Anasayfa Karar Bülteni AYM | Şemsihan Akcan ve Diğerleri | BN. 2023/60326

Karar Bülteni

AYM Şemsihan Akcan ve Diğerleri BN. 2023/60326

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/60326
Karar Tarihi 16.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Enflasyon karşısında tazminatın erimesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Değer kaybı mülk sahibine olağan dışı külfet yükler.
  • Makul süre şikâyetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.

Bu karar, kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında erimesinin mülkiyet hakkı boyutuyla ne anlama geldiğini hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde malike ödenen bedelin enflasyon karşısında aşırı derecede değer kaybetmesinin, kişinin anayasal güvencelerini ciddi anlamda zedelediğini vurgulamaktadır. Devletin, kamu gücünü kullanarak özel mülkiyete müdahale ettiği durumlarda, malike ödenecek tazminatın gerçek değerini yansıtması ve ödeme sürecindeki gecikmelerin birey üzerinde olağan dışı, katlanılamaz bir yük oluşturmaması gerektiği temel bir anayasal zorunluluk olarak ele alınmaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idari merciler ve derece mahkemeleri için son derece önemli bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Kamulaştırma bedelleri veya kamulaştırmasız el atma tazminatları belirlendikten sonra ödeme aşamasında yaşanan gecikmelerin enflasyonist ortamlarda hak sahiplerini mağdur ettiği durumlarda, mahkemelerin enflasyon farkını telafi edecek mekanizmaları derhal işletmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialarda kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun öncelikle tüketilmesi gerektiğine yönelik ilkenin istikrarlı bir şekilde uygulanmaya devam ettiği de açıkça görülmektedir. Bu içtihat, idarelerin borçlarını zamanında ödeme sorumluluklarını artırmakta ve etkin hukuki korumaya hizmet etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, kendilerine ait taşınmazlara idare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine dava açarak tazminat talebinde bulunmuşlardır. Yapılan yargılamalar sonucunda başvurucular lehine tazminata hükmedilmiş olmakla birlikte, yargılama sürecinde geçen uzun zaman ve yüksek enflasyon oranları nedeniyle hükmedilen tazminat bedelleri ciddi şekilde değer kaybına uğramıştır. Başvurucular, hak kazandıkları kamulaştırmasız el atma tazminatının enflasyon karşısında erimesi sebebiyle mülkiyet haklarının zedelendiğini iddia etmişlerdir. Ayrıca, söz konusu tazminat davasının çok uzun sürmesi nedeniyle yargılamanın makul sürede bitirilmediğinden yakınmışlardır. Bu kapsamda başvurucular, hem mülkiyet haklarının hem de adil yargılanma kapsamındaki makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek ihlalin tespiti, yeniden yargılama ile maddi ve manevi tazminat talepleriyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkının temel unsurlarını ve devletin bu konudaki pozitif yükümlülüklerini dikkate almaktadır. Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını güvenceye bağlamaktadır. İdarelerin, kamu gücüne dayanarak gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eylemleri, mülkiyet hakkına yönelik son derece ağır bir müdahale niteliği taşıdığından, malike ödenecek bedelin taşınmazın gerçek karşılığı olması mutlak bir anayasal gerekliliktir.

Bu çerçevede Mahkeme, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde temel bir ölçüt olan "orantılılık" ilkesine özel bir vurgu yapmaktadır. Orantılılık ilkesi, bireyin mülkiyet hakkı ile hedeflenen kamu yararı arasında adil ve makul bir dengenin kurulmasını zorunlu kılar. Kamulaştırma bedellerinin veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarının, enflasyon oranlarının yüksek olduğu ekonomik konjonktürlerde geç ödenmesi veya eksik hesaplanması, bedelin alım gücünde ciddi erimelere yol açmaktadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensiplerine göre, tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemekte, bu da kamu yararı ile birey hakkı arasındaki adil dengeyi hak sahibi aleyhine bozmaktadır.

Diğer yandan, makul sürede yargılanma hakkına yönelik şikâyetler bakımından ise 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri belirleyici bir öneme sahiptir. 7499 sayılı Kanun ile yapılan köklü değişiklikler uyarınca, Anayasa Mahkemesinde derdest durumda olan makul sürede yargılanma iddialarında, ilk bakışta ulaşılabilir ve başarı şansı sunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun kullanılması kanuni bir şarttır. Bireysel başvurunun ikincillik niteliği gereğince, hukuk sisteminde var olan bu tür etkili idari ve yargısal yollar usulüne uygun şekilde tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular esastan incelenememektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarını değerlendirmiştir. Başvurucuların mülkiyetindeki taşınmazlara idarece kamulaştırmasız el atılması sonucu açılan davalarda hükmedilen tazminat bedellerinin, ödeme sürecinde enflasyon karşısında değer kaybına uğradığı sabittir. Mahkeme; emsal içtihatlarında belirlediği üzere, kamulaştırmasız el atma tazminatlarının zamanında ve değerini koruyacak şekilde ödenmemesinin mülkiyet hakkının devlete yüklediği yükümlülüklerle bağdaşmadığını tespit etmiştir. Tazminatın enflasyon karşısında önemli ölçüde erimesi, başvurucular üzerinde şahsi ve olağan dışı bir külfet yaratmış, idarenin müdahalesinin ölçülülük ilkesine aykırı düşmesine neden olmuştur. Dolayısıyla, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında gözetilmesi gereken adil denge açıkça başvurucular aleyhine bozulmuştur.

Diğer yandan Anayasa Mahkemesi, başvurucuların yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerini incelemiştir. Yapılan değerlendirmede, mevzuatta gerçekleştirilen değişiklikler sonrasında makul süre şikâyetlerinin öncelikle 6384 sayılı Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucuların, kendilerine ihlal iddialarıyla ilgili yeterli giderim sağlama kapasitesi sunan bu idari başvuru yolunu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurdukları tespit edilmiştir. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği, olağan kanun yolları tüketilmeden makul süre şikâyetinin incelenmesi hukuken mümkün görülmemiş ve başvurunun bu kısmı kabul edilemez bulunmuştur.

Tespit edilen ihlalin sonuçlarının giderilmesi bakımından, mülkiyet hakkının ihlaline yönelik olarak yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmüş, ancak maddi ve manevi tazminat taleplerinin bu aşamada yeniden yargılama ile karşılanacağı anlaşıldığından tazminat talepleri reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve yeniden yargılama yapılması yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: