Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 7. HD | 2013/12468 E. | 2013/19556 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 7. HD 2013/12468 E. 2013/19556 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2013/12468
Karar No 2013/19556
Karar Tarihi 19.11.2013
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Fazla mesai hesabı tüm döneme genellenemez.
  • Vardiya değişiklikleri fazla mesai hesabında gözetilmelidir.
  • Hakkaniyet indirimi makul oranda yapılmalıdır.
  • Islah dilekçesinde istenmeyen faize hükmedilemez.

Bu karar, işçilik alacaklarının hesaplanmasında özellikle fazla çalışma ve genel tatil ücretlerinin belirlenme usulüne ilişkin çok kritik sınırlar çizmektedir. Yargıtay, işçinin yalnızca bir aylık mesai çizelgesindeki fazla çalışma süresinin, işyerindeki vardiya sisteminin değiştiği diğer tüm geçmiş dönemlere teşmil edilerek hesaplanmasını hukuka açıkça aykırı bulmuştur. İşverenlerin müfettiş denetimleri sonrası vardiya sistemini ikili düzenden üçlü düzene geçirmesi gibi çalışma şartlarındaki dönemsel değişikliklerin, hesaplamalarda titizlikle ayrılması gerektiği net bir biçimde ifade edilmiştir. Aynı zamanda, ıslah dilekçesinde açıkça faiz talebi bulunmayan alacak kalemlerine mahkemece re'sen faiz yürütülmesinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan taleple bağlılık ilkesine ağır bir aykırılık teşkil ettiği de özellikle vurgulanmıştır.

Benzer davalarda emsal etkisi bağlamında bu karar, uygulamada bilirkişilerin pratik olması adına sıklıkla başvurduğu "örnek ay üzerinden tüm döneme oranlama" yönteminin hukuki tehlikelerine dikkat çekmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, tarafların dava dilekçesindeki kabullerinin ve dönemsel değişikliklerin bilirkişi raporlarında mutlaka gözetilmesini şart koşmuştur. Ayrıca, ıslah ile artırılan taleplerde faiz isteminin unutulmasının yaratacağı kesin hak kayıpları açısından davacı vekillerine ve meslektaşlara çok önemli bir usul hatırlatması yapmaktadır. Bordrolardaki tatil ve mesai tahakkuklarının içeriğinin detaylıca araştırılması zorunluluğu, iş hukuku yargılamasının denetime elverişli ve şeffaf yürütülmesi ilkesini bir kez daha sağlamlaştırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu davada uyuşmazlık, bir hastanede görev yapan işçi ile işveren konumundaki şirket arasında yaşanmaktadır. İşçi, işyerinde eşiyle kasıtlı olarak sürekli ters vardiyalara verildiğini, kendisine sistematik bir şekilde psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını ve tüm bu nedenlerle çalışma şartlarında kendisi aleyhine esaslı değişiklikler yapıldığını belirterek iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini ileri sürmüştür. İşçi bu feshe dayanarak kıdem tazminatının ödenmesini talep etmiştir. Ayrıca, işyerinde yoğun bir şekilde fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştırılmasına rağmen bu çalışmalarının karşılığı olan ücretlerin kendisine ödenmediğini iddia ederek söz konusu alacakların tahsilini istemiştir. İşveren tarafı ise iddiaları reddederek, işçinin başka bir yerde iş bulduğu için kendi isteğiyle istifa edip ayrıldığını, herhangi bir fazla çalışma yapmadığını ve tatillerde de çalışmadığını savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde mahkemelerin temel aldığı hukuki kuralların en başında, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkını detaylıca düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m. 24 ve fazla çalışma ücretlerine ilişkin mevzuat hükümleri gelmektedir. İşçinin çalışma koşullarında işveren tarafından aleyhe esaslı bir değişiklik yapılması ve işçiye işyerinde psikolojik baskı (mobbing) uygulanması, işçiye sözleşmeyi derhal ve haklı nedenle feshetme hakkı tanımaktadır. Bu durum, kıdem tazminatına hak kazanmanın da en temel yasal dayanaklarındandır.

Bunun yanı sıra, fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ispatı noktasında yerleşik Yargıtay içtihatları devreye girmektedir. İçtihat prensiplerine göre, işçinin fazla mesai yaptığını kural olarak yazılı belgelerle (puantaj kayıtları, imzalı mesai çizelgeleri, bordrolar) veya bunların bulunmadığı durumlarda tanık beyanlarıyla kesin olarak ispatlaması gerekmektedir. Ancak bu hesaplama yapılırken, işyerindeki çalışma düzeninin ve vardiya sayılarının zaman içindeki olası değişimleri mutlaka dikkate alınmalıdır. Sadece tek bir döneme ait çalışma saatinin, farklı çalışma koşulları içeren tüm çalışma süresine teşmil edilmesi (kıyaslanarak uygulanması) yerleşik Yargıtay uygulamalarına açıkça aykırıdır.

Usul hukuku boyutunda ise karara yön veren en önemli kural 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26 hükmünde yer alan "taleple bağlılık ilkesi"dir. Bu emredici ilke uyarınca, hakim tarafların talep sonuçlarıyla sıkı sıkıya bağlıdır ve talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. İş davalarında alacakların ıslah yoluyla artırılması usulünde, şayet ıslah dilekçesinde açıkça faiz talep edilmemişse, hakimin kendiliğinden ıslah edilen bu kısma faiz yürütmesi hukuken mümkün değildir. Son olarak, tanık beyanlarına ve salt takdire dayalı olarak hesaplanan fazla mesai alacaklarından, işçinin hastalık veya mazeret izinleri göz önünde bulundurularak makul oranda "hakkaniyet indirimi" yapılması temel bir usul kuralıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılamada, işçinin hastanede çalışırken eşiyle ters vardiyalara verilerek kendisine psikolojik baskı uygulandığı ve iş şartlarında esaslı değişiklik yapıldığı gerekçesiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği tespit edilmiştir. Mahkeme bu doğrultuda kıdem tazminatı ile fazla mesai ve tatil ücretlerinin kabulüne karar vermiştir. Ancak Yargıtay incelemesinde, yerel mahkemenin hesaplama yöntemlerinde ve usul kurallarının uygulanmasında bozmayı gerektirecek derecede önemli eksiklikler ve hatalar tespit edilmiştir.

İlk olarak, bilirkişi raporunda fazla mesai alacağı hesaplanırken yalnızca 2011 yılı Şubat ayına ait tek bir imzalı çizelge baz alınmış ve haftalık 17,5 saatlik fazla çalışma süresi tüm geçmiş döneme aynen kopyalanarak yayılmıştır. Oysa işyerinde Bölge Çalışma Müdürlüğü müfettişlerinin teftişi sonrasında ikili vardiyadan üçlü vardiyaya geçiş yapıldığı gibi çok temel çalışma düzeni değişiklikleri yaşanmıştır. Yargıtay, farklı vardiya sistemlerinin uygulandığı dönemlerin aynı düzende kabul edilemeyeceğini ve bizzat işçinin kendi dava dilekçesindeki çalışma saatlerine yönelik kabul ve beyanlarının sınırlarının aşılamayacağını vurgulamıştır.

İkinci olarak, işyerinde yapılan söz konusu müfettiş teftişi sonucunda 2010 yılına ait haftalık 2,5 saatlik fazla mesai ücretlerinin tahakkuk ettirilerek ödendiğine dair işveren savunması yeterince irdelenmemiştir. Sunulan Eylül 2010 bordrosundaki yüksek mesai tahakkuklarının niteliğinin araştırılması, çizelgeler üzerindeki imza itirazlarının bilirkişi incelemesiyle giderilmesi ve mükerrer ödemelerin önlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ayrıca, milli bayram ve genel tatil ücreti hesaplamalarının denetime elverişli olmadığı, işçinin somut olarak hangi resmi tatillerde çalıştığının rapordan net olarak anlaşılamadığı saptanmıştır. Usul yönünden yapılan en bariz hata ise, davacı vekilinin sunmuş olduğu ıslah dilekçesinde hiçbir şekilde faiz talebi bulunmamasına rağmen, mahkemece HMK'daki taleple bağlılık kuralına açıkça aykırı davranılarak ıslah edilen miktarlara faiz yürütülmüş olmasıdır. Tüm bu tespitlerin yeniden değerlendirilmesi için kararın bozulması yoluna gidilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, eksik inceleme, hatalı hesaplama yöntemi ve taleple bağlılık ilkesine aykırılık yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: