Karar Bülteni
AYM AND Gazetecilik A.Ş. BN. 2021/61788
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/61788 |
| Karar Tarihi | 10.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Erişim engeli kararları kanuni sınırlamalara dayanmalıdır.
- Katalog suçlar dışındaki iddialarla erişim engellenemez.
- Gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi savunma hakkını ihlal eder.
- İtiraz mercileri çatışan menfaatleri dengelemekle yükümlüdür.
Bu karar, internet haberciliği yapan basın organlarının ifade ve basın özgürlüğünün korunması ile hukuka aykırı erişim engeli uygulamalarına karşı son derece kritik bir anayasal duruş sergilemektedir. Anayasa Mahkemesi, internet ortamındaki yayınlara erişimin engellenmesini düzenleyen kanuni çerçevenin dışına çıkılarak, kanunda açıkça sayılmayan suç tiplerine dayanılarak verilen kararların "kanunilik" ilkesine aykırı olduğunu net bir biçimde ortaya koymuştur.
Öte yandan karar, yargısal güvencelerin şeklen değil fiilen ve eksiksiz bir biçimde sağlanması gerektiğine işaret etmektedir. Mahkemeler tarafından verilen erişim engeli kararlarının gerekçesiyle birlikte muhatabına tebliğ edilmemesi ve itiraz incelemelerinin herhangi bir dengeleme yapılmaksızın matbu gerekçelerle reddedilmesi, demokratik toplum düzeninde mahkemeye erişim ve etkili başvuru haklarının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, sulh ceza hâkimliklerinin erişim engeli taleplerini incelerken kanunda sınırlı sayıda sayılan katalog suçların dışına kesinlikle çıkamayacaklarını kesin bir çizgiyle belirlemiştir. Ayrıca itiraz mercilerinin, temel haklara yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gerekleri ile orantılılık ilkelerini tartışmak ve somut bir hukuki dengeleme yapmak zorunda olduğunu vurgulamaktadır. Bu yönüyle karar, idari ve yargısal pratiklerde oto-sansür etkisine yol açabilecek keyfi uygulamaların önlenmesi adına çok güçlü bir içtihat oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu AND Gazetecilik A.Ş., sahibi olduğu internet haber sitesinde, Mersin'in Gülnar ilçesinde kaybolan ve sonrasında cansız bedeni bulunan küçük bir çocuğun ölümüyle ilgili güncel bir haber yayımlamıştır. Olayla ilgili yürütülen ceza soruşturması kapsamında sulh ceza hâkimliği tarafından yayın yasağı kararı alınmıştır. Savcılık makamı, bu yayın yasağına rağmen haber yapıldığını, soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiğini ve kişilik haklarının zedelendiğini belirterek haberin yer aldığı internet adreslerine erişimin engellenmesini talep etmiştir.
İlgili sulh ceza hâkimliği, savcılığın talebini kabul ederek başvurucunun haberine erişim engeli getirmiş ve kararı uygulatmıştır. Başvurucu şirket, engelleme kararının gerekçesinin kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, bu nedenle ne ile suçlandığını tam olarak bilmeden itiraz etmek zorunda bırakıldığını ve yaptığı itirazın da hiçbir değerlendirme yapılmadan matbu bir gerekçeyle reddedildiğini belirterek ifade ve basın özgürlüğü ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenmiş olup bu sınırlandırmaların mutlaka şeklî ve maddi anlamda bir kanuna dayanması zorunludur. İfade ve basın özgürlüğünün sınırlandırılmasında, müdahalenin öncelikle kanunilik ölçütünü taşıması, Anayasa'da öngörülen meşru amaçlara hizmet etmesi ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması şarttır. Anayasa Mahkemesi, şekli anlamda kanunun yokluğunu, temel hak ve özgürlüklere yönelik Anayasa'ya aykırılığın en ağır biçimlerinden biri olarak kabul etmektedir.
İnternet ortamındaki içeriklere erişimin engellenmesi tedbiri, temel olarak mevzuatımızda 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun hükümleri kapsamında yürütülmektedir. Bu Kanun'un 5651 sayılı Kanun m.8 düzenlemesi; intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş gibi kanunda açıkça ve sınırlı sayıda (tahdidi olarak) sayılan "katalog suçlar" için içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi tedbirine başvurulabilmesini öngörmektedir.
Diğer taraftan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.285 hükmünde düzenlenen "Soruşturmanın gizliliğini ihlal" suçu, bahsi geçen erişim engeli verilebilecek katalog suçlar arasında hukuken yer almamaktadır.
Ayrıca Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı gereğince, bireylerin idari veya yargısal kararlara karşı itiraz edebilmeleri için kararın hukuki ve olgusal temellerini bilmeleri elzemdir. Bu bağlamda, mahkemelerce verilen koruma tedbiri niteliğindeki kararların gerekçeli olarak ilgilisine tebliğ edilmesi, itiraz makamlarının da yargılamada tarafların ileri sürdüğü iddiaları çatışan menfaatler çerçevesinde derinlemesine dengelemesi adil bir yargılama sisteminin en temel kuralıdır. İtiraz mercilerinin, şablon ve soyut ret kararları yerine denetim işlevini fiilen yerine getirmesi zorunludur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı ifade ve basın özgürlüğü ile bu haklarla bağlantılı etkili başvuru hakkı çerçevesinde detaylıca incelemiştir. Öncelikle, erişim engeli kararının savcılığın talebi doğrultusunda "Soruşturmanın gizliliğini ihlal" suçu kapsamında ve 5651 sayılı Kanun m.8 uyarınca verildiği tespit edilmiştir. Ancak 5237 sayılı Kanun m.285 kapsamında düzenlenen soruşturmanın gizliliği suçu, kanun koyucu tarafından erişim engeli verilebilecek katalog suçlar arasında sayılmamıştır. Dolayısıyla sulh ceza hâkimliği, kanunda açıkça yer almayan bir suça dayanarak erişim engeli kararı vermiş, üstelik kararında kanunda sayılan katalog suçlardan hangisine dayandığını dahi somutlaştırmamıştır. Bu durum, başvuruya konu müdahalenin hukuki ve kanuni dayanağının bulunmadığını ve "kanunilik" şartının sağlanmadığını hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur.
İkinci temel anayasal tespit ise etkili başvuru hakkı yönünden yapılmıştır. Sulh ceza hâkimliği tarafından verilen erişim engeli kararının gerekçesi başvurucu şirkete tebliğ edilmemiştir. Bir kişinin, gerekçesini ve hukuki dayanaklarını bilmediği bir karara karşı argüman geliştirerek etkili bir şekilde itiraz etmesi mantıken ve hukuken mümkün değildir. Gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi, başvurucuyu yargılama makamları karşısında usule ilişkin ciddi bir dezavantajlı konuma düşürmüş ve savunma hakkını kısıtlamıştır.
Bununla birlikte, itiraz makamı olan sulh ceza hâkimliği de yapılan itirazı incelerken yargısal bir görev olan çatışan menfaatleri dengelemeye yönelik hiçbir somut çaba göstermemiş, söz konusu erişim engeli kararının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ve ölçülülüğü konularında kararda herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. İtiraz mercisinin, başvurucunun tebligat eksikliğine dair esaslı iddialarını dahi tartışmaksızın matbu ifadelerle itirazı reddetmesi, olağan başvuru yolunun pratikte bütünüyle etkisiz kılındığını kanıtlamaktadır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ifade ve basın özgürlükleri ile bu haklarla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.