Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 22. HD | 2017/14860 E. | 2018/21472 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2017/14860 E. 2018/21472 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/14860
Karar No 2018/21472
Karar Tarihi 09.10.2018
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Fazla mesai iddiasının ispat yükü işçidedir.
  • İmzalı bordrolar sahteliği ispatlanana kadar kesin delildir.
  • Fazla çalışma hesabında ara dinlenmeler dikkate alınmalıdır.
  • Tanık beyanlarındaki mola süreleri hesaba aynen yansıtılmalıdır.

Bu karar, iş davalarında sıklıkla karşılaşılan fazla mesai ücretlerinin hesaplanması sürecinde ara dinlenme sürelerinin nasıl tespit edileceği ve hesaplamaya nasıl dahil edileceği konusuna hukuki bir netlik kazandırmaktadır. Yargıtay, işçinin fiili çalışma süresini bulurken tanık beyanlarında geçen yemek ve çay molası gibi tüm ara dinlenme sürelerinin eksiksiz bir biçimde toplam mesai süresinden indirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sadece kanuni asgari sürelerin değil, işyerindeki fiili uygulamanın dikkate alınması gerektiği bu kararla bir kez daha ortaya konmuştur.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, iş mahkemelerinde hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetiminde önemli bir mihenk taşıdır. Bilirkişilerin, tanık ifadelerinde yer alan çay ve yemek molalarını toplarken yapacakları basit bir matematik veya eksik değerlendirme hatasının doğrudan bozma sebebi olacağını göstermektedir. Avukatlar ve mahkemeler için, tanık anlatımlarının titizlikle incelenerek işçinin günlük çalışma periyodundan düşülecek molaların tam ve doğru belirlenmesinin, adil bir fazla çalışma hesabı için ne denli hayati olduğu bu kararla tescillenmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Dava, bir işçinin çalışma koşulları ve uğradığını iddia ettiği psikolojik baskı (mobbing) nedeniyle işverene karşı açtığı alacak davasıdır. Davacı işçi, davalı şirkete ait işyerinde yaklaşık on yıl boyunca şoför ve üretim işçisi olarak çalışmıştır. Tüm şikayetlerine rağmen çalışma koşullarının düzeltilmemesi üzerine durumu Bölge Çalışma Müdürlüğüne bildirmiş, bu şikayetin ardından işyerinde kendisine mobbing uygulanmaya başlandığını ileri sürmüştür. Yaşanan bu baskılar neticesinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirten işçi; ödenmeyen kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai alacaklarının tahsilini mahkemeden talep etmiştir. Davalı işveren ise işçinin kendi isteğiyle istifa ettiğini, herhangi bir fazla çalışma yapmadığını ve talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını iddia ederek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay uygulamasında ve 4857 sayılı İş Kanunu m.68 çerçevesinde, günlük çalışma süresinin ortasında işçiye verilen ara dinlenme süreleri çalışma süresinden sayılmaz. Bir işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı belirlenirken, günlük işe başlama ve işi bırakma saatleri arasındaki toplam süreden, kanuna veya işyeri uygulamasına göre kullandırılan ara dinlenmelerin net bir biçimde düşülmesi zorunludur.

İş yargılaması ilkelerine göre, fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşyerine ait giriş çıkış kayıtları, puantajlar veya işyeri iç yazışmaları gibi yazılı deliller bu ispatta birincil öneme sahiptir. İşçinin imzasını taşıyan ve ihtirazi kayıt içermeyen ücret bordroları, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bordrolarda fazla mesai tahakkuku var ise ve işçi bu evrakı şerh düşmeden imzalamışsa, kural olarak yazılı belgede görünenden daha fazla çalışıldığının ispatı ancak yazılı bir delille mümkündür.

Eğer fazla çalışma yazılı belgelerle kanıtlanamıyorsa, tarafların dinlettikleri tanıkların beyanlarına itibar edilir. Bu noktada dinlenen tanıkların, işyerindeki çalışma düzenini bilebilecek konumda olmaları aranır. Tanıkların anlatımlarında geçen yemek, çay ve istirahat molaları gibi ara dinlenme süreleri toplanır ve günlük brüt mesai saatinden düşülerek işçinin o günkü net ve fiili çalışma süresi tespit edilir. Tespit edilen haftalık net çalışma süresi yasal sınır olan kırk beş saati aşıyorsa, aşan kısımlar fazla çalışma olarak kabul edilir ve ücretlendirilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, davacı işçinin talepleri kısmen kabul edilerek bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesine hükmedilmiştir. Mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunda; işçinin haftanın üç günü 08.00-21.00 saatleri arasında çalışarak 1,5 saat ara dinlenme yaptığı, cumartesi günleri 07.00-13.00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenmeyle çalıştığı yönündeki tespitler yerinde bulunmuştur. Ancak, işçinin haftanın iki günü 08.00-18.00 saatleri arasında yaptığı mesailerde kullanılan ara dinlenme süresi yönünden ciddi bir değerlendirme hatası yapılmıştır.

Bilirkişi raporunda, davacının 08.00-18.00 arasındaki çalışmaları için yalnızca 1 saatlik ara dinlenme süresi düşülmüştür. Oysa dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarının beyanlarında, hafta içi çalışma günlerinde öğlenleri 1 saat yemek molası ve günde iki kere 15'er dakikalık çay molası kullandırıldığı son derece açık ve nettir. Bu beyanlar toplandığında işçinin ilgili günlerde kullandığı toplam ara dinlenme süresinin 1,5 saat olduğu sabittir.

Yargıtay incelemesinde, tanık beyanlarıyla netleşen bu mola sürelerinin bilirkişi tarafından eksik hesaplanması ve mahkemenin de bu hatalı rapora dayanarak hüküm kurması isabetsiz bulunmuştur. İşçinin haftanın iki günü 08.00-18.00 arasındaki fiili çalışma süresinin, 1 saat yerine 1,5 saat ara dinlenme düşülerek hesaplanması gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Yanılgılı ve eksik değerlendirme ile karar verilmesi Yüksek Mahkeme tarafından bozma nedeni yapılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme kararını ara dinlenme sürelerinin hatalı hesaplanması nedeniyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: