Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2023/45772 BN.

Karar Bülteni

AYM 2023/45772 BN.

Anayasa Mahkemesi | Zeliha Özler ve Diğerleri | 2023/45772 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/45772
Karar Tarihi 18.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Enflasyon kaynaklı değer kaybı mülkiyeti ihlal eder.
  • Kamulaştırmasız el atma anayasal güvencelere aykırıdır.
  • Ölen başvurucunun davası takipsiz kalırsa düşer.
  • Makul süre ihlallerinde komisyon yolu tüketilmelidir.

Bu karar hukuken, idare tarafından vatandaşların taşınmazlarına yasal kamulaştırma usullerine uyulmaksızın fiilen el atılması ve bu haksız el atmalara karşı açılan davalarda hükmedilen tazminat bedellerinin, uzun süren yargılamalar neticesinde enflasyon karşısında erimesinin ağır bir mülkiyet hakkı ihlali anlamına geldiğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülk sahiplerinin yasal alacaklarına geç kavuşmaları ve bu süreçte paranın alım gücünün düşmesi durumunda, devletin bireylere orantısız, haksız ve olağan dışı bir külfet yüklediğini vurgulamaktadır. Ayrıca, bireysel başvuru süreci devam ederken hayatını kaybeden bir başvurucunun varislerinin, makul bir süre içinde süreci takip iradelerini ortaya koymamaları hâlinde söz konusu kişi yönünden davanın işlemden kaldırılacağı şeklindeki usuli kural da bu kararda net bir biçimde uygulanarak usul hukukuna dair önemli bir pratik sunulmuştur.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi son derece büyüktür. Özellikle kamulaştırmasız el atma davalarında mahkemelerin hükmettiği tazminat bedellerinin, ülkedeki enflasyon oranlarının çok altında kalarak mülk sahiplerini ciddi şekilde zarara uğrattığı durumlarda, idarenin ve mahkemelerin bu değer kaybını telafi edici hukuki mekanizmaları işletmesi gerektiği yönünde çok güçlü bir içtihat pekiştirilmiştir. Uzayan yargılama süreçleri nedeniyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvurularda makul sürede yargılanma hakkı yönünden Tazminat Komisyonu yolunun tüketilmesi zorunluluğu da bir kez daha kesin bir dille hatırlatılmıştır. Mülkiyet hakkına yönelik söz konusu ihlallerin giderilmesi için yeniden yargılama yolunun en etkin telafi aracı olduğu uygulayıcılara gösterilmiştir. Bu yönüyle incelenen karar, idarenin usulsüz el atmalarının ve mahkeme ilamına bağlanan alacakları geç ödemesinin kesinlikle yaptırımsız kalmayacağını teyit eden temel bir referans kaynağıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, mülk sahibi Zeliha Özler ve diğer başvurucuların, kendilerine ait taşınmazlara kamu idaresi tarafından yasal bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilî olarak el atılması üzerine başlattıkları hukuki süreçten kaynaklanmaktadır. Başvurucular, taşınmazlarına idarece haksız ve hukuksuz şekilde el atıldığını, mülkiyet haklarının keyfî olarak sınırlandığını belirterek ilgili idareye karşı tazminat davaları açmışlardır.

Açılan bu davalar sonucunda mahkemelerce başvurucular lehine belirli bir kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilmiştir. Ancak yargılama sürecinin çok uzun yıllar sürmesi ve ödemelerin idare tarafından zamanında yapılmaması nedeniyle, hükmedilen bedeller Türkiye'deki yüksek enflasyon oranları karşısında ciddi bir değer kaybına uğramıştır. Başvurucular, idarenin hukuka aykırı fiilî el atması nedeniyle mülkiyet haklarının zedelendiğini, ayrıca geç ödeme yüzünden tazminatın alım gücünün düştüğünü ve yargılamanın makul sürede bitirilmediğini öne sürerek ihlal tespiti, yeniden yargılama ile maddi ve manevi tazminat talepleriyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif ve negatif yükümlülükleri temel almıştır. Kamulaştırmasız el atma olgusu, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine ve anayasal güvencelere riayet etmeksizin bireylerin mülkiyetine keyfî olarak müdahale etmesi anlamına gelmektedir. Yüksek Mahkeme yerleşik içtihatlarında, mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin mutlaka yasal bir dayanağının bulunması ve demokratik toplum düzeninde orantılı olması gerektiğini sıklıkla vurgulamaktadır.

Mülkiyet hakkının enflasyon karşısında erimesi meselesinde ise Mahkeme, daha önce verdiği benzer kararlara atıf yaparak yerleşik kuralı hatırlatmıştır. Bu içtihat prensiplerine göre, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma bedellerinin uzun süren yargılamalar sonucunda ödenmesi sürecinde yüksek enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıpları, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu durum, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengeyi birey aleyhine ağır biçimde bozmaktadır.

Bunun yanı sıra usul hukuku bakımından 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 49 ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü uyarınca, bireysel başvuru süreci devam ederken başvurucunun vefat etmesi hâlinde, mirasçıların makul sürede davayı takip iradelerini bildirmemeleri durumunda davanın usulen işlemden kaldırılacağı genel bir ilke olarak kararda benimsenmiştir. Makul sürede yargılanma hakkı iddiaları yönünden ise 6384 sayılı Kanun kapsamında kurulan Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna öncelikle başvurulması gerektiği, bu kanun yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvuruların ikincillik ilkesi gereği incelenemeyeceği temel bir usul kuralı olarak uygulanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda öncelikle usuli bir değerlendirme yapmış ve başvuruculardan Latife Mutlu'nun başvuru tarihinden sonra vefat ettiğini tespit etmiştir. Mirasçılarının bireysel başvuruyu devam ettirme yönünde makul bir süre içerisinde irade ortaya koymadığı anlaşıldığından, söz konusu başvurucu yönünden dosyanın işlemden kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Diğer başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri bakımından yapılan esastan incelemede, idarenin başvuruculara ait taşınmazlara kanuni bir dayanak olmaksızın ve yasal usullere uymaksızın fiilî olarak el attığı belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu durumun mülkiyet hakkına yönelik anayasal güvenceleri ve kanunilik ilkesini doğrudan ihlal ettiğini saptamıştır. Kamulaştırmasız el atma neticesinde açılan tazminat davalarında hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması yönündeki şikâyetlerde ise, uzun süren hukuki süreçler boyunca paranın alım gücündeki dramatik düşüşün telafi edilmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, ortaya çıkan bu büyük değer kaybının başvurucular üzerinde orantısız ve aşırı bir külfet oluşturduğunu, dolayısıyla mülkiyet hakkının korunmasıyla kamu yararı arasındaki adil dengenin mülk sahipleri aleyhine bozulduğunu vurgulamıştır.

Başvurucuların yargılamanın makul sürede bitirilmediğine ilişkin iddiaları da Mahkemece usul yönünden ele alınmıştır. Yüksek Mahkeme, ilgili kanun değişiklikleri gereğince derdest olan makul süre şikâyetlerinin incelenmesi için kurulan Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun ilk bakışta ulaşılabilir ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip etkili bir iç hukuk yolu olduğunu saptamıştır. Başvurucuların bu hukuki yolu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gelmeleri nedeniyle, makul sürede yargılanma hakkı yönünden ihlal iddiaları başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Mülkiyet hakkına ilişkin tespit edilen ağır ihlallerin ortadan kaldırılması amacıyla, idari ve yargısal süreçlerde oluşan bedel kayıplarının telafi edilmesi için Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde yeniden yargılama yapılması gerektiği karara bağlanmıştır. Ayrıca ihlalin yol açtığı manevi zararların karşılığı olarak başvurucular lehine müştereken manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma ve ödenen bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması gerekçeleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: