Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2024/6816 E. | 2024/10111 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2024/6816 E. 2024/10111 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2024/6816
Karar No 2024/10111
Karar Tarihi 26.06.2024
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Gerekçesiz hüküm tesisi hukuka aykırıdır.
  • Ücret alacaklarının ödenmiş olması ispatlanmalıdır.
  • Çalışılan döneme ait ücret hakkı gözetilmelidir.

Bu karar, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda, mahkemelerin hüküm kurarken ileri sürülen tüm talepleri ayrı ayrı ve gerekçeli bir şekilde değerlendirmesi gerektiği anlamına gelmektedir. İş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmiş olması, işçinin fiilen çalıştığı döneme ait ödenmemiş ücret alacaklarının toptan reddedilmesini doğrudan haklı kılmaz. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin fesih sebebini haklı bularak davanın tümden reddine karar vermesini, işçinin geçmiş döneme ait ücret alacakları hakkında bir inceleme yapmaması ve kararın bu kısmını tamamen gerekçesiz bırakması nedeniyle hukuka aykırı bulmuştur. Bir talebin neden reddedildiğinin kararda açıkça yazılması adil yargılanmanın temel şartıdır.

Benzer davalarda bu karar, mahkemelerin eksik inceleme ve gerekçesiz karar verme yasağına dikkat çeken çok güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Uygulamada işverenlerin, feshi haklı nedene dayandırdıkları ve bunu ispatladıkları durumlarda dahi, geçmiş çalışma dönemlerine ait ücretlerin tam ve eksiksiz olarak ödendiğini yazılı delillerle ve özellikle banka kayıtlarıyla ispatlamaları gerektiği bu kararla bir kez daha vurgulanmaktadır. Banka kayıtlarının incelenmesi, yurt dışı hesaba ödeme gibi spesifik savunmaların titizlikle araştırılması zorunluluğu, yargılama sürecinde delillerin toplanması ve ispat kurallarının ne derece kesin işletileceğini göstermesi açısından meslektaşlar ve uygulayıcılar için kritik bir yol göstericidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkette elektrik mühendisi ve işyeri yöneticisi olarak çalışırken iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini ileri sürerek mahkemeye başvurmuş ve dava açmıştır. Davacı, sözleşmede yer alan altı aylık bildirim süresine uyulmadan sözleşmenin feshedildiğini ve bu nedenle altı aylık ücretinden mahrum bırakıldığını, ayrıca çalıştığı dönem boyunca hak ettiği ücretlerin de kendisine tam olarak ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ödenmeyen ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

Davalı işveren ise davacının, işyeri sahibinin akrabası olan diğer çalışanların odasına gizlice ses kayıt cihazı yerleştirdiğini, bu suç teşkil eden durumun ortaya çıkması üzerine davacının olayı itiraf edip özür dileyerek işten kendisinin ayrıldığını ve tüm ücretlerinin banka yoluyla ödendiğini savunmuştur. Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği ile fiilen çalışılan döneme ait ödenmeyen ücret alacaklarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı usul hukuku kuralları, kararların gerekçeli olması zorunluluğuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.369 ve m.371 çerçevesinde şekillenmektedir. Mahkemeler, tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaları eksiksiz incelemek ve hükmün dayanaklarını şüpheye yer bırakmayacak şekilde gerekçelendirmek zorundadır.

İşçi alacakları ve feshin hukuki sonuçları bağlamında ise 4857 sayılı İş Kanunu m.17 ile ücretin ödenmesine ilişkin 4857 sayılı İş Kanunu m.32 hükümleri ve hâlen yürürlükte bulunan 1475 sayılı mülga İş Kanunu m.14 maddesi uyuşmazlığın esasına uygulanacak kuralları oluşturmaktadır.

İş hukukunda yerleşik içtihat prensiplerine göre, işçinin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları, işverene iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkânı tanır. İşyerinde başka bir çalışanın odasına hukuka aykırı şekilde gizli ses kayıt cihazı yerleştirilmesi gibi hem suç teşkil eden hem de işyeri sırlarını ve özel hayatın gizliliğini ihlal eden eylemler, işveren açısından şüphesiz bir haklı fesih sebebi olarak kabul edilmektedir. Bu tür bir fesih durumunda işçi, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı gibi, sözleşmede kararlaştırılan bildirim sürelerine ait ücretleri de talep edemez.

Ancak, doktrin tanımları ve yerleşik yargı kararları uyarınca, iş sözleşmesinin fesih şekli veya işçinin kusuru ne olursa olsun, işçinin fiilen çalıştığı döneme ilişkin ücret hakkı anayasal bir güvencedir ve fesih sebebinden bağımsızdır. İşçi kusurlu olsa dahi çalıştığı günlerin karşılığını alma hakkına sahiptir. Ücretin ödendiğini ispat yükü ise kanunen her zaman işverene aittir. İşveren bu ödemeleri kural olarak yazılı belgelerle ve özellikle banka hesap hareketleriyle kanıtlamakla mükelleftir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, davacı işçinin ücret talepleri hem iş sözleşmesinde yer alan altı aylık bildirim süresine uyulmamasından kaynaklanan erken fesih ücretini hem de fiilen çalışılan süre boyunca hak edildiği iddia edilen geçmiş ücret alacaklarını kapsamaktadır. İlk derece mahkemesi, işverenin hem haklı fesih nedenini hem de ücret ödemelerini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

İstinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi, davacının işyeri sahibinin akrabası olan bir çalışanın odasına gizli ses kayıt cihazı yerleştirdiğinin tanık beyanları ve tutanaklarla açıkça sabit olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, olayın ortaya çıkması üzerine işten ayrılan davacının bu davranışının doğruluk ve bağlılığa aykırı olduğunu, feshin haklı nedene dayandığını tespit etmiştir. Bu doğrultuda, davacının tazminat taleplerinin ve erken fesihten kaynaklanan altı aylık bildirim süresine ait ücret talebinin reddedilmesi hukuka uygun bulunmuştur.

Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, davacının geçmiş çalışma dönemine ait fiilen hak ettiği ve ödenmediğini iddia ettiği genel ücret alacaklarını tümden reddederken, kararda bu hususa dair hiçbir inceleme ve gerekçeye yer vermemiştir. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davalı işveren davacının Alman vatandaşı olması ve oradan emekli olmak istemesi nedeniyle 2017 yılı ortalarına kadar ücretlerinin Türkiye'deki banka hesabı üzerinden, sonraki dönemde ise Almanya'daki banka hesabı üzerinden ödendiğini açıkça savunmuştur.

Yargıtay, davalı işverenin bu spesifik savunması karşısında, davacıya yapılan ödemelerin ilgili banka hesap hareketleri celbedilerek detaylıca incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Çalışılan döneme ait ücret alacağı, feshin haklı olup olmadığından tamamen ayrı ve bağımsız bir alacak kalemidir. Bölge Adliye Mahkemesinin, geçmiş döneme ait ücret alacağının gerçekten ödenip ödenmediğini yöntemince tespit etmeden ve bu talebin neden reddedildiğine dair en ufak bir hukuki gerekçe kurmadan davanın tamamen reddine karar vermesi açık bir eksik inceleme niteliğindedir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, geçmiş döneme ait ücret alacaklarının ödenip ödenmediğinin yöntemince tespiti ve banka kayıtlarının incelenmesi gerektiğinden kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: