Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Y.K. - Hırvatistan Kararı 38776/21 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Y.K. - Hırvatistan Kararı 38776/21 B.

Bu karar, sığınmacıların uluslararası koruma taleplerine erişiminin devletler tarafından keyfi ve sistematik olarak engellenmesinin, ayrıca avukatla görüşme hakkının kısıtlanmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi bağlamında doğrudan bir ihlal teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. Hırvat makamlarının, başvuranı avukatından izole ederek ve psikolojik baskı uygulayarak aldığı "gönüllü geri dönüş" rızasının hukuken tamamen geçersiz olduğu vurgulanmıştır. Sözleşme, sığınmacıların sınır dışı edilmeden önce gönderilecekleri üçüncü ülkedeki risklerin bağımsız, detaylı ve güncel bir şekilde değerlendirilmesini taraf devletlere emretmektedir.
search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Y.K. - Hırvatistan Kararı 38776/21 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 38776/21
Karar Tarihi 17.07.2025
Taraflar Y.K. - Hırvatistan
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
Öne Çıkan Hükümler
Avukata erişimin engellenmesi gönüllü geri dönüşü geçersiz kılar.
Sınır dışı kararlarında titiz risk değerlendirmesi yapılması zorunludur.
Etkili başvuru yolu sınır dışı işlemini otomatik durdurmalıdır.

Bu karar, sığınmacıların uluslararası koruma taleplerine erişiminin devletler tarafından keyfi ve sistematik olarak engellenmesinin, ayrıca avukatla görüşme hakkının kısıtlanmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi bağlamında doğrudan bir ihlal teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. Hırvat makamlarının, başvuranı avukatından izole ederek ve psikolojik baskı uygulayarak aldığı "gönüllü geri dönüş" rızasının hukuken tamamen geçersiz olduğu vurgulanmıştır. Sözleşme, sığınmacıların sınır dışı edilmeden önce gönderilecekleri üçüncü ülkedeki risklerin bağımsız, detaylı ve güncel bir şekilde değerlendirilmesini taraf devletlere emretmektedir.

Uygulamada bu karar, sınır dışı prosedürlerinde göçmenlerin avukata erişim hakkının hiçbir gerekçeyle kısıtlanamayacağına ve bu kısıtlamanın açık bir irade sakatlığı yaratacağına dair güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle koronavirüs veya benzeri salgın ile karantina tedbirlerinin, sığınmacıların en temel hakkı olan hukuki yardımdan mahrum bırakılması için bir bahane olarak kullanılamayacağı netleştirilmiştir. Ayrıca, Sözleşme'nin 13. maddesi ile bağlantılı olarak 3. madde şikayetlerinde, mahkemeye taşınan sınır dışı kararını otomatik olarak durduran, etkili ve ulaşılabilir bir iç hukuk yolunun bulunmasının devletler için mutlak bir zorunluluk olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve Kürt kökenli olan başvuran Y. K., ülkesindeki siyasi faaliyetleri nedeniyle zulüm gördüğünü belirterek yasa dışı yollarla Hırvatistan'a giriş yapmıştır. Hırvat polisi tarafından yakalanan ve göçmen merkezine yerleştirilen başvuran, uluslararası koruma (sığınma) talebinde bulunmak istediğini defalarca ve avukatı aracılığıyla yetkililere iletmiştir. Ancak Hırvat yetkililer, başvuranın sığınma prosedürüne erişimini engellemiş, avukatıyla görüşmesine koronavirüs tedbirlerini gerekçe göstererek izin vermemiş ve onu avukatsız bir şekilde sorgulayarak "gönüllü geri dönüş" belgesi imzalamaya zorlamıştır. Başvuran, güvenlik riskleri değerlendirilmeden zorla Kuzey Makedonya'ya sınır dışı edilmiştir. Bunun üzerine başvuran, uluslararası koruma talebinin dikkate alınmaması, avukatıyla görüştürülmemesi ve sınır dışı kararına karşı etkili bir başvuru yolunun bulunmaması nedenleriyle Hırvatistan devletine karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.3 (işkence ve kötü muamele yasağı) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.13 (etkili başvuru hakkı) çerçevesinde incelemiştir.

Yerleşik içtihatlara göre, bir yabancının sınır dışı edilmesi, kişinin gönderileceği ülkede veya zincirleme olarak geri gönderilme riski bulunan asıl ülkesinde işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye maruz kalacağına dair somut gerekçeler bulunması halinde, Sözleşme'nin 3. maddesi bağlamında devletin sorumluluğunu doğurur. Taraf devletler, sığınmacıları üçüncü bir ülkeye (güvenli kabul edilen bir ülke dahil) göndermeden önce, o ülkede sığınma prosedürlerine etkin ve yeterli bir erişim olup olmadığını ve kişinin geri gönderme yasağına (non-refoulement) aykırı bir riske maruz kalıp kalmayacağını re'sen ve güncel bilgilere dayanarak titizlikle incelemek zorundadır. Üçüncü ülkenin de Sözleşme'ye taraf olması, devleti bu inceleme yükümlülüğünden kurtarmaz.

Ayrıca, sınır dışı kararlarına karşı yürütülecek iç hukuk yollarının etkili olabilmesi için, idari veya yargısal yolun kişinin sınır dışı edilmesini otomatik olarak durdurucu (süspansif) etkiye sahip olması gerekir. Kişinin özgürlüğünden yoksun bırakıldığı, avukatına erişiminin engellendiği ve psikolojik baskı altında tutulduğu durumlarda alınan "gönüllü geri dönüş" rızası geçerli kabul edilemez. Bir hakkın feragatinin geçerli olabilmesi için rızanın her türlü baskıdan uzak, özgür iradeyle verilmiş olması gerekmektedir. Özgürlüğünden yoksun bırakılmış sığınmacıların adalete erişiminin sağlanması için hukuki yardım alma haklarının güvence altına alınması temel bir usuli zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, başvuranın sığınma talebinde bulunma iradesini hem şahsen hem de avukatı aracılığıyla Hırvat yetkililere açıkça ilettiğini tespit etmiştir. Başvuranın göçmen merkezinde tutulduğu sırada, avukatının sadece bir kez kendisini ziyaret edebildiği, ardından salgın hastalık (Covid-19) tedbirleri bahane edilerek avukatıyla yüz yüze veya uzaktan iletişim kurmasının tamamen engellendiği görülmüştür. Oysa aynı sağlık tedbirleri devredeyken, polis memurları başvuranı tercüman eşliğinde sorgulamaya devam etmiş ve ondan gönüllü geri dönüş beyanı almıştır. Mahkeme, idarenin bu tutumunun, avukatın başvuranın hukuki durumuna yardımcı olmasını engelleme amacı taşıdığını ve yetkililerin başvuranın savunmasız durumundan faydalandığını saptamıştır. Dolayısıyla, baskı, izolasyon ve eksik bilgilendirme altında alınan rızanın özgür bir iradeye dayanmadığı, başvuranın Hırvatistan'dan ayrılışının gönüllü olmadığı ve zorunlu bir sınır dışı işlemi olduğu sonucuna varılmıştır.

Öte yandan Mahkeme, Hırvatistan'ın başvuranı Kuzey Makedonya'ya gönderirken, bu ülkenin sığınma prosedürlerinin etkililiğine veya başvuranın zincirleme şekilde asıl ülkesi Türkiye'ye geri gönderilme riski taşıyıp taşımadığına dair hiçbir değerlendirme yapmadığını tespit etmiştir. Kuzey Makedonya'nın Sözleşme'ye taraf olması, Hırvatistan'ı bu incelemeyi yapma yükümlülüğünden kurtarmamaktadır.

Son olarak, başvuranın sınır dışı işlemlerine karşı başvurabileceği idari davaların veya anayasa mahkemesi şikayetlerinin yasalar gereği otomatik durdurucu etkiye sahip olmaması ve başvuranın avukatına erişiminin sistematik olarak kesilmesi nedeniyle, iç hukuk yollarının etkisiz olduğu saptanmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sığınma prosedürlerine erişimin engellenmesi, yeterli risk değerlendirmesi yapılmadan sınır dışı işleminin gerçekleştirilmesi ve otomatik durdurucu etkiye sahip etkili bir başvuru yolunun bulunmaması nedenleriyle başvuruyu kabul etmiştir.

Avukatım olmadan zorla imzalattıkları geri dönüş belgesi geçerli mi? expand_more
Hayır, geçerli değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre, sığınmacıların özgürlüklerinden alıkonulduğu, psikolojik baskı altında tutulduğu ve avukatla görüşmelerinin engellendiği durumlarda alınan "gönüllü geri dönüş" rızası hukuken tamamen geçersizdir. Özgür iradeye dayanmayan bu tür belgelerle yapılan işlemler zorunlu sınır dışı olarak kabul edilir ve hak ihlali doğurur.
Sınır dışı kararına dava açarsam gönderilmeyi otomatik durdurur mu? expand_more
İnsan hakları standartlarına göre durdurması gerekir. AİHM kararları uyarınca, sınır dışı kararlarına karşı yürütülecek iç hukuk yollarının etkili kabul edilebilmesi için, mahkemeye taşınan sınır dışı kararının otomatik olarak durdurucu (süspansif) etkiye sahip olması devletler için mutlak bir zorunluluktur. Yasaların bu etkiyi sağlamaması, etkili başvuru hakkının ihlali anlamına gelir.
Polis beni geldiğim ilk ülkeye (üçüncü ülkeye) direkt geri gönderebilir mi? expand_more
Re'sen ve titiz bir inceleme yapmadan gönderemez. Taraf devletler, sığınmacıları üçüncü bir ülkeye (güvenli veya Sözleşme'ye taraf kabul edilse dahi) göndermeden önce, kişinin orada sığınma prosedürlerine ulaşıp ulaşamayacağını ve asıl ülkesine zincirleme olarak geri gönderilme (non-refoulement) riski taşıyıp taşımadığını bağımsız ve güncel verilerle incelemekle yükümlüdür. Bu risk değerlendirmesi yapılmadan sınır dışı uygulanması kötü muamele yasağının ihlalidir.
Salgın veya karantina bahanesiyle avukatımla görüşmem engellenebilir mi? expand_more
Kesinlikle engellenemez. Sınır dışı prosedürlerindeki göçmenlerin avukata erişim hakkı hiçbir gerekçeyle kısıtlanamaz. Yetkililerin koronavirüs veya benzeri salgın hastalık tedbirlerini bahane ederek avukatla iletişimi kesmesi, buna rağmen tercüman eşliğinde kişiyi sorgulamaya devam etmesi sığınmacının savunmasız durumundan faydalanmak olarak değerlendirilir ve açık bir usuli ihlaldir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir