağımsız ve fiilen işleyen etkili iç hukuk yolları sunmakla da mükelleftir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, öncelikle başvurucunun makam odasında gerçekleştirilen gizli kamera çekimleri ile bir şikayetçinin kolluk kuvvetleri tarafından verilen cihazla yaptığı gizli ses kaydının hukuka uygunluğunu incelemiştir. Ulusal mahkemelerin, bu gözetim faaliyetlerinin kanuniliğini ve orantılılığını, özel hayata haksız müdahaleye karşı yeterli usuli güvenceleri sağlayacak şekilde denetlemediği tespit edilmiştir. Mahkeme, gizli gözetleme ve dinleme tedbirlerinin uygulanmasına dair belgelerin, gözetim faaliyeti sona erdikten sonra dahi gizli tutulmasını haklı kılan zorunlu nedenlerin ulusal mahkemelerce somut bir şekilde ortaya konulamadığını belirtmiştir. Bu durum, Sözleşme'nin 8. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Adil yargılanma hakkı yönünden yapılan incelemede ise, istinaf aşamasında davaya bakan heyetteki bir hakimin devlet sırlarına erişim izni olmaması gerekçesiyle usulen görevden alındığı görülmüştür. Ancak bu değişiklik yapılırken, ulusal mevzuatın kesin olarak emrettiği "otomatik rastgele tevzi sistemi" kullanılmamış ve yerine getirilen hakimin hangi hukuki veya nesnel kriterlere göre seçildiği taraflara açıklanmamıştır. AİHM, bu keyfi müdahalenin kanunla kurulmuş mahkeme ilkesini ihlal edecek derecede ciddi ve yargılamanın bütününü olumsuz etkileyen bir usulsüzlük olduğuna hükmetmiştir.

Yargılama süresi bakımından yapılan değerlendirmede, ceza davasının kapsam itibarıyla çok karmaşık olmamasına rağmen üç farklı derecede toplam altı yıldan fazla sürmesi ve özellikle soruşturma aşamasında yaşanan aşırı gecikmelerin makul süreyi aştığı belirlenmiştir. Ayrıca, Ukrayna hukuk sisteminde bu tür uzun süren ceza yargılamalarına karşı mağduriyeti giderebilecek tazminat odaklı ve fiilen işleyen etkili bir iç hukuk yolunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu eksiklikler nedeniyle Sözleşme'nin makul sürede yargılanma ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 6. maddesi ile 13. maddesi de ihlal edilmiştir.

Sonuç olarak AİHM, Sözleşme'nin 8., 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: