Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Asabil Yırtıcı Kararı 2020/13934 B.

Anayasa Mahkemesi Asabil Yırtıcı Kararı 2020/13934 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpuslara yönelik uygulanan disiplin cezalarında kanunilik ilkesinin ne denli hayati bir öneme sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Anayasa Mahkemesi, cezaevi idarelerinin ve derece mahkemelerinin, bir eylemi salt usule aykırı olduğu için kanunda açıkça tanımlanmamış ağır bir disiplin suçu kategorisine sokarak cezalandıramayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Yasadaki "kurumda korku, kaygı ve panik yaratma" gibi muğlak ve ağır sonuçları olan ifadelerin, telefon görüşmesine yetkisiz birinin katılması gibi usuli ihlalleri kapsayacak şekilde genişletilmesi hukuken kabul edilemez bulunmuştur.
search

Anayasa Mahkemesi
Asabil Yırtıcı Kararı 2020/13934 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2020/13934
Karar Tarihi 11.07.2024
Taraf Asabil Yırtıcı
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Genişletici yorumla disiplin cezası verilmesi hukuka aykırıdır.
Eylemin disiplin suçu olması için açıkça düzenlenmelidir.
Kanunilik ilkesi disiplin hukukunda da katı uygulanır.
Mahpusların aile hayatına saygı hakkı korunmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpuslara yönelik uygulanan disiplin cezalarında kanunilik ilkesinin ne denli hayati bir öneme sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Anayasa Mahkemesi, cezaevi idarelerinin ve derece mahkemelerinin, bir eylemi salt usule aykırı olduğu için kanunda açıkça tanımlanmamış ağır bir disiplin suçu kategorisine sokarak cezalandıramayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Yasadaki "kurumda korku, kaygı ve panik yaratma" gibi muğlak ve ağır sonuçları olan ifadelerin, telefon görüşmesine yetkisiz birinin katılması gibi usuli ihlalleri kapsayacak şekilde genişletilmesi hukuken kabul edilemez bulunmuştur.

Kararın emsal etkisi, infaz hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemelerinin disiplin cezalarına yönelik itirazları incelerken çok daha titiz bir "kanunilik" ve "ölçülülük" denetimi yapmalarını zorunlu kılmasıdır. Cezaevi güvenliğinin sağlanması meşru bir amaç olsa da, bu amaca ulaşmak için atılacak adımların öngörülebilir yasal dayanaklara sahip olması şarttır. Bir mahpusun usul kurallarını ihlal etmesi, otomatik olarak en ağır disiplin cezalarından birine çarptırılmasını meşru kılmaz. Bu karar, uygulamadaki idari takdir yetkisinin keyfiliğe dönüşmesini engelleyen güçlü bir anayasal fren işlevi görmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucu, ailesiyle haftalık rutin telefon görüşmesi yaptığı sırada, idareye bildirdiği hattan diğer kardeşleriyle birlikte küçük kardeşi Y. İle de konuşmaya başlamıştır. Cezaevi görevlileri, bu durumu telekonferans yöntemiyle kimliği belirsiz kişilerin görüşmeye dâhil edilmesi olarak değerlendirmiş ve görüşmeyi keserek disiplin soruşturması başlatmıştır. Soruşturma sonucunda, bu eylemin kurumda korku, kaygı ve panik yaratacak davranış niteliğinde olduğu gerekçesiyle başvurucuya bir ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası verilmiştir.

Başvurucu bu cezaya itiraz etmiş, İnfaz Hâkimliği eylemin suç teşkil etmediği gerekçesiyle cezayı kaldırmıştır. Ancak Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Ağır Ceza Mahkemesi, idarenin zafiyet içinde olduğu algısı yaratabileceği gerekçesiyle cezayı kesin olarak onamıştır. Bunun üzerine başvurucu, idarenin denetimindeki bir telefon görüşmesi nedeniyle verilen bu keyfî cezanın kanuni dayanağı olmadığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 20. maddesi uyarınca herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Mahpusların dış dünya ile, özellikle de aileleriyle iletişim kurmaları, bu hakkın en temel yansımalarından biridir. Ancak bu hak, ceza infaz kurumunun güvenliği ve disiplininin sağlanması gibi meşru amaçlarla sınırlandırılabilir.

Söz konusu uyuşmazlıkta idarenin dayandığı temel kural 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 43 hükmüdür. Bu madde, "kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak" eylemini ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezası ile yaptırıma bağlamıştır.

Bununla birlikte, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereği, bir eylemin disiplin suçu sayılabilmesi için ilgili mevzuatta açıkça ve öngörülebilir bir şekilde düzenlenmesi şarttır. Bir eylemin salt cezaevi tüzüğüne veya usul kurallarına aykırı olması, onun otomatik olarak ağır bir disiplin suçu sayılarak cezalandırılmasını gerektirmez. Kanun koyucunun açıkça suç saymadığı bir fiili, yargı veya idare makamlarının genişletici ve öngörülemez yorumlar yaparak cezalandırması hukuka aykırılık teşkil eder. Nitekim, izinsiz kişilerle telefon görüşmesi yapmanın disiplin suçu olduğuna dair açık düzenleme, olayın gerçekleşmesinden çok sonra yasal mevzuata eklenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuya verilen ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasının yasal dayanağını titizlikle incelemiştir. Başvurucunun, görüşme hakkı bulunmayan bir kardeşiyle dahi olsa telefon görüşmesine izin verilmesinin usule aykırı olabileceği kabul edilmiştir. Ancak, asıl sorun bu usule aykırılığın 5275 sayılı Kanun kapsamında "kurumda korku, kaygı veya panik yaratma" suçu olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğidir.

Yüksek Mahkeme, başvurucunun kardeşiyle telefonda konuşmasının cezaevinde ne şekilde bir korku, kaygı ya da paniğe yol açtığına dair idare ve derece mahkemeleri tarafından hiçbir ikna edici ve somut açıklama getirilmediğini tespit etmiştir. Mahpusların görüşme hakkı olmayan kişilerle telefonda görüşmesi eylemi, olayın yaşandığı tarihte kanunlarda açıkça bir disiplin suçu olarak tanımlanmamıştır. Bu eylemin, son derece ağır sonuçları olan başka bir disiplin suçu maddesi içine dâhil edilerek cezalandırılması, kuralların makul olmayacak biçimde genişletici ve öngörülemez bir yoruma tabi tutulması anlamına gelmektedir.

Bu bağlamda, kanuni dayanağı bulunmayan bir idari ve yargısal yorumla başvurucunun dış dünya ve ailesiyle olan iletişiminin kısıtlanması, temel haklara yönelik orantısız bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini belirterek başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Cezaevinde telefonda izin verilmeyen biriyle konuşmak suç mu? expand_more
Ceza infaz kurumlarında mahpusların aileleriyle iletişim kurma hakkı temel bir haktır. Anayasa Mahkemesi kararına göre, izinsiz biriyle telefon görüşmesi yapmanın disiplin suçu sayılabilmesi için bu eylemin kanunda açıkça ve öngörülebilir şekilde düzenlenmiş olması gerekir. Olayın yaşandığı tarihte bu eylem açıkça bir disiplin suçu olarak tanımlanmadığı için mahpusa verilen disiplin cezası hukuka aykırı bulunmuştur.
Cezaevi basit bir kural ihlalini bahane edip ağır ceza verebilir mi? expand_more
Hayır, cezaevi idaresi basit usuli ihlalleri ağır bir disiplin suçu kategorisine sokarak cezalandıramaz. Somut uyuşmazlıkta idare, izinsiz kişiyle yapılan görüşmeyi "kurumda korku, kaygı ve panik yaratma" gibi son derece ağır sonuçları olan bir eylem olarak nitelendirmiştir. Yüksek Mahkeme, usule aykırı bu eylemin kurumda ne şekilde paniğe yol açtığı somut olarak açıklanmadan kuralların bu denli genişletici ve öngörülemez yoruma tabi tutulmasını kanunilik ilkesine aykırı bulmuştur.
Mahkeme "idare zafiyet içinde görünür" diyerek disiplin cezası onar mı? expand_more
Yargı makamları sırf idarenin zafiyet içinde olduğu algısı yaratabileceği gerekçesiyle kanuni dayanağı olmayan bir cezayı hukuka uygun bulamaz. Cezaevi güvenliğini sağlamak meşru bir amaç olsa dahi, bu amaca ulaşmak için uygulanan disiplin yaptırımlarının mutlak suretle öngörülebilir yasal dayanaklara dayanması şarttır. Bir mahpusun usul kurallarını ihlal etmesi, otomatik olarak kanunda açıkça tanımlanmamış ağır cezalara çarptırılmasını meşru kılmaz.
Haksız yere görüş yasağı cezası alırsam hangi hakkım ihlal edilmiş olur? expand_more
Kanuni dayanağı bulunmayan idari ve yargısal yorumlarla mahpuslara ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası verilmesi, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali anlamına gelir. Kanun koyucunun açıkça suç saymadığı bir fiil yüzünden kişinin dış dünya ve ailesiyle görüşmesinin kısıtlanması, temel haklara yapılmış orantısız bir müdahaledir ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesini gerektirir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir