Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2012/39054 E. 2014/31607 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2012/39054 |
| Karar No | 2014/31607 |
| Karar Tarihi | 28.10.2014 |
| Dava Türü | Alacak ve Tazminat |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Fazla mesai ücreti geniş anlamda ücrete dahildir.
- Ücret kesintisi işçi için haklı fesih nedenidir.
- Haklı fesih halinde kıdem tazminatı ödenmelidir.
- İmzasız bordrolarda banka ödeme kayıtları araştırılmalıdır.
Bu karar, iş hukuku uygulamasında sıklıkla karşılaşılan ve işçi ile işveren arasında büyük ihtilaflara yol açan "ücret ödemelerinin eksikliği" ve "ücretin dar veya geniş anlamı" tartışmalarına son noktayı koyması bakımından hukuken son derece mühimdir. Yargıtay, temel maaşın ötesinde fazla mesai ücretini de geniş anlamda ücret kavramının içerisine alarak, bu alacak kalemlerindeki eksikliklerin veya kesintilerin işçi lehine doğrudan haklı fesih sebebi oluşturacağını net bir şekilde ifade etmiştir. Böylece işçinin emeğinin karşılığını eksiksiz alma hakkı hukuki güvence altına alınmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, bu karar mahkemelerin delil değerlendirme usullerine önemli bir standart getirmektedir. Uygulamada işverenler, işçiye yapılan ödemelerin bir kısmını elden yaparak veya imzasız bordrolar sunarak yasal yükümlülüklerinden kaçınmaya çalışabilmektedir. Yargıtay bu içtihadıyla, işçinin ücretin bir kısmının elden, bir kısmının bankadan ödendiği yönündeki iddialarının mahkemelerce yüzeysel bir şekilde reddedilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Özellikle imzasız bordroların bulunduğu durumlarda, banka kayıtlarının resmi olarak istenip titizlikle incelenmesinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, ispat zorluğu çeken işçinin korunması ve adaletin tecellisi adına çalışma hayatında büyük bir uygulama önemi taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bu hukuki uyuşmazlık, bir çalışanın hak ettiği işçilik alacaklarının eksik ödenmesi ve çalışma süresi boyunca psikolojik baskıya (mobbing) maruz kalması iddialarıyla iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmesi üzerine patlak vermiştir. Davacı işçi, işverenine karşı açtığı davada, içeride kalan kıdem tazminatının, yıllık izin ücretlerinin, yatırılmayan fazla mesai ücretlerinin ve maaşından yapılan haksız ücret kesintilerinin tarafına ödenmesini talep etmiştir. Ayrıca işyerinde gördüğü mobbing nedeniyle manevi tazminat talebinde de bulunmuştur.
Buna karşılık davalı işveren, işçinin ileri sürdüğü tüm iddiaların gerçeğe aykırı ve yersiz olduğunu savunarak davanın tümden reddedilmesini talep etmiştir. Davaya bakan ilk derece mahkemesi, işçinin yıllık izin ve fazla mesai ücreti taleplerini haklı bularak kabul etmiş, ancak iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmediği kanaatiyle kıdem tazminatı talebini reddetmiştir. Bu kararın her iki tarafça da kabul edilmemesi üzerine dosya, nihai hukuki değerlendirme yapılmak üzere Yargıtay önüne taşınmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İş hukukunun temel felsefesi, işçi ile işveren arasındaki ilişkide görece zayıf konumda olan işçinin korunması ve emeğinin karşılığının güvence altına alınmasıdır. Bu kapsamda, işçinin en temel hakkı ve işverenin en asli borcu olan "ücretin ödenmesi", kanun koyucu tarafından sıkı kurallara bağlanmıştır. Ücret, sadece işçinin her ay aldığı sabit maaş olarak dar bir çerçevede değerlendirilemez. İşçinin normal çalışma süresini aşan emeklerinin karşılığı olan fazla çalışma ücretleri de yasal olarak geniş anlamdaki ücret kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.
4857 sayılı İş Kanunu m.24 hükmü, işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenlerken, işverenin ücret ödeme borcuna aykırı davranmasını açık bir fesih sebebi saymıştır. Buna göre, işverenin işçinin ücretini kanun veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesaplamaması, eksik ödemesi veya maaştan haksız kesintiler yapması durumunda, işçi bildirim süresini beklemeksizin iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Bu şekilde iş akdini haklı nedenle sonlandıran bir işçi, kıdem tazminatına yasal olarak hak kazanmaktadır.
Öte yandan, iş davalarında ispat hukuku prensipleri de uyuşmazlıkların çözümünde büyük önem arz etmektedir. İşçiye ödenen ücretlerin ve fazla mesailerin ispat yükü kural olarak işverenin üzerindedir. İşveren bu ödemeleri usulüne uygun, imzalı ücret bordroları veya resmi banka kayıtlarıyla kanıtlamak durumundadır. İşçinin imzasını taşımayan bordrolar, ödemenin yapıldığına dair hukuken kesin delil niteliği taşımaz. Böyle bir ihtilafta mahkemenin yegane görevi, eksik incelemeye mahal vermemek adına tarafların banka hareketlerini celbederek maddi gerçeği resmi kayıtlar üzerinden aydınlatmaktır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki bilgi ve belgeler ile ilk derece mahkemesinin kararını detaylı bir şekilde incelemiş ve hükme etki eden çok önemli hukuki hatalar tespit etmiştir. Yargıtay'ın birinci tespiti, mahkemenin kararı içerisindeki mantıksal ve hukuki çelişkiye ilişkindir. Yerel mahkeme, bir yandan davacı işçinin fazla mesai ücreti alacağı olduğunu kabul edip bu yönde hüküm kurmuş, ancak diğer yandan bu eksikliğin haklı fesih sebebi oluşturduğunu göz ardı ederek kıdem tazminatını reddetmiştir. Yargıtay, fazla mesai ücretinin geniş anlamda ücret kavramına dâhil olduğunun altını kesin bir dille çizmiştir. İşçi, işverene çektiği fesih ihtarnamesinde ücretinden yapılan haksız kesintileri açıkça fesih gerekçesi yapmıştır. Ücreti eksik ödenen ve maaşı kesintiye uğrayan işçinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği hukuken sabit olduğundan, kıdem tazminatının reddedilmesi büyük bir hata olarak değerlendirilmiştir.
Dairenin ikinci önemli tespiti ise, işçinin ücretlerinin ödenme biçimine dair iddiaların mahkemece eksik incelenmiş olmasıdır. Davacı işçi, maaşının yalnızca bir kısmının bankaya yatırıldığını, geri kalan kısmının ise elden verildiğini, dolayısıyla eksik ödeme yapıldığını ileri sürmüştür. Dosya incelendiğinde, gerçekten de davacı işçiye ait bazı ayların ücret bordrolarının imzasız olduğu görülmüştür. Yargıtay, mahkemenin bu durumda mevcut delillerle yüzeysel bir değerlendirme yapamayacağını belirtmiştir. Dairenin açık talimatına göre; yerel mahkeme tarafından davacı işçinin maaş aldığı bankadan tüm ödeme kayıtları resmi olarak istenmelidir. İmzasız bordrolara denk gelen aylar mercek altına alınmalı, davacının iddia ettiği eksik kısımların banka yoluyla veya başka bir yasal kanalla ödenip ödenmediği titizlikle araştırılmalıdır.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin kıdem tazminatı talebinin kabul edilmesi gerektiği ve imzasız bordroların bulunduğu dönemlere ilişkin banka kayıtlarının eksiksiz şekilde araştırılması gerektiği gerekçeleriyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.