Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 22. HD | 2017/23311 E. | 2019/15357 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2017/23311 E. 2019/15357 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/23311
Karar No 2019/15357
Karar Tarihi 10.07.2019
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Fazla çalışma ücretinin ödenmemesi haklı fesih nedenidir.
  • Hafta sonu çalışmaları fazla mesai sayılabilir.
  • Fazla çalışma iddiası tanık beyanlarıyla ispatlanabilir.
  • Ücretin ödendiğini ispat yükü işverene aittir.
  • Haklı fesihte işçi kıdem tazminatına hak kazanır.

Bu karar, işçinin fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi durumunda iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebileceğini ve kıdem tazminatına hak kazanacağını açıkça ortaya koymaktadır. Kararda, büro personeli olarak çalışan bir işçinin hafta sonu mesailerinin fazla çalışma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve bu ücretlerin ödenmemesinin işçi açısından İş Kanunu kapsamında derhal fesih hakkı doğurduğu vurgulanmıştır. Mahkeme, salt hafta tatili talebinde bulunulmamasının, bu günlerdeki çalışmaların dava dilekçesi bağlamında fazla mesai olarak talep edilmesine engel olmadığını belirterek adaleti önceleyen bir yaklaşım sergilemiştir.

Karar, uygulamada sıklıkla karşılaşılan ücretlerin ödenmemesi veya eksik ödenmesi vakalarında işçinin haklı fesih yetkisini güvence altına alması bakımından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle kamu idarelerine veya belediyelere ait işyerlerinde görev yapan büro personelinin mesai saatleri dışındaki veya hafta sonlarındaki çalışmalarının tanık beyanlarıyla ispatlanabileceği ve karşılığının ödenmemesi hâlinde işçinin kıdem tazminatı talep edebileceği netleşmiştir. İşverenlerin, işçilerin hafta tatili ve fazla mesai alacaklarını düzenli ödememesi hâlinde fesih ve tazminat yükümlülüğü ile karşı karşıya kalacakları bu kararla bir kez daha yargı kararlarına yansımış ve tescillenmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı bir işçi, büro personeli olarak uzun yıllar boyunca çalıştığı davalı belediyeye karşı alacak davası açmıştır. İşçi, çalıştığı süre boyunca yoğun bir şekilde mesai yapmasına rağmen fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin kendisine ödenmediğini, ayrıca işyerinde kendisine mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Yaşanan bu hak kayıpları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek zorunda kalmıştır. Açtığı bu davada ise ödenmeyen fazla çalışma ücretlerini, bayram tatili alacaklarını ve haklı nedenle işten ayrıldığı için doğan kıdem tazminatının faiziyle birlikte kendisine ödenmesini talep etmiştir. Davalı belediye ise ileri sürülen iddiaların tamamen asılsız olduğunu savunarak davanın reddedilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, işçinin kıdem tazminatı ve fazla mesai alacağı taleplerini reddederek hatalı bir karara imza atmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel teşkil eden hukuk kuralları, işçinin hak ettiği ücretlerin korunması ve sözleşmenin haklı nedenle feshine ilişkin mevzuat hükümleridir. Bu çerçevede, 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-e bendi uyuşmazlığın temel dayanağını oluşturur. Anılan kanun maddesi, işveren tarafından işçinin ücretinin kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi veya ödenmemesi hâlinde, işçiye iş sözleşmesini bildirim süresini beklemeksizin derhal ve haklı nedenle feshetme yetkisi vermektedir.

Fazla çalışmaların değerlendirilmesinde 4857 sayılı İş Kanunu m. 41 kuralı uygulanır. Bu maddeye göre, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılmakta ve her bir saat fazla çalışma için verilecek ücretin normal çalışma ücretinin saat başına düşen tutarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenmesi emredilmektedir. Türk Hukuku uyarınca, fazla mesai alacağının varlığını ispat yükü işçiye, bu ücretin eksiksiz şekilde ödendiğini ispat yükü ise işverene aittir.

Yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde, işyerindeki mesai saatleri ve hafta sonu çalışmaları yazılı delil veya maaş bordrosu ile ispatlanamıyorsa, çalışma saatlerini bilebilecek tanık beyanlarına itibar edilerek sonuca gidilir. Hafta sonlarında gerçekleşen bu ek çalışmalar, dava dilekçesinin içeriği dikkate alınarak doğrudan fazla mesai alacağı kapsamına dâhil edilebilir. Haklı nedenle iş sözleşmesini sonlandıran işçinin durumu, mülga 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 hükmü gereğince kıdem tazminatı yönünden yasal koruma altındadır. İşverenin ücretleri ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi açık bir ihlal olarak kabul edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme tarafından dinlenen davacı tanıkları, işçinin davalı belediye işyerinde mesai saatleri olarak haftanın beş günü sabah 08:00 ile akşam 17:00 saatleri arasında düzenli olarak görev yaptığını açıkça beyan etmişlerdir. Bununla birlikte tanıklar, işçinin ayda iki hafta olmak üzere hafta sonlarında da aynı saatler arasında mesaiye devam ettiğini doğrulamışlardır. Her ne kadar davacı dava dilekçesinde şeklen "hafta tatili ücreti" adı altında bağımsız bir talepte bulunmamış olsa da, mahkemece dava dilekçesinin içeriği detaylı bir biçimde incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda, davacının hafta sonlarında yaptığı bu çalışmaların da fazla mesai alacağı olarak talep edildiği hukuken tespit edilmiştir.

Dosyada mevcut olan delil durumu ve birbirleriyle örtüşen tanık beyanları doğrultusunda, davacının ayda iki hafta boyunca düzenli olarak haftalık 11 saat fazla mesai yaptığı sabit görülmüştür. Ancak davalı işveren konumundaki belediyenin, işçinin hak ettiği bu fazla mesai ücretlerini ödediğine dair dosya kapsamında herhangi bir ödeme belgesi, bordro veya banka dekontu sunamadığı görülmüştür. İşçinin alın teri olan ücret alacaklarının karşılıksız bırakılması, işçi açısından İş Kanunu gereği tartışmasız bir haklı fesih nedenidir.

Davacı işçinin fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesine dayanarak gerçekleştirdiği fesih eylemi, somut olayda yasal ve haklı bir nedene dayanmaktadır. İşçi, yasal hakları ihlal edilerek işten ayrılmak zorunda bırakıldığı için kıdem tazminatına doğrudan hak kazanmıştır. Bu sebeple, ilk derece mahkemesinin hatalı bir değerlendirmeyle fazla mesai alacağı ve kıdem tazminatı taleplerini reddetmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Davacının söz konusu tazminat ve fazla mesai alacaklarının bilirkişi vasıtasıyla hesaplanarak tam olarak hüküm altına alınması adaletin tesisi için yasal bir zorunluluktur.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kıdem tazminatı ve fazla mesai alacağının reddi yönündeki hükmünün eksik incelemeye dayandığını belirterek kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: